Bana yapay zekânın bu kadar hızlı gelişeceğini tahmin edip edemediğimi sorduklarında kendimi Süleyman Demirel gibi hissediyorum. Hora gemisinin Ege’ye çıkıp çıkamayacağı tartışılırken sarf ettiği söylenen şu meşhur “Ege bir göl değildir.” ifadesi aklıma geliyor. Malumatfuruş’tan aktarıyorum: “Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Ege Denizi adaları ve kıta sahanlığı ile ilgili krizler hakkında bir gazetecinin kendisine yönelttiği ‘Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin bir ‘Yunan Gölü’ olduğunu iddia ediyor. Cevabınız ne oluyor?’ sorusuna ‘Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir.’ yanıtını verdiği yıllardır aktarılmakta (Demirel’in bu sözü Başbakan olduğu yıllarda, 1965’te, 1994’te ve Kardak krizi sırasında 1995 yılında söylediği yönünde farklı tarihler ileri sürülmekte).” Malumatfuruş, bunu kanıtlayacak muteber bir kaynağa ulaşılamadığını da ekliyor. Google marifetiyle ciddi tarih arşivlerinde bu konudaki endekslere bakmaya çalışınca 1970’li yılların siyasi gelgitleri içinde iktidar değişikliklerinden Ecevit’e suikast girişimine kadar bir sürü haber alıntısı ve Demirel’in birçok ifadesi arasında kayboluyorsunuz.
Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi kitabından uyarlanan diziyi izlerken 1980 askeri darbesi nedeniyle Kenan Evren’in yer aldığı dizide Süleyman Demirel’in yer almaması dikkatimi çekti. Halbuki Çoban Sülü’den Morrison Süleyman’a kadar birçok isim takılan rahmetli başbakan ve cumhurbaşkanı Türkiye’nin dönüşümünde çok önemli bir kültürel figürdür ve toplumsal hayatı da sadece söylem olarak değil; gerçekten değiştirmiştir. Bunu yine Anadolu’da yetişmiş ve bizimle kanı çok uyuşman bir lise öğretmenimizle sohbetimden aktarayım. Daha önce de yazmıştım. Bu din bilgisi hocası ile sohbet ederken söz “gece tırnak kesilmez” yaklaşımının hurafe olup olmadığına gelmişti. Kendisi de o ortamda büyüdüğü için bu hoca, elektrik olmayan dönemde gece kesilen tırnak bir yere sıçrarsa gaz lambası ışığında bulmanın imkânsız olduğunu ve bu nedenle bu şekilde bir yorum yaptığını anlatmıştı. Tek odalı evlerde gece yer yatağı serilerek yatılması, bunu pislik boyutunun ötesinde batma riski ile de hayatımıza soktuğu için bu yaklaşım son derece doğruydu. Demirel’in “barajlar kralı” olarak evlere elektrik götürmesi, gece ile gündüz arasındaki farkı kaldırmakla kalmamış bu kültürel yaklaşımı da değiştirmişti. Bu değişimi bugün hangimiz büyük ve hızlı bir dönüşüm olarak ele alıyoruz?
Binaenaleyh, bu kadar hızlı bir değişimi bekleyip beklemediğim sorusuna insanları tatmin edecek bir yanıt veremiyorum. Ben üniversiteyken, fotokopi odasının yanındaki odada bulunan ve internete bağlı tek bilgisayar olan makine ile internete bağlanma maceramı anlatsam kimse anlamaz. Macera bilgisayarın başına oturmadan çok önce başlıyordu. Asistanla sözleşip belirli bir saatte buluşmamız gerekmişti; yapacağım da bir hocamızın isteği doğrultusunda ODTÜ ile yazışmaktı. Bugünkü gibi bir arayüz yoktu; C promptunda yani siyah ekran üzerinde komut yazarak sistemi kullanıyordum. Zaten sadece bir kere kullandım. Buluştuğum asistan önce odanın kapısını sonra bilgisayarın tozlanmaması için ekranı ile birlikte üzerine örtülen plastik örtüyü açtı. Sonra çevirmeli ağda çalışan modemle uzun bağlanma hikâyesi ve komut ile mesajı yazdıktan sonra yanıt gelmesini bekleme. Yanıt yazısını görüp çıkış aldıktan sonra eski haline getirilen odayı terk. Bu deneyim ile bugün yaşadığımızı karşılaştırdığınızda tespit ettiğiniz değişimin hızı, yapay zekâyı geliştirme ve kullanmadaki hızımıza göre nasıl?
