Türkiye İş Bankası’nın 100. yılı vesilesiyle Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğinde yeniden hayata geçirilen “81 İlde 81 Orman” projesiyle Türkiye’nin 81 ilinde, 5 yıl içinde 2,2 milyon fidanın toprakla buluşması ve dikilen fidanların bakımının da 3 yıl boyunca düzenli olarak yapılması planlanıyor.
Bir ülkenin doğa ile kurduğu ilişki, çoğu zaman ulaşılan sayılardan değil, istikrardan anlaşılır. Bir proje ‘kaç fidan dikildi’ diye değil; ‘kaç yıl takip edildi, kaç yıl bakım çalışmaları yapıldı, kaç yıl aynı hedefe sadık kaldı?’ diye ölçülür. Çünkü ağaçlandırma bir günün işi değil, bir ekosistemin sabırla inşa edilmesidir.
Tam da bu yüzden 81 İlde 81 Orman projesi, Türkiye’de doğada kalıcı iz bırakabilen; kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin öncü örneklerinden biri. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ve TEMA Vakfı iş birliğiyle 2008-2017 yıllarında 2,2 milyon fidanı toprakla buluşturarak ilk fazı tamamlanan proje, Türkiye İş Bankası’nın 100. kuruluş yıl dönümünde, doğanın korunması ve başta çocuklar olmak üzere toplumda çevre farkındalığının güçlendirilmesi amacıyla yeniden hayata geçirildi.
2023-2028 yıllarını kapsayan ikinci fazın planı net: 5 yıl içinde 2,2 milyon fidanı daha toprakla buluşturmak. Proje kapsamında sadece fidan dikimleri gerçekleşmeyecek; dikimleri takip eden 3 yıl boyunca bakım çalışmaları yürütülecek. Yani mesele yalnızca fidanı toprakla buluşturmak değil, o fidanın yaşamasını sağlayarak ormanlık alanları artırmak.
Bu yaklaşımın bir geçmişi var. Projenin ilk fazı, Türkiye’deki ‘Ağaçlandırma Seferberliğine’ denk gelen; hem en büyük alanlarda hem de en çok ağaçlandırma çalışmalarının yürütüldüğü bir dönemde başlamıştı. 81 ilde fidan dikimleri gerçekleştirilmiş, yaklaşık 1.500 hektar (3.000 futbol sahası büyüklüğünde) alanda 2,2 milyon fidan toprakla buluşturulmuştu.
Fidan dikimi yapılan her sahada dikimi izleyen 3 yıl, ihtiyaca göre ise 5 yıla uzatılacak şekilde bakım çalışmaları yürütüldü; tutmayan, kuruyan ya da zarar gören fidanların yerine yenileri dikildi. Sahalarda bu titiz takip ve özverili çalışmalarla önemli ilerleme sağlandı ve proje, yüzde 84 yaşayan fidan oranı gibi oldukça yüksek bir başarıya ulaştı. Bugün o alanlarda, canlı yaşamının ve ekosistemin oluşmaya başladığı vurgulanıyor.
Dolayısıyla 81 İlde 81 Orman, yalnızca ağaçlandırma projesi değil; uzun vadeli bir iklim dayanıklılığı hamlesi olarak da okunmalı.
Türkiye’nin tüm kıyı şeridini bir kez dolaşacak yeşil bir hat
Yeşil Mikrofon’un konuğu TEMA Vakfı Genel Müdürü Didem Bilgin, Türkiye İş Bankası’nın 100. yılı vesilesiyle yeniden başlatılan projenin geçmişte güçlü bir başarı hikâyesi yazdığını hatırlattı: Projenin tamamlanan ilk fazında, 10 yıl içinde Türkiye’nin 81 ilinde toplam 2,2 milyon fidan toprakla buluşturuldu ve bu fidanların gelişim takipleri yapıldı. Bu sayının “büyük” olduğunu söylemek kolay. Ancak Bilgin’in verdiği bilgi, çalışmanın ölçeğinin büyüklüğünü de gözünüzde canlandırıyor: Bu fidanlar 4 metre aralıklarla dikildiğinde Türkiye’nin tüm kıyı şeridini bir kez dolaşacak kadar uzun bir yeşil hat yaratıyor. Bu nedenle proje, sadece bir ağaçlandırma çalışması değil; ülkenin çevresini saracak güçte bir doğa seferberliği.
