Türkiye COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik kavramı da Türkçede yeni bir anlam kazandı. Türk Dil Kurumu (TDK), SKD Türkiye’nin girişimi ve Sabancı Üniversitesi’nin bilimsel çalışması sonucunda “sürdürülebilirlik” tanımını güncelledi. Böylece kavram, ilk kez çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetişim boyutlarını kapsayan bütüncül bir çerçeveyle sözlüğe girdi.
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde, Türk Dil Kurumu, “sürdürülebilirlik” kavramını yıllar sonra yeniden tanımladı. Bugüne kadar yalnızca “sürdürülebilir olma durumu” ifadesiyle açıklanan kavram, artık gelecek kuşaklara karşı sorumluluğu, değer yaratmayı, kurumsal dayanıklılığı ve yönetişimi de içeren güncel bir anlam çerçevesine sahip.
Türk Dil Kurumu (TDK), SKD Türkiye’nin girişimi ve Sabancı Üniversitesi’nin bilimsel çalışması sonucunda “sürdürülebilirlik” ve “sürdürülebilir” kelimelerinin tanımlarını güncelledi. Bu değişiklik yalnızca sözlükte birkaç satırın değişmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilirlik dilinin, uluslararası literatürle ve iş dünyasının bugün geldiği noktayla uyumlu hale gelmesi anlamını taşıyor.
Eskiden ne yazıyordu?
Bugüne kadar Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te “sürdürülebilirlik” şu ifadeyle yer alıyordu: “Sürdürülebilir olma durumu.” Tanım dil bilgisi açısından doğru olsa da kavramın son otuz yılda kazandığı içeriği karşılamıyordu. İklim değişikliği, doğal kaynak yönetimi, sosyal eşitsizlikler, şirketlerin yönetişim anlayışı, finansal dayanıklılık ya da döngüsel ekonomi gibi başlıkların hiçbirine gönderme yapmıyordu. Oysa bugün sürdürülebilirlik yalnızca çevreyi korumayı değil; ekonomik büyümenin, toplumsal refahın ve yönetişimin birlikte ele alınmasını ifade ediyor.
Yeni tanım ne diyor?
TDK güncellemesiyle birlikte “sürdürülebilirlik” kavramına ikinci bir anlam eklendi. Yeni tanım şöyle: “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım.”
Bunun yanında ekonomi alanına özgü üçüncü bir tanım da ilk kez sözlüğe girdi. Ekonomi terimi olarak sürdürülebilirlik artık şöyle tanımlanıyor: “Herhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi.”
Böylece sözlükte ilk kez “değer yaratma”, “dayanıklılık”, “yönetişim” ve “gelecek kuşaklar” gibi kavramlar sürdürülebilirlik tanımının ayrılmaz parçaları haline geldi. Aynı şekilde “sürdürülebilir” sıfatı da yalnızca “aynı biçimde devam ettirilebilen” anlamıyla sınırlı kalmadı. Yeni anlamıyla artık “gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen sistem, yöntem veya yaklaşım” olarak da tanımlanıyor.
Neden şimdi?
Zamanlama tesadüf değil. Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapacağı bir dönemde iklim politikalarının, sürdürülebilir finansmanın ve yeşil dönüşümün merkezinde yer almaya hazırlanıyor. Bugün şirketler sürdürülebilirlik raporları hazırlıyor, bankalar yeşil finansman sunuyor, yatırımcılar ESG performansını değerlendiriyor, kamu kurumları yeni düzenlemeler geliştiriyor. Ancak aynı kavramın farklı kurumlarda farklı anlamlarda kullanılması ortak bir dil oluşturulmasını zorlaştırıyordu. Bu nedenle ortak bir tanım yalnızca akademik değil; kamu, özel sektör ve toplum arasında ortak anlayışın oluşması açısından da stratejik önem taşıyor.
Bilimsel araştırmaya dayanıyor
Yeni tanım yalnızca masa başında hazırlanmadı. SKD Türkiye'nin "Sürdürülebilirlik Tanım Seferberliği" kapsamında yürütülen çalışma, Sabancı Üniversitesi akademisyenlerinin bilimsel analizleriyle desteklendi. Araştırmada; 185 SKD Türkiye üyesi şirketin görüşleri alındı. 2012-2025 dönemini kapsayan akademik yayınlar incelendi. Kamu politikaları analiz edildi. Ulusal ve uluslararası sözlükler karşılaştırıldı.Kurumsal sürdürülebilirlik raporları değerlendirildi. Kavramsal haritalama, yapı geçerliliği ve nomolojik ağ analizi gibi yöntemler kullanıldı. Araştırma sonunda sürdürülebilirliğin artık yalnızca “süreklilik” anlamına indirgenemeyeceği; çevresel, ekonomik, toplumsal ve yönetişim boyutlarını birlikte içeren bütünleşik bir yaklaşımı ifade ettiği ortaya kondu. Hazırlanan öneri daha sonra Türk Dil Kurumu bünyesindeki akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyon tarafından incelenerek kabul edildi.
“Kavram da dönüşmek zorundaydı”
SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel’e göre sürdürülebilirlik kavramı son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdi. Günsel, çevre kavramının ötesine geçen sürdürülebilirliğin bugün ekonomiden yönetişime kadar çok daha geniş bir alanı ifade ettiğini belirterek, Türkiye’nin COP31 dönem başkanlığını üstleneceği böyle bir yılda kavramın günümüzü yansıtan bir tanıma kavuşmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu ise sürdürülebilirliğin yalnızca bir kavram değil, dünyaya bakış biçimi olduğunu ifade ediyor. Duygulu’na göre akademik çalışmaların toplum yararına somut çıktılar üretmesi açısından bu çalışma önemli bir örnek oluşturuyor. TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert de güncellemenin yalnızca bir sözlük değişikliği olmadığını, Türkçede terim birliğinin sağlanması ve doğru bilginin topluma aktarılması açısından önemli bir adım olduğunu belirtiyor.
Kurumsal dayanıklılık da tanımın içine girdi
Yeni tanımın dikkat çeken yönlerinden biri de “dayanıklılık” kavramını içermesi. Son yıllarda pandemi, iklim krizleri, enerji arz sorunları, jeopolitik gerilimler ve ekonomik dalgalanmalar, şirketlerin yalnızca büyümesini değil; krizlere karşı dayanıklılığını da ön plana çıkardı. Bu nedenle sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel performansın değil; kurumların uzun vadeli değer yaratabilme kapasitesinin de temel göstergelerinden biri olarak görülüyor. Başka bir ifadeyle yeni sözlük tanımı, sürdürülebilirliği yalnızca “çevreyi koruma” ekseninden çıkarıp, geleceğe hazırlanmanın ve kurumsal dayanıklılığın ortak dili haline getiriyor.
sürdürülebilirlik,
1. isim Sürdürülebilir olma durumu: “
… sokak kültürünün sürdürülebilirliği, belki yeniden inşası için sosyologlar, kültür insanlarımız ortak projeler geliştirmek zorundadırlar." - Feridun Andaç
2. isim Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım.
3. isim, ekonomi Herhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi.
Neden önemli?
Türkiye COP31’e ev sahipliği yaparken ortak bir sürdürülebilirlik dili oluşturuldu.
Kavram ilk kez çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetişim boyutlarıyla tanımlandı.
“Dayanıklılık” ve “değer yaratma” sözlük tanımına girdi.
Akademi, iş dünyası ve kamu iş birliğiyle hazırlanan ilk kapsamlı sürdürülebilirlik tanımı oldu.
Şirket raporlarından kamu politikalarına kadar kullanılacak ortak terminoloji güçlendirildi.