1–7 Mart Muhasebe Haftası vesilesiyle, ekonomimizin güven ve şeffaflık teminatı olan meslektaşlarımızın değerini bir kez daha vurguluyor; mesleğimizin bağımsızlığını güçlendirecek, ölçülülük ilkesini esas alan ve adil düzenlemeleri hayata geçirecek adımların atılmasını talep ediyoruz.
Bu haftaki yazıma, ülkemizin dört bir yanında özveriyle görev yapan 137 bin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirin 1–7 Mart Muhasebe Haftası’nı kutlayarak başlamak istiyorum. 13 Haziran 1989 tarihinde yürürlüğe giren 3568 sayılı Meslek Yasası kapsamında faaliyet gösteren meslek mensuplarımız; ekonomimizin güvenilirliğini, mali disiplini ve finansal şeffaflığını koruyan, kamu ile işletmeler arasında güven köprüsü kuran stratejik bir sorumluluğu yerine getirmektedir.
Bugün mali müşavirlik mesleği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği çatısı altında, güçlü kurumsal yapısı ve köklü birikimiyle ülke ekonomisinin temel taşlarından biri haline gelmiştir. Günümüzün dijital dönüşüm süreci; bir yandan meslektaşlarımızın bu sürece uyum ve kabiliyetlerini artırma zorlukları getirirken diğer yandan da meslektaşlarımızı artan iş yükleriyle karşı karşıya bırakmıştır.
Elbette meslektaşlar olarak aldığımız kamusal sorumluluğun bilinci içindeyiz ama sorunlarımızı çözmek ve daha güçlü bir meslek yaratmak için haklarımızın da takipçisi olacağız. Bugün bir kez de sizler aracılığıyla kayıtlı ekonominin güçlendirilmesi, vergi bilincinin geliştirilmesi, mali saydamlığın artırılması ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi için büyük bir özveriyle çalışan tüm meslektaşlarımızı; yaptıkları fedakarlıklar ve verdikleri emekler için bu anlamlı haftada bir kez daha kutluyor ve onlarla gurur duyuyorum.
1-7 Mart Muhasebe Haftası’nın yalnızca bir kutlama haftası olarak değil; mali müşavirlik mesleğinin etik değerlerini, bağımsızlığını ve sürdürülebilirliğini ilgilendiren sorunların da dile getirildiği bir farkındalık haftası olarak değerlendiriyorum. Artan sorumluluklara, mali müeyyidelere ve cezalara rağmen mesleki yetkilerin daraltılması, tarifeye bağlı gelirlerimizin erimesi, angaryaya varan uygulamalar, sürekli genişleyen ilave yükümlülükler ile meslek mensupları adeta değersizleştirilmiştir.
Oysa bütün muhasebe süreçlerinde üretilen mali verilerin, elbette ücreti mukabili, meslek mensupları tarafından denetlenmesi, bütün beyan ve bildirimlerde de meslek mensubunun imzasının aranmasında sayısız kamu yararı bulunmaktadır.
Öte yandan, mali müşavirler, yalnızca yükümlülük üstlenen değil; mali mevzuata ve uygulamalara ilişkin karar süreçlerinde de sözü dinlenmesi gereken ve paydaş olarak kabul edilmesi gereken bir meslek grubudur.
Nitekim meslek örgütümüzün görüşüne aykırı olarak yayımlanan, 586 sayılı VUK Genel Tebliği ile muhasebe yapma ve beyanname verme yetkisinin hukuksuz olarak mesleki yetkinliği olmayan bazı esnaf odalarına verilmesi; muhasebe ve beyan sistemini bozmuş, yüz binlerce mükellefi ve milyonlarca beyan sürecini olumsuz etkilemiştir. TÜRMOB olarak bu konuda yasal yollara başvurduk ve sürecin takipçisiyiz.
Öte yandan e-defter beratlarının ve dosyalarının sisteme gecikmeli yüklenmesi nedeniyle kesilen usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları meslek mensuplarımızı ciddi biçimde yıpratmaktadır. Birkaç günlük gecikme ile uzun süreli gecikme arasında ayrım yapılmaksızın yüz binlerce liraya ulaşan cezalar uygulanması hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Önerimiz açıktır: Gecikme süresine göre kademeli ceza sistemi getirilmeli ve yıllık yükleme seçeneği yeniden değerlendirilmelidir.
Ayrıca meslek camiamız açısından önem taşıyan bir diğer konu da ruhsat iptaline dayanak oluşturan genel şartlardaki bir yıllık hapis cezası sınırıdır. Mevcut düzenleme, meslekle doğrudan ilgisi bulunmayan bazı suçlar nedeniyle dahi bir yıl ve üzeri hapis cezası alan meslek mensuplarının ruhsatlarının iptal edilmesine yol açabilmektedir. Bu durum, uygulamada ölçülülük ilkesini zedeleyen ve telafisi güç sonuçlar doğuran mağduriyetlere neden olmaktadır. TÜRMOB olarak talebimiz, bu sürenin iki yıl olarak yeniden belirlenmesidir. Nitekim 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda benzer düzenleme iki yıl olarak yer almaktadır. Amaç; kamu yararını zedelemeden, meslekle ilgisi olmayan fiiller nedeniyle ortaya çıkan orantısız sonuçların önüne geçmek ve benzer mesleklerle paralellik sağlamaktır.
Mesleğimiz bir bütündür; güvene, sorumluluğa ve kamu yararına dayanan bir meslektir. Bu nedenle mesleğimizde, kendi arasında haksız rekabete yol açmayan, etik değerleri yüksek, bağımsızlığını güçlendiren, ölçülülük ilkesini esas alan ve adil düzenlemeleri hayata geçiren bir anlayışın hakim olmasını temenni ediyor; 1–7 Mart Muhasebe Haftası’nın mesleğimiz adına daha güçlü bir gelecek için yeni adımlara vesile olmasını diliyorum.