PROF. DR. FEVZİ YILMAZ
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ (E)
Gezegenimizin yeraltı ve yerüstü kaynakları kullanıcılarına ve bütün topluma müreffeh yaşam imkanı verir. Müreffeh yaşamın 11 bileşeni vardır. Bunlar: yaşama sevinci, sağlıklı ömür beklentisi, beslenme, atık su arıtma, minimum gelir, enerjiye ulaşım, eğitime erişim, sosyal destek, demokratik kalite, adaletli gelir paylaşımı ve iş sahibi olma. Daniel W.O’Neil ve arkadaşları Nature Dergisinde yayımladıkları makalede (“A good life for all within planetary boundaries”, Nature Sustainability, Vol 1, February 2018, page 88-95) ülkemizle birlikte 144 ulus bilgilerini ayrıntılı şekilde paylaşmışlardır. Paylaşımda, 2700 kilokalori/kişi/gün sürdürülebilir beslenme eşik değerini ülkelerin yüzde 59’unun aştığı verilmiştir. Limit aşımlı aşırı beslenme doğal olarak fazla kilolu veya obez bireyi akla getirmektedir. Ülkelerin yarısını aşkın kısmının böyle olması hepimizi panikletmektedir. Beslenme eşik değer aşımlı ve aşımsız ortalama değerlere kilokalori/kişi/gün olarak zengin ulus ve fakir uluslardan birkaç örnek verelim: Türkiye:3680, ABD: 3639, Almanya: 3539, Çin: 3074, Azerbaycan: 2952, Malavi: 2334, Yemen: 2185. Sonuçlar bize, Türkiye başta olmak üzere zengin ulusların aşırı kilo ve obezite problemini önemsemeleri ve tedbir almaları uyarısını vermektedir. Diğer yandan, 2700 kilokalori beslenme eşik değerinin çok altında olan bir kısım fakir Afrika ve Güney Asya uluslarının yazgısı ise açlıkla sınanma şeklindedir (BM Gıda Tarım Organizasyonu verileri).
Aşırı kilo veya obezite sorunu, disiplinler arası nitelik taşıyıp ekonomik sosyal ve sağlık boyutlu bir gerçekliktir. Bu alanda yapılan çalışmaları paylaşmak, öneri ve sonuçları idari erke iletmek bize düşen bir görevdir. Dünya Obezite Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri, The Economist dergisi ekinde yayımlandı (The World Ahead 2026, p:44,45). Çıkarım, obezitenin çok önemli bir problem olduğunu ve bu konunun sadece beslenme ile ilişkilendirilemeyeceğini vermektedir. Obeziteyle ilgili politika boşluğunun bedeli çok yüksek olacaktır ve bu konu asla ihmal kabul etmez. Yakın zamanda, 50 Amerika eyaleti ve 20 ülke obeziteye karşı aksiyon alma iradesi ortaya koydular. Dünya genelinde 890 milyon yetişkin obezdir. Kısaca, her sekiz yetişkinden biri obezite ile mücadele eder. Maalesef, hala ülke yöneticilerinin yarısı obeziteyi sağlık problemi olarak görmüyorlar. Amerika’daki 50 eyaletin 20’si de böyledir.
