TÜTÜN ve alkol piyasasını yakından izleyen bir uzman, geçenlerde 2024 yılı Aralık ayından itibaren “Rakı ve viskide kategori bazlı ÖTV ayrıştırması”na geçilmesinin etkilerinin analizini yaptığı raporu gönderdi.
Uzman söz konusu raporunun girişinde şu saptamayı yaptı:
- Rasyonel vergi politikası yerli üretimi ve kayıtlı pazarı destekliyor…
Bu başlığın hemen altında şu noktanın altını çizdi:
- Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı’nın (TADB) verileri üzerinden analiz yapıldığında, özellikle Aralık 2024’te hayata geçirilen “Rakı-viski ÖTV ayrıştırması”nın piyasa üzerinde dengelenme etkisi ortaya koyduğu görülüyor.
Raporda 2021’den bu yana rakı ve viskide gerçekleşen vergi artışlarında izlenen yol haritası özetlendi:
- Temmuz 2021’de yüzde 22’lik Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) referansına karşın ÖTV artışı yapılmadı.
- Mayıs 2022’de yüzde 60’lık Yİ-ÜFE referansına karşı geçiş yüzde 25 ile sınırlı tutuldu.
- Aralık 2024’te “rakı ve viski için kategori bazlı ÖTV ayrışması”na gidildi.
- Ocak 2026’da yüzde 10.33’lük referansa karşın artış yüzde 7.95’te tutuldu.
- Bu durum, uygulamada gelinen noktayı gözler önüne seriyor.
Bu uygulama raporda şöyle yorumlandı:
- Bu dizilim, vergi politikasının yalnızca mali bir ayar olarak değil, piyasa davranışlarını yönlendiren ve kayıtlı ekonomiyi destekleyen bir araç olarak da kullanılabildiğini gösteriyor.
- Türkiye’de alkollü içeceklerin vergileri, son yıllarda sadece otomatik endeksleme çerçevesinde değil, yanı sıra kayıt dışı ekonomiyle mücadele, kamu sağlığı, enflasyon yönetimi ve sürdürülebilir vergi gelirleri gibi daha geniş politika hedefleriyle şekilleniyor.
- Bu çerçevede bazı dönemlerde ÖTV artışlarının, otomatik ve enflasyona bağlı artışların altında tutulduğu, bazı dönemlerde ise kategori bazlı daha hedefli düzenlemelere gidildiği dikkati çekiyor.
Rapordaki şu başlık üzerinde durdum:
- Rakı kategorisinde kayıt dışı piyasadan yasal piyasaya pozitif dönüş…
Bu bölümde Aralık 2024’te yapılan kategori bazlı ÖTV düzenlemesinin etkisini arz verilerinde gösterdiği vurgulanıp, veriler şöyle sıralandı:
- VİSKİ: 2023-2024 döneminde yüzde 21.2 düzeyinde artan piyasaya arz, düzenleme sonrasında 2024-2025 döneminde yüzde 13.6’da kaldı. (TADB)
- RAKI: Rakı arzı 2011 yılında 48.8 milyon litre seviyesindeydi. 2019 yılına kadar kademeli olarak geriledi ve 27.8 milyon litreye indi. 2020 sonrasında kısmi toparlanma eğilimi görüldü. 2023-2024 döneminde yüzde 4.9 daralan rakı arzı, düzenleme sonrasında yüzde 2 oranında pozitif büyümeye döndü.
- 6 YILLIK SEYİR: 2019 yılında 27.8 milyon litreye kadar gerileyen rakı arzı, 2024 yılında 39.8 milyon litreye, 2025 yıl sonu itibarıyla 40.6 milyon litreye ulaştı.
- Bu veriler, yerli üretimin ve kayıtlı pazarın korunduğuna yönelik adımların atıldığına işaret ediyor.
Ardından şu vurgu yapıldı:
- Son yıllarda kayıt dışı pazara karşı sergilenen kararlılık ve hayata geçirilen rasyonel vergi politikası, alkollü içecek sektöründeki kategoriler arası dengesiz büyümenin azaldığını ortaya koyuyor.
Geçmiş uygulamalar şöyle irdelendi:
- Ani ve sert vergi artışları kısa vadede gelir etkisi yaratabilse de, orta vadede kayıt dışı üretim ve sahtecilik riskini artırabiliyor.
Raporun son bölümünde şu öneriler paylaşıldı:
- Kayıp-kaçak ve sahte ürün riski de vergi politikasının etkinliğini değerlendirirken ayrıca dikkate alınmalıdır.
- Kayıt dışı kanalın güçlenmesi, yalnızca vergi tahsilatını zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda bandrollü ve kayıtlı arzın rekabet gücünü azaltıyor, sahte ve kontrol dışı ürünlerin dolaşım alanını genişleterek kamu sağlığı bakımından ilave riskler yaratabiliyor.