Masumiyet Müzesi’ndeki asıl sorunun, benim sözlerimle o zaman bunun en mutlu an ve en büyük fırsat olduğunu anlamak ya da anlamamak ile ilgili olması, hayatı gerçek anlamda değerlendirmeyi sağlayan bir zemin yaratıyor. Hayattaki büyük değişimler ise, bazen bunu fark etmeden gerçekleşiyor. Bir komşumuz yıllar önce bir müteahhitle konuşup apartmanı kentsel dönüşüme sokmakla ilgili bir hesap yapmıştı. Evinin değerinin kentsel dönüşümün ardından iki üç katına çıkacağını ve bunu satarak daha iyi bir yerden ev alabileceğini düşünüyordu. Süper bir fanteziydi. O eve o parayı verecek kişinin neden onun yaşamak istediği daha iyi yerden ev almayıp onun evini satın alacağının yanıtı ise yoktu.
Yapay zekâ ekonomisinin büyüklüğü ve büyüme hızı bu türden beklentileri besliyor ama yapay zekâ ekonomisinden büyük pay almanın yolu, hikâye anlatmaktan değil, hikâyeyi yaşamaktan geçiyor. Eşimin kahve falını Falcı Bacı yerine ChatGPT’ye göndermeye başlamasının ardından bugün geldiğimiz noktada ChatGPT, eve son aldığımız hava temizleme/nemlendirme cihazı için danışmanlık yaptı. Tartışarak iki modele düşmüşler ve biz ChatGPT’nin söylediği bu iki modelden birini aldık. İnternetteki karışık yorumların ardından karar veremezken düşen hava kalitesi karşısında almamız gereken önleme, ChatGPT ile birlikte karar verdik. Ama asıl hikâye ürünü aldıktan sonra başladı. Çok sayıda ülkeye satılan ürünün kullanım kılavuzunda yazıdan çok görsel kullanılmıştı ve anlamak zordu. Neyse ben “kırılmadıkça sorun yok” diyerek deneme yanılma yoluyla kurulumu yaptım ve bundan sonrasını deneyerek öğreneceğimizi söyledim. Şimdilik memnunuz ama nemlendirme ünitesine benim çekingence koyduğum su bitince cep telefonuna gelen mesajla su ekledim. İşin garip tarafı, resim kullanılan kullanım kılavuzu karşısında paniğe kapılmamızdı. Halbuki hayatımızı değiştiren akıllı telefon iPhone tamamen ikonlarla kullandığımız bir cihazdı.
Benim bunları anlatma nedenim, yapay zekâ ekonomisinden pay almak için bugün şikayet ettiğimiz halüsinasyon özelliğini bir arkadaş gibi kullanmamız gerektiğine işaret etmek. İTÜ’deki o bilgisayar odasında belki 2,4 K ve belki de daha düşük bir hızda bağlanırken bugün gigabit (Gb) bağlantı sağlayan fiber kullanıyorum. K’dan M’ye 1.024 ve M’den G’ye de yine 1.024 kat artış var ama asıl önemli değişim hızın artmasıyla birlikte bir yere bağlanıp orada sunulana bağımlı olmaktan kurtulup internette sörf yapma olanağını bulmuş olmamız. Aslında yapay zekânın yaptığı da bu; bunu yaptığınızda hayatınızı değiştiriyorsunuz.
Masumiyet Müzesi’nin gösterime girdiği Netflix’te yeni dizileri izlerken ilgi çekici şeylerle karşılaşıyorum. Geçenlerde izlediğim bir dizide üç kişinin son kez bir araya gelip bir daha ölene kadar birbirlerini görmedikleri ile ilgili bir anlatım vardı. Yanılmıyorsam Özgürlüğün Bedeli filminde gözyaşlarına büründüğüm sahnenin anlatımıydı. İntihal miydi yoksa yapay zekâ hayatımızda olan bir şeyi alıp oraya monte ederek bize yeniden mi gösteriyordu. Ya da Masumiyet Müzesi’ndeki “sonuna kadar gitme” olgusunun Amazon Prime’daki Law and Order’ın 2010’lardaki bölümünde New York’taki bir polisiye vakada karşıma çıkmasının yapay zekâ ile bağlantısı olmayan durumunu ne yapacağız? Bütün bunlar olurken, önemli olan bütün bunların arasında Masumiyet Müzesi gibi farklılığı olan bir yapıtı, insan zihninin ya da yapay zekânın beslendiği o büyük kütüphaneye ekleyebilmek. Bunu yaparsak 5 trilyon dolarlık bir ekonominin saygın bir oyuncusu olma şansını elde edebiliriz.
