Moskova’da yapılacak bu yılki “Zafer Günü” törenlerinin olası sürpriz konuğu, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio… Rusya Savunma Bakanlığı’nın sızdırdığı Rubio’nun katılımına ilişkin bilginin propaganda savaşının bir parçası olma ihtimali de büyük… 9 Mayıs’a az kaldı; Kızıl Meydan’daki törenler, dünyanın yakın gelecekteki gidişatına ilişkin de ciddi ipuçları verecek...
Yenilenebilir enerjilerin şebekeye sağlıklı entegrasyonu için, yüksek hızlı batarya sistemlerinin yaygınlaştırılması ve yerel enerji üretimi-depolama çözümlerinin artırılması gerekiyor İspanya ve Portekiz’de 28 Nisan’da yaşanan elektrik kesintisi hayatı felç etmiş ve milyonlarca kişiyi etkilemişti. Madrid, Barselona ve Lizbon gibi büyük şehirlerde hayatı adeta durma noktasına getiren bu olay, arıza mı yoksa siber saldırı mı gibi çok sayıda soruyu beraberinde getirdi. İTÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mustafa Ergen, kesintinin nedenlerini ve Avrupa elektrik şebekesinin gelecekte karşı karşıya kalabileceği riskleri anlattı. Beş saniyede 20 GW’lık yükleme: Şebekeyi devreden çıkardı “Avrupa’nın güneybatısını etkileyen kesintinin temel nedeni, güneş enerjisi üretiminde yaşanan ani bir artış oldu. Beklenmedik şekilde bir anda 20 GW’ın üzerinde bir enerjinin şebekeye yüklenmesi, üretim ve tüketim arasında ciddi bir dengesizlik yarattı. Bu da gaz ve hidroelektrik santrallerindeki türbinlerin yüklerini kaybederek hızlanmasına, dolayısıyla şebeke frekansının 50 Hz’in üzerine çıkmasına yol açtı. Frekanstaki bu ani yükseliş, otomatik koruma sistemlerini tetikledi ve santrallerin devre dışı kalmasına, şebekenin bazı bölümlerinin izole edilmesine neden oldu. Zincirleme etkiler sonucunda, İspanya’nın büyük kısmıyla birlikte Portekiz ve Güney Fransa da karanlığa gömüldü. Modern elektrik şebekelerinde akıllı inverterler, otomatik üretim kontrol sistemleri ve bataryalar gibi dengeleme unsurları bulunsa da, bu teknolojiler bu kadar büyük ve hızlı bir enerji girişine yeterli yanıt veremedi. Özellikle yenilenebilir kaynakların mekanik atalet sağlayamaması, sistemin kırılganlığını artırdı. Yaşananlar, yüksek oranda güneş ve rüzgâr enerjisine dayalı sistemlerde güçlü batarya altyapıları ve dengeleme mekanizmalarının ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.” Doğa olaylarının görünmeyen etkisi “Elektrik iletim hatları genellikle düşük frekansta çalıştığından, atmosferik olaylardan doğrudan etkilenmeleri nadirdir. Ancak sıcaklık farkları, ani rüzgârlar ve jeomanyetik fırtınalar gibi olaylar, iletim hatlarında mekanik titreşimlere veya salınımlara neden olabilir. Bu da koruma sistemlerinin devreye girmesine ve bazı hatların güvenlik amacıyla kapanmasına yol açabilir. Özellikle Nisan ayında İber Yarımadası’nda görülen 15–20 derecelik sıcaklık farkları, bu tür bir mekanik zorlanmaya zemin hazırlamış olabilir.” ENTSO-E Ağı: Avantaj mı, risk mi? “Avrupa elektrik sistemleri ENTSO- E ağı üzerinden birbirine sıkı şekilde bağlı. Avrupa şebekesinin ENTSO-E üzerinden yüksek düzeyde bağlantılı olması, önemli avantajlar ve