- Dolayısıyla ölçülü ve öngörülebilir vergi geçişlerinin etkin saha denetimiyle birlikte uygulanması hem verginin tabana yayılması hem de tüketicinin yasal ve izlenebilir ürüne yöneliminin desteklenmesi açısından daha sürdürülebilir bir politika çerçevesi sunuyor.
- ÖTV ayrıştırması, tek başına belirleyici bir müdahale olarak değil, kontrollü vergi patikası, denetim etkinliği ve kategori bazlı hedefleme ile birlikte çalışan daha geniş bir kamu politikası setinin parçası olarak konumlandırılmalıdır.
Bu raporu okuyunca 2008 yılı Şubat ayı başlarını anımsadım. Şarap Üreticileri Derneği zaman zaman dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın kapısını çalıyor, vergi yüklerini şöyle anlatıyordu:
- Şişede fiyatın 3 katı vergi olur mu? Bu yük sırtımıza bindiğinden beri ayakta zor duruyoruz…
Unakıtan da şarap üreticilerine şu yanıtı veriyordu:
- Kardeşim 80-90 milyon litre şarap üretiyorsunuz. Kayıtlı olan ürün 20-30 milyon litre dolayında seyrediyor.
Şarap üreticileri yaşadıkları sıkıntının üzüm üreticilerine de yansıdığını dile getiriyordu:
- Vergi sadece bizi değil, üzüm üreticilerini de vuruyor. Bağlar sökülmeye başlandı…
Unakıtan sonunda 2008 yılı Şubat ayı başında sözünü vermişti:
- Daha düşük fiyatlı olan sofra şarabını kayıt altına almak için ÖTV’sinde indirim yapabiliriz. Yalnız indirim yaparsak sizi daha yakından izleriz. Eğer şarap üretim ve satışlarında kayıtlılık oranı artmazsa, verginizi anında yukarı çekeriz.
Rahmetli Unakıtan, o günlerde sofra şarabının vergisini indirmiş, bir yılda kayıtlı ürün 60 milyon litreyi bulmuştu…
Kısacası “ölçülü ve öngörülebilir vergi” birçok sektörde olduğu gibi alkollü içki sektöründe de etkisini olumlu yönde gösteriyor…
‘Discount’ta doyum noktasına gelindi, süper market tarafına da yöneleceğiz
“JETEX-İGA Genel Havacılık Terminali” açılış buluşmasında A101 Yeni Mağazacılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aydın’la karşılaşınca Carrefoursa konusunu açtım:
- Carrefoursa’nın yüzde 89.28 hissesini devralmak üzere Sabancı Holding ve Carrefour ile anlaştınız. Rekabet Kurulu’ndan izin çıkınca devir işlemleri başlayacak sanıyorum. Carrefoursa’yı satın alma hedefiniz neydi?
Önce kısa yanıt verdi:
- A101’le “discount market” (indirimli market) tarafında güçlü şekilde varız. Şimdi süpermarket tarafına da odaklanmak istiyoruz.
Sonra planlarını biraz daha açtı:
- Ülkemizde “discount market” tarafında doyum noktasına ulaşıldı. Süpermarket tarafı önde gelen bir büyük grup ağırlıklı görünüyor. BİM, File ile süpermarket tarafında başarılı adımlar attı. Biz de Carreforsa ile o taraftaki eksikliğimizi gidermeyi planlıyoruz.
Konuyu netleştirmek için yeniden sordum:
- Yani, Carrefoursa mağazalarını zaman içinde “A101” zincirinin halkaları yapmayacaksınız anlaşılan?
Yanıtladı:
- Hayır, biz o mağazaları süpermarket olarak çalıştıracağız.
İsim konusunu merak ettim:
- Devir işlemleri gerçekleştikten sonra Carreforsa markasını 2 yıl kadar kullanma hakkınız var sanıyorum. Sonrası için marka, isim belirlediniz mi?
İsim konusunda renk vermedi:
- Henüz belirlemiş değiliz. İzinler çıkıp, devir işlemlerini tamamladıktan sonra o konuyu da gündemimize alacağız.
“Discount market”lerin önde gelen üçünün mağaza sayıları şöyle:
- A101: Türkiye’nin 81 ilinde 13 bin 496 mağaza.
- BİM:Türkiye’deki mağaza sayısı 12 bin 462
- Şok:11 bini aşkın mağazası var.
Süpermarket tarafında 3 markanın mağaza sayılarına baktım:
- Migros: 3 bin 812
- Carrefoursa:71 ilde 1250 mağaza
- File:312 mağaza
A101 Yeni Mağazacılık, Carrefoursa’yı devraldığında, henüz faaliyet göstermediği süpermarket pazarında BİM'in File'sini geride bırakıp, Migros’un ardından ikinci sıraya yerleşecek…
A101 Yeni Mağazacılık’ın girişiyle birlikte süpermarketler arasındaki rekabet kızışacak gibi görünüyor…