TD SYNNEX: Yapay zekâ pazarı 25 kat büyüyerek 5 trilyon dolara yaklaşacak
Bunları yazdıktan sonra TD SYNNEX’in kehanetleri ile ilgili bölümü onların ağzından aktarmayı yeterli görüyorum. Şöyle:
“2023 yılında 189 milyar dolar büyüklükte olan küresel yapay zekâ pazarının 2033’te 4,8 trilyon dolara çıkması beklenirken TD SYNNEX'in 2025 ‘Teknolojinin Yönü’ raporu da iş ortaklarının yüzde 75’inin yapay zekâyı gelecekleri için vazgeçilmez gördüğünü ortaya koyuyor. Bu trende karşın şirketler nereden ve nasıl başlayacaklarını bilmedikleri için bu yapay zekâ dönüşümünde çekimser kalabiliyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirilen Destination AI programı; farkındalık, yetkinlik kazandırma, satış desteği ve satış sonrası destek olmak üzere dört adımda şirketlerin yapay zekâ uygulamalarını hayata geçirmelerini sağlamasıyla dikkat çekiyor.
Yapay zekâ, hızla çağımızın en belirleyici teknolojisi haline geliyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, küresel yapay zekâ pazarı 2023'te 189 milyar dolarken, 2033'te 4,8 trilyon dolara ulaşacak, yani sadece on yılda 25 kat büyüyecek. BT ekosistemi için lider bir küresel distribütör ve çözüm toplayıcısı olan TD SYNNEX'in 2025 yılına ilişkin yayımladığı yeni “Teknolojinin Yönü” raporunda da şirketin iş ortaklarının yaklaşık yüzde 75 yapay zekânın kendi gelecekleri için vazgeçilmez olduğunu söylüyor. Ayrıca yapay zekânın kullanımı yaygınlaşırken iş ortaklarının, yapay zekâ destekli siber güvenlik (yüzde 58,4) veya yapay zekâ ile otomasyon (yüzde 54,3) gibi daha gelişmiş ve etkili kullanım senaryoları sunarak kendilerini farklılaştırmaları gerektiklerine de dikkat çekiliyor.
Yapay zekâya dair heyecan oldukça yüksek olsa da şirketler, bu dönüşümü nasıl yapacakları konusunda yeterli bilgi birikimine sahip değil. “Nereden başlamalıyım?” en büyük soru işareti olarak akıllarda yanıt arıyor. Birçok şirket için yapay zekâ yeni ve karmaşık bir alan olduğundan yanlış bir adım atıp müşterilerinin ya da son kullanıcının güvenini zedelemekten çekiniyorlar. Bundan ötürü şirketlerin sadece bu teknolojiye değil, aynı zamanda güvene ve gönül rahatlığı ile ilerleyebilecekleri açık bir yol haritasına ihtiyaçları var.
Tam bu noktada bilgi birimleri ve teknolojileri ile bu yapay zekâ gelişime yön veren küresel markaların destekleri büyük önem kazanıyor. 100'den fazla ülkede 150 binden fazla müşteriye katma değerli distribütörlük hizmeti veren TD SYNNEX, “Destination AI” programı ile tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'deki iş ortaklarının ve müşterilerinin de yapay zekâ yolculuklarına destek veriyor.
Yapay zekâya olan ilgi oldukça yüksek olsa da iş ortaklarından sadece teknik açıdan değil strateji, yatırım ve risk gibi işin geleceğine yönelik sorular aldıklarını söyleyen TD SYNNEX Türkiye Başkanı Behçet Yumrukçallı, ‘Bize en çok yöneltilen soruların başında ‘Nasıl başlamalıyım?' geliyor. Birçok iş ortağımız için yapay zekâ yeni, karmaşık ve zorlayıcı bir alan; yanlış bir adım atıp müşterilerinin ya da nihai kullanıcının güvenini zedelemekten çekiniyorlar. Gerçek şu ki, iş ortaklarımız teknolojiyi kullanırken aynı zamanda güven, açıklık ve ilerleyebilecekleri net bir yol haritasına ihtiyacı var. Bayilerimiz fırsatların bol olduğunu, fakat karşılarındaki engellerin bazen yapay zekâya geçişi dağa tırmanmaya benzettiğini söylüyorlar. Tıpkı dağa tırmanırken olduğu gibi, sadece iyi ekipman yetmez; doğru rotayı da bilmek gerekir.’