İki faz da kritik dönemlerde hayata geçirildi
Projenin her iki fazı da Türkiye açısından kritik dönemlerde hayata geçirildi. 2008–2017 yılları arasındaki ilk aşama, Ağaçlandırma Seferberliği kapsamında Türkiye tarihinin en kapsamlı ağaçlandırma çalışmalarından biri oldu. İkinci faz ise 2019’dan sonra giderek artan ve 2021’de yaşanan büyük orman yangınlarının ardından, ülkemizde ciddi boyutlarda orman kayıplarının yaşandığı bir döneme denk geldi.
Bu süreç, ormanların korunmasının ve ağaçlandırmanın hayati önemini bir kez daha ortaya koyarken, Bilgin’in ifadesiyle “çağrıyla değil kayıpların yarattığı gerçeklikle” şekillenen doğal bir seferberlik ruhunu da beraberinde getirdi.
Proje kapsamında yürütülen çalışmalar, yalnızca fidan dikimiyle sınırlı kalmıyor; dikim öncesi bilimsel kriterlere dayalı saha seçimi ve dikim sonrası bakım süreçleriyle uzun vadeli olarak sürdürülüyor. Bir fidanı toprağa dikmek sürecin başlangıcı olurken, onu ormana dönüştürmek yıllara yayılan planlı ve gayret isteyen bir çalışmayı gerektiriyor. Ülkemizde ağaçlandırma projelerinin çoğu ’dikim etkinliği’ fotoğrafıyla hatırlanır. Oysa burada fotoğrafın arkasında, yıllara yayılan bir emek var.
Bu proje, öncü bir iş birliği modeli
Didem Bilgin’in altını çizdiği ikinci kritik nokta, projenin üçayaklı yapısı: Kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliği.
Özellikle yanan alanların orman haline getirilmesi OGM için ekstra ve kritik bir yük getirirken, diğer bölgelerdeki ağaçlandırma çalışmalarına özel sektör ve sivil toplumun destek vermesi hem çalışmaların sürdürülebilirliğine hem de toplumda farkındalığın artmasına önemli katkı sağlıyor.
Bu üçlü birliktelik, Türkiye’de sıkça gördüğümüz “tek paydaşlı” ya da “iki kurumlu” projelerin ötesine geçiyor. Bilgin’in ifadesi net: “Bu yapının sürdürülebilirliği yüksek; ortak hedef etrafında güçlendiği bir model kurulmuş durumda.”
Çocuklar ve doğa arasında kurulan bağ
Projeyi “ilham verici” yapan bir diğer boyut, kamuoyunda ve özellikle çocuklarda doğa ve orman koruma farkındalığını artırması. Bu doğrultuda, ağaçlandırma yapılan her ilde başta çocukların ve gönüllülerin katılımıyla fidan dikim etkinlikleri gerçekleştiriliyor, adeta bir şenliğe dönen bu süreçte çocuklar ve doğa arasındaki bağ güçleniyor. Çocukların bir kısmı için bu etkinlikler, toprağa ilk kez bu kadar yakın oldukları anlar. Bilgin, o gün kurulan bağın önemini özellikle vurguluyor: “Doğayla temas, çocukluk döneminde kalıcı bir alışkanlığa dönüşebiliyor. Bu yüzden proje, sadece ağaçlandırma değil; doğa koruma farkındalığının artırılmasına da büyük bir katkı sağlıyor.”
Ormanlar, yaşam alanlarımız
Bilgin’in vurguladığı gibi ormanlar yalnızca “yeşil alan” değil, iklim kriziyle mücadelede en büyük karbon yutaklarımız. Atmosferdeki karbonu tutarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltıyorlar. Aynı zamanda biyolojik çeşitlilik için bir yaşam alanı oluşturuyor, ekosistem hizmetleri sağlıyorlar. Bu nedenle 81 İlde 81 Orman, yalnızca bir ağaçlandırma projesi değil; gelecekte büyüyerek iklim değişikliğiyle mücadeleye ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlayacak orman alanları oluşturmayı hedefleyen, hem ekolojik hem de toplumsal fayda üreten güçlü ve kalıcı bir etki yaratıyor.
■ Doğa için verilen her katkı çok kıymetli
Doğa için atılan her adım çok kıymetli. İkinci fazında 2,2 milyon fidanın toprakla buluşacağı projeye dahil olmak, büyümesine katkıda bulunmak için mutlaka sahaya gitmek gerekmiyor. Farklı şehirde, farklı ülkelerde yaşayanlar da TEMA Vakfı’nın https://www.tema.org.tr/81- ilde-81-orman-fidan-bagislari sitesi aracılığıyla diledikleri sahada ilave fidanların toprakla buluşması için bağış yapabiliyor.