Türkiye, Renault Grubu’nun “kas gücünü” temsil ederken, Güney Kore operasyonu giderek “sinir sistemine” dönüşüyor.
Otomotiv dünyasının sadece yüzde 1,6 büyüyebildiği, daralan marjlar ve dönüşüm sancılarıyla dolu bir 2025 yılını geride bıraktık. Ancak bu gri tablo içinde Renault Grubu, “Uluslararası Oyun Planı 2027” vizyonunun bir PowerPoint sunumundan ibaret olmadığını sahada kanıtlıyor. Grubun küresel pazarda yüzde 3,2’lik artışla pazarın iki katı hızında büyümesi, “değer odaklı” ticari politikanın ve hibrit/elektrikli çift kutuplu stratejinin başarısını tescilliyor. Özellikle Avrupa dışı pazarlarda yakalanan yüzde 11,7’lik hacim artışı ve elektrikli araç satışlarındaki yüzde 76,7’lik sıçrama, markanın sıklet merkezini yeniden tanımlıyor. Dacia’nın hibrit hamlesi ve Alpine’in premium segmentteki yüzde 140’lık büyümesi, bu küresel resmi tamamlayan kritik detaylar.
Bursa tesisi, tedarik zinciri krizine karşı bağışıkla sahip
Bu stratejik tablonun en canlı renklerini ise birbirini bütünleyen iki “kale” oluşturuyor... Hacim ve pazar liderliğiyle Türkiye, teknoloji ve inovasyon derinliğiyle Güney Kore...
Türkiye operasyonu, klasik bir “üretim üssü” tanımını aşarken; Bursa’daki OYAK Renault tesisleri, 2025’te Karsan işbirliği dahil 387 binin üzerinde araç üreterek Türkiye’nin en büyük binek otomobil kapasitesini sergiledi. Üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden ve yerlilik oranını yüzde 40’ın üzerinde tutan bu yapı, küresel tedarik zinciri krizlerine karşı güçlü bir bağışıklığa sahip. Duster’ın ardından yeni Clio, Boreal ve ayrıca bu yıl açıklanacak bir başka yenilikle dört yeni modele yapılan 400 milyon Euro’luk yatırım, Bursa’yı Avrupa ve MENA bölgesi için bir “ana motor” olarak vazgeçilmez kılıyor. Pazar tarafında ise MAİS, yüzde 10,5’lik payla liderliğini koruyor. Clio ve Megane Sedan ikilisinin otomobil pazarının neredeyse onda birini domine etmesi, 2026’da gelecek yerli 6. nesil Clio ve elektrikli Scenic için güçlü bir zemin hazırlıyor.
Asıl devrim, arka plandaki mühendislikte saklı
Türkiye, Renault Grubu’nun “kas gücünü” temsil ederken, Güney Kore operasyonu giderek “sinir sistemine” dönüşüyor. Yerel devlerin hakimiyetindeki çok zorlu Kore pazarında Renault; Samsung işbirliği tamamlandıktan sonra şimdi Geely ortaklığı ve yüzde 53’lük grup kontrolüyle entegre bir teknoloji üssü inşa etti. İç pazardaki yüzde 31’lik büyüme ve Grand Koleos’un 50 bin adetlik satışı bu başarının sadece görünen yüzü.
Asıl devrim ise, arka plandaki mühendislikte saklı. Renault Technology Korea RTK, grubun D ve E segmentleri için küresel bir Ar-Ge mükemmeliyet merkezine dönüşmüş. Gürültü, titreşim, sertlik NVH alanında uzmanlaşan 655 mühendis, aktif gürültü iptali gibi teknolojilerle küresel beklentilerin ötesinde bir rafinelik sunuyor. Bu yetkinlik, Busan Fabrikası’nın ultra esnek hattıyla birleştiğinde; içten yanmalı, hibrit ve Polestar 4 gibi tam elektrikli araçların aynı bantta üretilebildiği akıllı bir üretim mucizesi ortaya çıkmış.
Bu derinliğin en somut meyvesi ise Filante. RTK’da geliştirilen ve Busan’da üretilen bu model; 250 HP’lik E-Tech sistemi ve 34 ADAS donanımıyla, Kore’deki mühendislik vizyonunun dünyaya nasıl ihraç edilebileceğini kanıtlıyor.
Renault Grubu, Türkiye’nin üretim disiplini ile Kore’nin teknolojik inovasyonunu “yerel güçle küresel ölçeklenme” ilkesinde harmanlayarak 2027 yolunda elini çok daha güçlendiriyor.