riskler barındırıyor. Ülkeler, üretim veya talep dalgalanmalarında sınır ötesi hatlarla enerji ithal edip ihraç ederek kesintileri önleyebiliyor. Elektrik ticareti, gün öncesi ve gün içi piyasalarla maliyetleri düşürüyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının değişkenliği, geniş bir coğrafyada paylaşım sayesinde dengeleniyor. Ancak bu bağımlılık, bir ülkedeki arızanın diğerlerine yayılmasına, örneğin 2006’daki Avrupa “blackout’unda” olduğu gibi domino etkisine yol açabilir. Birbirine bağlı sistemler, siber saldırılara karşı daha savunmasız hale geliyor; tek bir zayıf nokta, tüm bölgeyi etkileyebilir. ENTSO-E, bu riskleri azaltmak için ‘ada modu’, yedek rezervler ve stres testleri gibi önlemler alıyor. Yine de bu olay, ‘tek noktadan çöküş’ riskini ve yeni yedekleme çözümlerine olan ihtiyacı gösteriyor. Yerel enerji üretimi ve depolama sistemlerinin artırılması, bu riskleri dengeleyebilir.” Yüksek hızlı batarya sistemlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor “Elektrik şebekesinin sağlıklı işlemesi için tüm jeneratörlerin aynı frekansta senkronize şekilde çalışması gerekiyor. Bir bölgedeki frekans sapması, zincirleme etkiyle diğer bölgeleri de etkileyebiliyor. İspanya’daki bu olayda, ani tüketim azalmasıyla türbinlerin yüklerini kaybetmesi, aniden yükü boşalan bisiklet pedalı gibi hızlandı ve şebeke frekansını tehlikeli seviyelere yükseltti. Frekans 50.5 Hz üzerine çıktığında, koruma sistemleri devreye girerek birçok santrali ve iletim hattını kapattı. Küçük bir sapmanın büyük bir enerji krizine dönüşmesi, frekans dengesinin ne kadar hassas olduğunu gözler önüne serdi. Bu tür sorunları önlemek için, yüksek hızlı batarya sistemlerinin yaygınlaştırılması ve yerel enerji üretimi-depolama çözümlerinin artırılması gerekiyor.” Teknolojiye yatırım şart “Modern inverterler, bataryalarla birlikte sanal atalet sağlayarak frekans düşüşlerinde enerji enjekte edebilir. Batarya sistemleri, ani üretim düşüşlerini telafi eder. Akıllı şebekeler, gerçek zamanlı veri analiziyle dengeyi optimize eder. Yüksek gerilim doğru akım hatları, yenilenebilir enerjiyi uzak bölgelere taşır. Hava durumu modelleri, üretimi daha iyi öngörür. Avrupa’da ENTSO-E, yenilenebilir enerji entegrasyonunu kolaylaştırmak için standartlar geliştiriyor. Örneğin, Danimarka rüzgâr enerjisini bataryalar ve Norveç’le bağlantılarla dengeliyor; Almanya, şebeke modernizasyonuyla hassasiyeti azaltıyor. Yenilenebilir enerjiler şebekeyi hassaslaştırsa da, bu durum sanal atalet, depolama ve akıllı sistemlerle yönetilebilir. Yenilenebilir enerji kullanan ülkeler; büyük ölçekli bataryalar, yüksek kapasiteli pompalı hidro sistemler, diğer ülkelere enerji aktarabilecek güçlü iletim hatları olmaksızın kırılgan hale gelebilir. Avrupa da, 2030’da yenilenebilir enerji payını yüzde 50’ye çıkarmayı hedefl erken, teknolojik yeniliklerle bu riskleri kontrol altına alıyor.” Türkiye’nin konumu ne? - “Türkiye, 2011 yılından bu yana Avrupa elektrik şebekesine senkronize şekilde bağlı. 