Dijital içerik dünyasında son dönemde en kritik soru ne izlediğimiz değil, izlediğimiz içeriğin değerinin kime gittiği. Türkiye pazarına girmeye hazırlanan MovieMe, “izlediğin kadar öde” modeliyle hem izleyiciye abonelik baskısından çıkış, hem de içerik üreticisine algoritma ve reklam bağımlılığının ötesinde daha doğrudan bir gelir alanı vaat ediyor. “Algoritma karşıtı değiliz, güven yanlısıyız” diyor.
Dijital ekonominin en hızlı büyüyen alanlarından biri içerik üretimi. Bugün milyonlarca insan video izliyor, içerik paylaşıyor, üreticileri takip ediyor, ancak bu büyük etkileşim her zaman adil ve sürdürülebilir bir gelir modeline dönüşmüyor. Bir yanda izleyiciler kullanmadıkları aboneliklere ödeme yapmaktan yoruluyor, diğer yanda içerik üreticileri emeklerinin karşılığını çoğu zaman algoritmaların, reklam bütçelerinin ve sponsor anlaşmalarının belirlediği bir sistem içinde arıyor.
MovieMe tam bu kırılma noktasında Türkiye pazarına gelmeye hazırlanıyor. Platformun önerdiği model basit ama dijital içerik ekonomisi açısından dikkat çekici: Abonelik değil, izlenen dakika. İzleyici yalnızca gerçekten izlediği içerik için ödeme yapıyor, içerik üreticisi ise değerini doğrudan kitlesinden alıyor.
İçerik artık sadece tüketilen bir ürün değil, takip edilen, desteklenen ve etrafında topluluk kurulan bir ilişki alanı. Movie- Me’nin iddiası da bu ilişkiyi daha şeffaf, daha doğrudan ve daha sürdürülebilir bir ekonomik modele taşımak. MovieMe Kurucusu Bhavesh Joshi ile konuştuk:
Bilinçli bir değer alışverişi
MovieMe ile çözmeye çalıştığımız temel sorun şu: İnsanlar çoğu zaman gerçekte tüketmedikleri eğlence içerikleri için ödeme yapıyor. Milyonlarca insan en iyi niyetlerle streaming platformlarına abone oluyor; ancak aylar sonra neredeyse hiç açmadıkları platformlara ödeme yaptıklarını fark ediyorlar. MovieMe çok daha basit bir model üzerine kuruldu: Gerçekten izlemeyi seçtiğiniz şey için ödeme yaparsınız. Bir belgeselle yirmi dakika geçirirseniz, yirmi dakika için ödeme yaparsınız. İzlemeyi bıraktığınız anda ödeme de durur.. İzleyicilerin zamanları ve paralarının kendi seçimleriyle uyumlu olduğunu hissetmelerini; içerik üreticilerinin de birinin onların işiyle zaman geçirdiğinde bunun pasif bir tüketim değil, bilinçli bir karar olduğunu bilmesini istiyoruz. Eğlencenin, tekrar eden bir yükümlülükten çok, izleyiciler ile üreticiler arasında bilinçli bir değer alışverişi gibi hissedilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
“Dikkat” ekonomik bir değer
Bugün yaklaşık 115 milyon YouTube kanalının yalnızca yaklaşık 3 milyonunun anlamlı gelir elde etmesi, sorunun yaratıcılık ya da talep eksikliği olmadığını gösteriyor. Sorun, çoğu para kazanma sisteminin reklam üzerine inşa edilmiş olması. Bu da doğal olarak değerin görece küçük bir içerik üretici grubunda yoğunlaşmasına yol açıyor. Bu durum, içerik üreticilerinin başarısızlığı değil, fakat değerin nasıl paylaşıldığını yeniden düşünmek için alan olduğunu gösteriyor. MovieMe’de biz, dikkatin kendisinin ekonomik bir değeri olduğuna inanıyoruz. Birisi sizin belgeselinizi izlemek, podcast’inizi dinlemek için bir saat ayırıyorsa, bu etkileşim izleyici ile içerik üretici arasında daha doğrudan bir finansal ilişki yaratmalı. İçerik üretici ekonomisini bir gecede düzelttiğimizi iddia etmiyoruz; ancak içerik üreticilerinin izleyicileri tarafından yaratılan değere daha anlamlı, şeffaf sürdürülebilir biçimde katılmasına olanak tanıyan modellere yer olduğuna inanıyoruz. Nihayetinde, içerik üreticilerinin yalnızca dikkat çekmeleri için değil, o dikkati elde tutmaları için de ödüllendirildiği bir sistem kurmaya çalışıyoruz.”