İşte TD SYNNEX'in Destination AI programı tam da bu noktada devreye giriyor. Tüm bu soruları ve zorlukları çözüme kavuşturup süreci basitleştiriyor. TD SYNNEX, bu program ile iş ortaklarının yapay zekâ dönüşümü sürecinde her adımda yanlarında olmayı, yapay zekânın kullanımı önündeki engelleri kaldırmayı ve böylece iş dünyasının bu fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmasını hedefliyor.
Destination AI, TD SYNNEX'in iş birliği yaptığı her bayi ve üreticinin yapay zekâyı işlerinde somut şekilde hayata geçirebilmesi için oluşturulmuş bir program olup iş ortakların yapay zekâ çözümlerini sadece teoride bırakmayıp, doğrudan iş hedeflerine, müşteri beklentilerine ve pazar fırsatlarına göre kullanabilmeleri için tasarlandı. Destination AI; güvenlik, ağ, depolama, bulut gibi diğer yeni teknolojilerle birlikte çalışarak, dijital dönüşümde daha bağlantılı ve uçtan uca bir yaklaşımı destekliyor.
Destination AI programı, iş dünyasının yapay zekâ alanındaki yolculuğunu dört ana başlıkta hızlandırıyor:
- İlk adım farkındalık: Bu adımda dönüşümün temelleri atlıyor, iş ortakları yapay zekâdaki en son gelişmeler, sektör trendleri ve değer önerileri konusunda bilgilendiriliyor. Solution Grid gibi araçlar ve iş ortağı AI profilleme çözümleri sayesinde, ortakların yapay zekâ yolculuklarında hangi aşamada oldukları belirleniyor ve hedeflerine en uygun çözümleri keşfetmelerine yardım ediliyor.
- Bir sonraki aşama, Yetkinlik Kazandırma: Bu aşamada, iş ortakları yapay zekâyı pazara sunma stratejilerine entegre edebilmeleri için gereken beceri, kaynak ve dönüşüm rehberliğiyle destekleniyor. Program, yapay zekâ teknolojilerini gerçek kullanım senaryolarıyla buluşturarak, iş ortaklarının müşterilerine ölçülebilir değer sunmasını sağlıyor. Burada sadece yapay zekâyı anlamak değil, aynı zamanda güvenilir bir AI uygulama pratiği oluşturmak hedefleniyor. Hızlı yetenek aktarımı ve pratik eğitimlerle, teorik bilgilerin uygulamaya dönüşmesi sağlanıyor.
- Satış aşamasında ise ana odak Destek. AI satış süreçlerinin oldukça karmaşık olabileceğinin ve AI çözümlerinin her zaman kolay anlaşılır olmadığının farkında olan TD SYNNEX, bu noktada; örnek kullanım senaryoları, demo ortamları ve teknik destek gibi uygulamalı rehberlik ve uzman danışmanlık sunuyor.
- Son adım ise Satış Sonrası Bu adımda satış sonrası süreçte iş ortakları yalnız bırakılmıyor. Amaç, iş ortaklarının AI projelerini başarıyla hayata geçirmelerine destek olmaya devam etmek. Bunun için uygulama, işletme ve yönetim aşamalarında profesyonel hizmetlere erişim ile projelerin tüm yaşam döngüsünü kapsayan destek veriliyor.”
TD SYNNEX’in beklentileri ortaya koyup bunun üzerine kendi yol haritasını yerleştirmesi, heefe ulaşma açısından geçerli bir yöntem. Bu nedenle kendi ifadelerini aktararak hikâyeyi anlattım. Büyük resmi düzenlerken bunun üzerine bir katman daha koymak gerekiyor.
ManpowerGroup: İnsan fark yaratacak, hızlı öğrenen kazanacak
ManpowerGroup'un yayımladığı “İnsanla Gelen Fark: Geleceğin İş Dünyası Trendleri” raporunda, yapay zekâ çağında iş dünyasında başarılı olmanın temel anahtarı olarak "Hızlı Yeniden Öğrenme" becerisine işaret ediyor. ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, “İş dünyası, teknolojik gelişmelerin ve değişen beklentilerin etkisiyle tarihin en hızlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Raporumuz, bu yeni dönemin kazananlarını belirleyecek en temel kriterden birinin ‘Hızlı Yeniden Öğrenme' konusu olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Artık sahip olduğumuz bilgiler yapay zekâ yetkinlikleriyle harmanlama ve sürekli güncelleme becerisi, kariyer yolculuğunun en stratejik unsuru haline geliyor. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, farkı yaratacak olan yine insandır. Empati, yaratıcılık ve etik muhakeme gibi ‘insan odaklı' temel beceriler, gelecekte en büyük rekabet avantajı olacak. Bu nedenle iş dünyasının, çalışanlarını yarının ihtiyaçlarına göre hazırlayan, kapsayıcı ve sürdürülebilir eğitim modelleri kurmaya odaklanmaları kritik önem taşıyor.” diyor.