2023’te ENTSO-E’nin gözlemci üyesi statüsünü kazanan Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden bu ağa entegre olmuş durumda. Bu entegrasyon, elektrik ticareti ve şebeke güvenliği açısından önemli avantajlar sunarken, Avrupa’daki risklerin dolaylı olarak Türkiye’yi de etkileyebileceği anlamına geliyor. Türkiye şebeke sisteminin Avrupa ağının en kenarında yer alması, bu tür zincirleme kesintilerin Türkiye’ye ulaşma ihtimalini düşürüyor. Türkiye’de yenilenebilirin artmasıyla da aynı riski bizde yaratabiliriz.” Şebekeyi dengede tutmak gerekiyor - “İspanya, geçtiğimiz yıl elektrik üretiminin yarısından fazlasını rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklardan sağladı. Hükümet, bu oranı 2030 yılına kadar yüzde 81’e çıkarmayı hedefl iyor. Güneş ve rüzgârın tüm avantajlarına rağmen, sürekli ve istikrarlı güç ihtiyacıyla her zaman uyum içinde çalışmıyorlar. Güneş aniden kaybolduğunda ya da rüzgâr dindiğinde, şebekeyi dengede tutmak çok daha zor hale geliyor. Şimdiki durum ise tam tersi, daha çok üretim olursa ne olacağını gördük.”
İlk çeyrek çok iyi idi ama 19 Mart süreci sonrası ‘temkinli’ye geçiş yaptık
Eski Meclis Başkanları’ndan 'İmamoğlu' açıklaması
Mali Müşavirlik Mesleğinde Sürdürülebilirlik ve Yapısal İyileştirme İhtiyacı
Sermaye piyasalarında yön arayışının sürdüğü son bir ayda, serbest fonlar dikkat çekici getirilerle öne çıktı. Özellikle hisse yoğun fonlar, piyasa dalgalanmalarına rağmen yatırımcısına çift haneli kazançlar sağladı. Geride kalan son bir ayda en fazla getiri sağlayan yatırım fonu, yüzde 20 artışla Allbatross Portföy Aydın Hisse Senedi Serbest Fon oldu. Pardus’un BIST 30 Dışı Şirket Fonu da yüzde 18,38 performansla ikinci sırada yer aldı. Ardından gelen Allbatross İkinci Değişken Fon ve Ziraat Üçüncü Serbest Fon ise %17’nin üzerinde yükseliş kaydetti. Altın fonları güçlü duruş sergiliyor Pardus Altın Fonu, Ziraat Altın Katılım Fonu ve Garanti Emeklilik Altın Katılım EYF son bir ayda %9-12 arası çıkış gerçekleştirdi. Bu tablo, yüksek volatilite ortamında altın bazlı varlıkların portföy çeşitliliğinde hâlâ önemli rol oynadığını gösteriyor. Yabancı payı artışında 3 sektör öne çıkıyor Son bir ayda özellikle 10 hissede yabancı yatırımcıların hareketliliği dikkat çekti. Söz konusu süre zarfında yabancı payı en çok artan hisseler arasında Türk Telekom, DO-CO, Özata Denizcilik, Sasa Polyester ve Aselsan öne çıktı. Türk Telekom’da yabancı payı 6,8 puan artarken, Özata Denizcilik’te artış 10,22 puana ulaştı. Yıllık enflasyon %37,86 Nisanda tüketici fiyatları aylık olarak %3, yıllık %37,86 oldu. Temmuzdan itibaren kira ve eğitimde normalleşme bekleniyor. Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürmesi beklenmeli ZEYNEP’E SOR DÖNEN VARLIK DEVİR HIZI MI, STOK DEVİR HIZI MI? Dönen varlık devir hızı; performans, verimlilik, riski azaltma, nakit döngüsü. Detay eksikliği, dalgalanma, sektörel farklılık, marjı yansıtmama. Stok devir hızı; stok yönetimi, planlama, maliyet kontrolü, nakit akışı, rekabet gücü. Stok odaklı, aşırı hız riski, sektörel duyarlılık, kârlılığı görmeme. Satışlardaki artış yavaş kaldı. Maliyet ve giderler ise hızlı