Bütçede çok büyük ve önemli harcama kalemleri var. Ancak bunların hemen hepsi değişmeyen yapının ve işleyişin 2027 rakamlarına büründürülmüş hali. Açıkçası bütçede kayda değer ve sonuç değiştirecek yeni bir başlık veya harcama kalemi yok.
2027 yılı merkezi yönetim bütçesi 16 Ekim 2027 Cuma günü açıklandı. Açıklamayı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptı, toplantıda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve üst yönetimi ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yetkilileri yer aldı.
2027 yılı bütçe kanunu teklifine göre;
- (I) sayılı genel bütçeli kuruluşlarla ilgili cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 27 trilyon 31 milyar lira ödenek verilmiş.
- (I) sayılı genel bütçeli kuruluşlarla cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 23 trilyon 150 milyar lira tahmin edilmiş.
Dolayısıyla genel bütçedeki ödenekler toplamı ile 2’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki 3 trilyon 881 milyar lira farkın net borçlanma ile karşılanacağı belirtilmiş. Nitekim 6 Eylül 2026 tarihli mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’da da bu açık 3 trilyon 865 milyar lira olarak öngörülmüş.
Bütçede çok büyük ve önemli harcama kalemleri var. Ancak bunların hemen hepsi değişmeyen yapının ve işleyişin 2027 rakamlarına büründürülmüş hali. Açıkçası bütçede kayda değer ve sonuç değiştirecek yeni bir başlık veya harcama kalemi yok.
Harcamalar içerisinde can yakan ve uzun yıllardır da bu ülkenin sorunu olan faiz giderleri de var.
Faiz giderleri yıllar itibariyle çığ gibi büyüyor. Şöyle ki;
- 2025 yılında 1 trilyon 950 milyar lira olarak öngörülen faiz giderleri 2 trilyon 54 milyar lira olarak gerçekleşmiş.
- 2026 yılında 2 trilyon 741 milyar lira olarak hedeflenen faiz giderlerinin 2 trilyon 824 milyar liraya çıkacağı anlaşılıyor ki 2027-2029 Orta Vadeli Program’da 2 trilyon 830 milyar lira olarak revize edilmiş.
- 2027 yılında da faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar lira olarak hedeflenmiş.
Yani son 2 yılda faiz giderleri neredeyse 1 kat artış sergilemiş.
Tabii bu faizlerin kaynağı ya da nedeni borçlanma. Hazine’nin kısa ve orta vadeli Türk Lirası ve döviz cinsi yurt içi ve yurt dışı borçlanmaları var.
Bu borçlar çığ gibi artışını sürdürüyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Eylül 2026 tarihli Kamu Borç Yönetimi Raporu’nda borçlanmanın makus seyri sergilenmiş.
Açıkçası frensiz bir borçlanma stratejisi devam ettiriliyor. Dilerseniz bir kaç rakam ve bilgi verelim.
- Hazine’nin 2026 yılının ilk 8 ayında yani yılın geçmiş üçte ikisinde toplam 67 kez Hazine kâğıdı ihracı yapılmış.
- İlk 8 ayda 10 ayrı türde kâğıt ihraç edilmiş.
- Hazine kağıtları 1 yıldan az vadeli Hazine Bonosu da olmuş, 1 yıldan uzun vadeli Devlet tahvili de olmuş.
- Aynı şekilde Türk Lirası cinsi kuponsuz, kuponlu, sabit faizli, değişken faizli, TÜFE endeksli kağıt ihraçları devreye girmiş.
- Yine altın tahvili, altına ve dolara dayalı kira sertifikası, Euro ve dolar cinsi devlet tahvili ihraçları yapılmış.
- Bu kağıtların faizleri de dönem içi cari enflasyon oranlarının hep üzerinde gerçekleşmiş. Yani bazen yüzde 10’u aşan reel faz ödenmiş.
- Bu arada 5,3 trilyon lira olarak öngörülen 2026 yılı iç borçlanma hedefinin ilk 8 ayda 3.8 trilyon liradan fazlası gerçekleşmiş. Dış borç hedefi de 605 milyar lira iken 470 milyar lira olarak şekillenmiş.
Yukarıdaki açıklamalarımızdan sakın ola borçlanmaya karşı olduğumuz anlaşılmasın.!
Borçlanma bir gerekliliktir, vazgeçilmezdir. Kişilerin, ailelerin, kurumların, kamunun çeşitli şekil ve zamanlarda nakit gereksinimine bağlı olarak hep borçlanma ihtiyacı olur.
Dünyadaki aşırı borçlanma çılgınlığına da bakınca bizim kamu kesimi iç ve dış borçlarının diğer ülkelere göre çok fazla olmadığı da açıktır. Yani kamu borç stokumuz genelde düşüktür.
Bizim eleştirimiz, borçlanmanın frensiz ve hesapsız sürdürülmesidir. Üstelik bu gidişatın giderek borçlardaki artış ve vadelerdeki azalış şeklinde olmasıdır.
Sağlıklı ve sürdürülebilir bir bütçe politikasının sağlam ve sürekli kaynaklara sahip olmasına ve kaynakların etkin kullanılmasına bağlı olduğu açıktır. Kamudaki verimsiz harcamaların, gereksiz ve ölçek üstü yatırımların çok yüksek faizli borçlanma ile finansmanı yanlıştır.
Yürekleri burkan da işin bu tarafıdır…