1990’dan bu yana yetişkin obezite sayısı ikiye katlanmış ve çocuk obezite sayısı ise dört kat artmıştır. 10 çocuktan 1’i obezdir. Küresel gayrisafi milli hasılanın yüzde 2,4’ü obez ve ilişkili hastalıklar için harcanan paraya gider. Bunun parasal karşılığı 1 trilyon $/yıldır. 2035’te dünya genelinde dört kişiden biri obez olacaktır. Doğal olarak gelen yıllarda mesela 2035’te küresel bedel 4 trilyon $/yıl olacaktır. Gelen yıllarda 5 milyon ölüm/yıl sayısı obezlikle ilişkili olacaktır (Beden kitle veya kitle indeksi verileri ile ölüm ilişkileri). 20 ülkeden 13, 50 eyaletten 11’i obeziteye karşı politika ve strateji geliştirmiştir. Altı ülke ve dört eyalet obeziteyi azaltma adına ölçülebilir hedef koymuştur. Bunlardan üç ülke ve iki eyalet ayrıca obeziteye karşı kaynak ayırmıştır. Kaynaksız, parasız sonuç elde edilemez. Etkili obezite yönetimi kanıt esaslı takip gerektirir. Burada beslenme yönetimi, etkili davranış terapisi, ilaç tedavisi ve metabolik ve bariatrik cerrahi olarak dört aşama öne çıkmaktadır. Sigorta bu dört adımı da kapsamalıdır. Maalesef sadece bir ülke ve 12 eyalette sigorta bu dört husus için ödeme yapmaktadır.
Halktaki algı bilimin gerisindedir. Obezitenin kronik hastalık olarak tanımlanması gerekir. Obezite sosyal, psikolojik ve çevre faktörlerinin fonksiyonudur. Altı ülke ve iki eyalet ağırlık esaslı (beden kitlesi) ayırımı kabul etmişlerdir. Bu kıstas önemlidir, elzemdir. Politikacı ve halk algısı aynı olmalı ve sorunun çözümü ne kadar hızlı hareket ettiğimizle ilişkilidir! Harekete geçmenin yavaş olması maliyeti yüksektir.
Obezite ülke incelemeleri yukarıda verilen dört ayrı alt grup dikkate alınarak yapılmaktadır. Beslenme yönetimi alt gurubu ülke uygulamaları için Meksika örnek alınabilir: Burada şekerli içeceklerin litre fiyatı 0,05 € ilave vergi ile yükseltilmiştir. Ayrıca kalorisi yüksek ve besin değeri düşük birçok yiyeceğe ise ilave %8 vergi konmuştur. Bu yolla tüketicilerin talebi yüzde 7,10 oranında düşürülmüştür. Diğer örnek Almanya’dır. Almanya geliri düşük ailelerin çocukları için 2024’te nakit para olarak beslenme yardımı programı başlatmıştır. Davranış terapisi alt gurubuna Güney Kore örnek verilebilir. Güney Kore fiziksel aktivite ve bisiklet sürüşünü öne çıkarmış ve yatırımlar yapmıştır. Çin ise öğrencilerin her gün okul içi ve dışı birer saat egzersizi programlara koymuştur. DSÖ gençlere haftada 150 dakika orta derece egzersiz veya 75 dakika yoğun egzersiz önermektedir. Haftada 2, 3 gün kas güçlendirme aktiviteleri ayrıca verilmektedir. DSÖ tarafından 2022 için yapılan bir çalışma üç gençten birinin pasif oturuşu yeğlediği ve fiziksel egzersizi yapmadığını vermiştir. Obezite ve aşırı kilo ile birlikte, tip iki diyabet dahil şeker hastalıkları, kalp hastalıkları ve kanser hastalıkları sıkça anılmaktadır. Toplam genel sağlık harcamalarının %13’ü aşırı kilo ve obezite ile ilişkilendirilmektedir. Obezite Federasyonu, ülkelerin obezite önleme ve yönetimini 100 üzerinden puanlanmıştır. Puanlarıyla en iyi ülkeler: Sırbistan %75, Fransa %74 ve Brezilya %70’dır; Ruanda, Hindistan ve Nijerya ise en yetersizlerdendir. Türkiye ve birçok ülke obeziteyi önlemede bir tavır ortaya koyamadıkları gibi, gündemden düşmüş obezite planı veya stratejileri ile gelgit yaşamaktadır. Sağlık Bakanlığımız paydaşlarla aşırı kilo ve obezite ağırlıklı uyarı programları ve eylemleri planlamalıdır. Yukarıda verilen bazı örnek uygulamalar iyi kritik edilmeli ve parasal kaynakla desteklenmiş obezite önleyici ve tedavi edici adımlar atılmalıdır.
.