yükselince, kâr sert geriledi Ereğli’nin gelirindeki artışa rağmen kârının neden düştüğünü öğrenebilir miyim? / Mustafa Kabataş Mustafa, şirketlerin satış gelirlerini artırması her zaman doğrudan net kârda yükseliş anlamına gelmez. Kârlılığı belirleyen temel unsurlar arasında maliyet ve giderler ile finansman yükü ve dönemsel kur etkileri de rol oynar. Ereğli Demir Çelik, 2025’in ilk çeyreğinde gelirini %8 artırarak 53,5 milyar TL’ye çıkardı. Ancak dönem sonunda kârı %92 gerileyerek 426,4 milyon TL’ye indi. Düşüşün ana nedeni ise maliyetlerdeki %16’lık hızlı yükseliş olduğu gözlendi. Yavaş seyreden satış gelirine rağmen maliyetler 42,7 milyar TL’den 49,7 milyar TL’ye çıktı. Buna ilave olarak faaliyet giderlerindeki artış da eklenince kâr ciddi şekilde baskılandı. Gelişmeler öngörüyle uyumlu. İkinci çeyrekten itibaren kademeli bir toparlanma bekleniyor. THY’nin 2025 yılına dair beklentisi hakkında bilgi alabilir miyim? / Erkan Gökmen Erkan, firmaların ileriye dönük beklentileri, piyasa koşulları, gelen talep, operasyonel verimlilik ve jeopolitik risk gibi farklı değişkenlere bağlıdır. Havayolu taşımacılığı da bu etkenlere en duyarlı sektörlerden biridir. THY, 2025 yılına ilişkin beklentilerinde temkinli bir iyimserliğe sahip. Yılın ilk çeyreğinde zarar açıklarken öngörüleriyle uyumlu olduğunu belirtti. İkinci çeyrekten itibaren ise kademeli bir toparlanma hedefliyor. Şirket yıl için yolcu kapasitesinde %6–8 aralığında artış ve birim gelirlerde yatay seyir beklentisini koruyor. Öte yandan kârlılığın kontrollü toparlandığı bir geçiş yılı olması öngörülüyor. YATIRIM FONLARI Albaraka Portföy’ün RBA fonu, hem altın hem de faizsiz getiri arayanlara hitap ediyor Bereket Vakfı’na Destek Altın Katılım Fonu (RBA), portföyünün %86,64’ünü kıymetli madenlerde, %11,29’unu TL katılma hesaplarında, kalanını da faizsiz enstrümanlarda değerlendiriyor. 1,45 milyar TL’lik büyüklüğe sahip fon, %10,83 doluluk oranına sahip. Artan jeopolitik risklerle birlikte yatırımcı ilgisi yükseltirken son dört ayda nakit girişinin yaşandığı gözlendi. RBA, altına dayalı gelir arayan yatırımcılara güçlü alternatif sunuyor. Son 1 yılda elde ettiği %70,11 oranındaki getirisiyle dikkat çekiyor. Yılbaşından bu yana ise %38,47 performans sağladı. Fon, klasik altın fonlarından ayrı olarak aynı zamanda katılım finans ilkelerine de sadık hareket ediyor. Güvenli liman arayan ve bunu katılım ilkeleri çerçevesinde yerine getirmek isteyen yatırımcılara hitap ediyor. TAHVİL İş Finansal Kiralama, TLREF+%1,50 faizden tahvil ihraç etti İş Finansal Kiralama, nitelikli yatırımcılara 02.05.2025 vade başlangıç tarihli tahvil ihraç etti. Toplam tutarı 300.000.000 TL olan tahvilin yıllık faizi TLREF+%1,50 olarak belirlendi. 