Algoritma karşıtı değiliz, güven yanlısıyız
“Algoritmalar keşiften çok elde tutmayla ilgili hale geldi; içeriğin bol olduğu ortamlarda platformların izleyicileri meşgul tutmasına yardımcı oluyorlar. MovieMe’de temel bir şey değişiyor. İzleyiciler dakika başına ödeme yaptığında, harcadıkları her dakika pasif bir kaydırma değil, bilinçli bir seçim haline geliyor. Bu, izleyiciler ile içerik üreticiler arasında farklı bir dinamik yaratıyor. Birisi bir belgesel, podcast ya da diziyle kalmayı seçer ve ardından bunu bir arkadaşına önerirse, o öneri hiçbir algoritmanın tam olarak kopyalayamayacağı bir ağırlık taşır; çünkü hem dikkati hem de niyeti yansıtır. Bununla birlikte, algoritma karşıtı değiliz. Güven yanlısıyız. MovieMe’de keşif; editoryal kürasyon, içerik üretici toplulukları, izleyici önerileri, iş birlikleri ve akıllı keşif araçlarının birleşiminden gelecek. Algoritmalar keşfe hâlâ yardımcı olabilir; ancak içerik üreticilerin hayatta kalmak için ne üretmeleri gerektiğini onların belirlemesi gerektiğine inanmıyoruz.”
Adil ve şeffaf ödüllendirme
“Bizim için başarı, içerik üreticilerin sürdürülebilir işler kurabildiği ve izleyicilerin sadece erişim için değil, gerçek değer için ödeme yaptıklarını hissettikleri bir platform inşa edip etmediğimizle ilgili. Üç şeye yakından bakacağız. Birincisi, içerik üretici sürdürülebilirliği. Movie- Me’de kaç içerik üretici olduğu değil, kaçının buradan dürüstçe anlamlı gelir olarak tanımlayabileceğimiz bir kazanç elde ettiği. İkincisi, içerik üretici devamlılığı. MovieMe’de ilk içeriğini yayımlayan kaç içerik üretici ikinci, üçüncü, onuncu içeriği üretmek için geri geliyor? Üçüncüsü, izleyici davranışı. İzleyiciler değer verdikleri içerikleri bilinçli olarak seçiyor ve yalnızca gerçekten izledikleri şey için ödeme yaparak kendilerini daha güçlü hissediyor mu? Önümüzdeki birkaç yıl içinde dikkatin içerik üreticileri ödüllendirmenin daha adil ve daha şeff af bir yolu olabileceğini gösterebilirsek, o zaman yalnızca başka bir streaming platformu kurmadığımızı bileceğiz. Dijital içerik için yeni bir ekonomik modelin yerleşmesine katkı sağlamış olacağız.”
Türkiye bizim için test pazarı değil içerik ekonomisinin gelecek sahnesi
“Türkiye’yi gelişmiş bir ülke olarak görüyorum, dünya yalnızca bu gerçeği yeni yakalıyor. Türkiye dizileri bugün 170 ülkede neredeyse 1 milyar izleyiciye ulaşıyor ve Türkiye Kültür Bakanlığı’na göre ihracat gelirleri 1 milyar doları aşmış durumda. Türkiye artık senaryolu televizyon içerikleri ihracatında, ABD ve Birleşik Krallık’ın ardından dünyanın üçüncü büyük ihracatçısı. Türkiye, dünya standartlarında hikâye anlatıcılarına, yüksek etkileşimli izleyicilere ve işi hâlihazırda sınırlarının çok ötesine ulaşan içerik üreticilerine sahip bir ülke. Aynı zamanda buradaki tüketiciler eğlenceye nasıl harcama yaptıkları konusunda düşünceli; bu da yalnızca izlediğin kadar ödemeye dayanan bir modeli özellikle cazip kılıyor. Tam da bu nedenle ilk olarak İstanbul’da lansman yapıyoruz. Türkiye bir test pazarı olduğu için değil, içerik üretici odaklı eğlencenin geleceğini temsil ettiğine inandığımız için.”
MovieMe’nin Türkiye’deki ilk tercihi Alper Rende oldu
“Türkiye’de içerik üreticileri ile görüşmelere başladık ve aldığımız tepki inanılmaz derecede cesaret verici oldu. Hatta şunu söyleyebilirim: Elimizde artık yalnızca bir görüşme değil, işlerinin etrafında bir iş modeli kurmanın daha sürdürülebilir yolları olması gerektiğine inanan içerik üreticilerinden gelen bir taahhüt var. Alper Rende ile gerçekleştireceğimiz ilk Türkçe yayın, tam olarak iş birliği yapmak istediğimiz içerik üretici tipini yansıtıyor. Alper; izleyicileri aksi halde deneyimleyemeyecekleri yerlere ve hikâyelere götüren sürükleyici, belgesel tarzı içerikler üreterek 6 milyondan fazla aboneye ve 1 milyarın üzerinde izlenmeye sahip bir kitle oluşturdu. Onun işleri, izleyicilerin düşünülmüş, yüksek kaliteli hikâye anlatıcılığıyla zaman geçirmeye istekli olduğunu gösteriyor ve MovieMe tam olarak bunu ödüllendirmek için tasarlandı.”