2025 yılında 7,5 milyon adet kullanılmış araç el değiştirirken, her 1 sıfır araca karşılık yaklaşık 7 ikinci el araç satıldı.
Türkiye otomotiv pazarı, 2025 yılı sonunda yaklaşık 1,37 milyon adetlik “0 km” araç satışıyla yeni bir rekora ulaşırken, sektörün farklı katmanlarında birbirini tamamlayan ancak aynı zamanda rekabet dinamiklerini de derinleştiren gelişmeler yaşanıyor. Liderliklerden yerel üretime, Avrupa’nın en iyisi olmaktan elektrifikasyon stratejilerine ve “2. el” pazarının kurumsallaşmasına uzanan bu tablo, pazarın gelişimini ve çeşitlilik seviyesini gözler önüne seriyor.
Küresel ölçekte altıncı kez dünyanın en büyük üreticisi unvanını koruyan Toyota, 11,3 milyon adetlik satışla bir kez daha çoklu teknoloji stratejisinin meyvelerini topluyor. Hibrit, elektrikli ve hidrojenli araçlardan oluşan portföyüyle düşük ve sıfır emisyonlu araç satışını yaklaşık 5 milyon adede çıkaran marka, bu başarısını Türkiye’de de yansıttı. 2026 yılının ilk ayında %65’lik bir sıçramayla 8.700 adet satışa ulaşan Toyota, pazarın %11,5’ini alarak ikinci sıraya yerleşti. Özellikle binek araç satışlarında %62’ye varan hibrit oranı, Türkiye’deki tüketici tercihlerinin de değişimine işaret ediyor. Markanın, Şubat ayındaki agresif fiyat ve finansman kampanyalarıyla bu ivmeyi sürdürme niyeti, pazardaki rekabetin yoğunluğunu da ortaya koyuyor.
ÖTV’siz satışları doğrudan ilgilendiren Türkiye üretimi otomobillerin yerlilik maliyet oranları bile eksiksiz hesaplanamazken, pazara yeni giren ancak hızlı bir şekilde yerli üretim hamlesi yapan ATMO Grubu’nun, SWM Motors ile Eskişehir’de başlattığı CKD üretiminin asıl önemli vurgusu, Türkiye’nin Avrupa’nın doğusundaki yegane üretim üssü olduğuyla ilgili bir teyit olması… SWM G01 Pro modeli, segmentinde fiyat-fayda dengesi üzerinden konumlanarak, özellikle donanım ve iç hacim vaadiyle tüketiciler için seçenek oluşturmaya başladı. Bu girişim, Türk otomotiv pazarının sadece asırlık dev markalar için değil, her büyüklükteki yeni küresel aktör için de cazip bir üretim ve satış platformu olduğunu gösteriyor.
Tüm yeni araç pazarındaki hareketliliğin yanında, Türkiye’deki ikinci el pazarının Avrupa 3’üncülüğüne ulaşan büyüklüğü ve %78,88’i 5 yaş üzeriyle şekillenen dinamikleri ise, sektörün bir diğer gerçeğini ortaya koyuyor. 2025 yılında 7,5 milyon adet kullanılmış araç el değiştirirken, her 1 sıfır araca karşılık yaklaşık 7 ikinci el araç satıldı. Bu oran, pazarın ana gövdesinin aslında %55,9’u 10 yaş ve üzeri kullanılmış araçlardan oluştuğunu da hatırlatıyor. Ancak bu devasa pazar, uzun süredir bir kurumsallaşma ve güven sorunu yaşamaktaydı. Borusan Next’in 2024’teki kuruluşu ve dijital platform Carvak’ı satın alarak hızla büyümesi, bu boşluğu doldurmaya yönelik önemli bir adım. Son iki yılda 50 bin adet işlem gerçekleştiren ve portföyünün %60’ını premium markaların oluşturduğu platform, çok markalı yapısı ve satın alma noktalarını 41 ile yayma stratejisiyle 2. el pazarının %1’lik payına ulaşmayı hedefliyor. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla ve 0-5 yaş grubundaki araçlarda oluşan fiyat avantajının, önümüzdeki yıllarda ikinci el pazarının yıllık %5-10 büyümesine katkı sağlayacağı öngörülüyor.
Böylece, Türkiye otomotiv sektörünün çok katmanlı ve birbiriyle iç içe geçmiş dinamiklerinden örneklemelerle kısa bir özetini çıkarmaya çalıştım.
Küresel devler hibrit ve elektrikli dönüşümde liderlik mücadelesi verirken, yerleşik markalar üretim ve model çeşitliliğiyle pazar payını korumaya, yeni girişimler ise fiyat-fayda odaklı stratejilerle yer edinmeye çalışıyor. Tüm bu hareketliliğin gerisinde ise sıfır araç pazarından kat kat büyük olan ve nihayet kurumsal yapıların sistematik şekilde entegre olmaya başladığı bir ikinci el ekosistemi bulunuyor. 2026, bu katmanların her birinde rekabetin daha da keskinleştiği, ancak aynı zamanda, umarız, pazarın genel olgunluğunu artıran bir yıl olarak ilerliyor.