Rapora göre geleceğin iş dünyasında kazananlar, hızlı öğrenme becerisine sahip olanlar olacak. Çalışanlardan, yapay zekâ entegrasyonunun hızlanmasıyla birlikte sürekli yeni yetkinlikler geliştirmeleri beklenecek. Performans ve verimlilikleri ise her zamankinden daha yakından takip edilecek. Raporda “Hızlı Yeniden Öğrenme” konusu altında şu dört temel trend detaylı bir şekilde ele alınıyor:
Trend 1- Yapay zekâ okuryazarlığı: Yapay zekâ alanında önümüzdeki dönemde, daha somut ve ölçülebilir yetkinlikler ortaya çıkacak. Etkili prompt yazımı, yapay zekâ çıktılarının eleştirel değerlendirilmesi ve yapay zekâ temelli iş akışlarının etik biçimde uygulanması bu yetkinliklerin başlıcaları arasında yer alacak. Yapay zekâ okuryazarlığı, ileri düzey bir diploma gerektirmemesi ve herkesin ücretsiz çevrimiçi eğitimlere erişebilmesi nedeniyle güçlü bir demokratikleştirici potansiyele sahip. Ancak asıl zorluk, yapay zekâ uygulamalarına yönelik en iyi uygulamaların ülkeler, bölgeler ve kurumlar genelinde standart hale getirilmesini sağlamaktan geçiyor.
Trend 2-İnsan odaklı temel becerilere dönüş: Sanayi öncesi beceriler; problem çözme, bilişsel esneklik, öz farkındalık, yaratıcılık, empati, sezgi ve kişiler arası iletişim gibi temel insani becerileri de kapsıyordu. Çalışanlar, yapay zekâ ile birlikte çalıştıkları yeni dönemde fark yaratabilmek ve modern iş dünyasının beklentilerine uyum sağlayabilmek için bu yetkinliklere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacak. Rapordaki bilgilere göre 2030 yılında çalışanların ihtiyaç duyacağı en hızlı büyüyen ilk on beceriden yedisinin yumuşak beceriler olması bekleniyor.
Trend 3-Verimlilik odaklı dönüşüm: Düşük çalışan bağlılığının küresel verimlilik üzerindeki etkisinin 438 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle çalışan performansının izlenmesi daha gelişmiş araçlarla yapılırken ölçütler daha objektif hale geliyor. Ancak değerlendirmeler çoğu zaman daha dar bir çerçeveye sıkışıyor. Çalışanlar, liderlerin yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkisine dair gerçekçi olmayan beklentilerinin baskısını giderek daha fazla hissediyor. Yeni sistemlerin mevcut süreçlere entegre edilmeye çalışıldığı geçiş dönemlerinde verimlilik düşüşleri yaygınlaşıyor. Yapay zekâ araçlarıyla elde edilen performans çıktıları çoğu zaman öznel kalıyor ve birçok çalışan daha tarafsız değerlendirme yapabilecek yapay zekâ destekli yöneticilere ihtiyaç duyuyor.
Trend 4- Beceri gelişiminde yeni dönem: Öğrenme ve gelişim profesyonellerinin yüzde 91'i, kariyer başarısı için sürekli öğrenmenin her zamankinden daha önemli olduğu konusunda hemfikir. Upskilling, yani çalışanlara mevcut rollerine uygun yeni beceriler kazandırılması, dijital ve yapay zekâ temelli sistemlerle çalışan tüm mavi ve beyaz yakalılar için artık zorunlu hale geldi. Kurumlar, geleneksel sınıf içi öğrenme ve gelişim modellerinin ötesine geçerek; iş başında öğrenme programlarından, çıraklık uygulamalarına ve sertifika ile diploma desteklerine kadar çok daha çeşitli iç ve dış öğrenme seçenekleri sunmaya başladı.
Bu son bölümü de onların sözleriyle aktardım ama sonuçta bu kurgu benim kurgum. Demem o ki, yapay zekâ ekonomisinden alacağınız pay, insan olarak kendi masumiyet müzenize ne kadar hakim olduğunuz ile ilgili. Aslında ilgi çekici ve değerli olan müze değil; onun içinde yer alan birikiminiz, kendi hayatınız. Yapay zekâ için de aynı durum söz konusu.