728 gün vadeli tahvil, 6 ayda bir kupon ödemeli olacak. Kupon sayısı 4 olan tahvilin her kupona isabet eden faiz oranı ise değişen Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF)’e göre belirlenecek. Tahvilin vadesi ise 30.04.2027 olacak. TLREF+%1,50 YILLIK FAİZ 2 Mayıs tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %48,99 seviyesinde bulunuyor. İş Finansal Kiralama’nın çıkardığı tahvilin faiz oranı TLREF oranına ilave %1,50 olacak. Şirketin önerdiği faiz, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcısı açısından uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Tahvil piyasada TRSISFN42719 ISIN kodu ile işlem görecek. ŞİRKET PANOSU / Şirket haberlerinde bugün önemli ne var? BÜLBÜLOĞLU VİNÇ Bakanlık yeni Ar-Ge merkezine onay verdi. Katma değerli ürünler geliştirme kapasitesi artacak Bülbüloğlu Vinç, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın değerlendirmesi sonunda yeni Ar-Ge merkezinin onaylandığını duyurdu. Uygun bulunan başvuru kapsamında, şirketin Ar-Ge alanı 305 metrekareden 675 metrekareye çıkarılıyor. Ar-Ge merkezleri, şirketlerin teknolojik yetkinliğini artırarak ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmalarında önemli bir faktör. Ağır sanayi ve makine ekipmanı üreten firmalar için Ar-Ge yatırımları, rekabet avantajı yaratmanın yanı sıra, katma değerli ürün sunma kapasitesini de artırıyor. Ayrıca, kamu teşvikleri sayesinde bu merkezlerde yapılan harcamalar daha verimli yönetilebilmekte. Bülbüloğlu Vinç, yeni Ar-Ge merkeziyle daha geniş bir alanda, mühendislik ve ürün geliştirme süreçlerinde ölçek ve verimlilik avantajı sağlayacak. SASA Cirosu daha da büyüyor. 230 milyon dolara mal olan pet cipsi tesisi ticari üretime başladı Sasa, Adana’da kurulumunu tamamladığı Tekstil, Şişe ve Pet Cipsi Üretim Tesisi’nde ticari üretime başladığını duyurdu. MTR teknolojisine sahip olan ve yaklaşık 230 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen tesis, yıllık 330.000 ton üretim kapasitesine sahip bulunuyor. Tesisin yıllık ciroya yaklaşık 350 milyon dolar katkı sağlaması bekleniyor. Pet cipsi, polyester üretiminin en önemli ara mamullerinden biri. Tekstil, ambalaj, içecek şişeleri gibi birçok sektörde yaygın olarak kullanılıyor. Gelişmiş üretim teknolojisi olan MTR, hammaddeyi daha verimli ve kaliteli işleyerek yüksek saflıkta ürün elde edilmesine olanak tanıyor. Türkiye gibi ithalatın yoğun olduğu pazarlarda, bu tür yatırımlar dışa bağımlılığı azaltırken aynı zamanda ihracat potansiyelini de artırabilmekte. KATILIMEVİM Katılım bankasının kuruluşunda yeni aşamaya geçti. Tescil için sicil müdürlüğüne başvurdu Katılımevim, BDDK tarafından 12 Aralık 2024 tarihinde onaylanan kuruluş izni kapsamında, %99,9 sermaye payı ile kurduğu “İktisat Katılım Bankası A.Ş.” için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne resmi başvurusunu gerçekleştirdi. Kuruluş ve organizasyon sürecinin hızla tamamlanmasının ardından bankanın faaliyete geçmesi hedefleniyor. Katılım bankacılığı, faizsiz finansa dayalı bir model olarak öne çıkarken büyüyen bir alan olarak dikkat çekiyor. Model, tasarruf sahiplerinin fonlarını kâr zarar ortaklığı ilkesiyle değerlendiriyor. Reel sektörle doğrudan ilişki kurarak finansal aracılık işlevini yerine getiriyor. Katılımevim’in bu girişimi, finansal hizmetlerini çeşitlendirerek faaliyet alanını genişletmesi açısından stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor