Hürmüz Boğazı’nın ve enerji koridorlarının kapanması ile küresel piyasaların tam anlamıyla bir ‘tsunami’ etkisine maruz kaldığını anlatan Batuhan Özşahin bundan sonra enerji maliyetlerinin enflasyonu tetiklediği, faiz indirimlerinin erteleneceği küresel enflasyon ve stagflasyon riskinin arttığı yeni bir ekonomik sürecin başlayacağını anlattı.
Batuhan Özşahin’in savaşın küresel finans piyasalarına ve reel sektöre yönelik etkilerine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:
Sıra dışı arz şoku
Savaşın patlak vermesiyle birlikte dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması, piyasaları daha önce görülmemiş bir arz şokuyla karşı karşıya bıraktı.
- Fiyat Sıçraması Brent petrol, çatışmanın ilk günlerinde yüzde 10-13’lük sert bir yükselişle 80-82 dolar bandından hızla 120 dolar seviyesine tırmandı. Bazı analistler, blokajın uzaması durumunda 170 dolarlık bir felaket senaryosunu fiyatlamaya başladı.
- Gevşeme ve Yeniden Tırmanış: Mart ortasında ABD Başkanı Donald Trump’ın operasyonun kısa süreceğine dair açıklamalarıyla petrol fiyatları 90 doların altına sarksa da nisan ayı başında barış görüşmelerinin tıkanmasıyla fiyatlar yeniden 100 doların üzerine çıktı.
- Rafine Ürünler: Jet yakıtı ve dizel fiyatları, ham petrol arzındaki kısıtlılık ve rafineri maliyetlerindeki artış nedeniyle iki katına çıktı. Bu durum, küresel havacılık ve lojistik sektöründe bilet iptalleri ve navlun artışlarını beraberinde getirdi.
Enflasyon ve faiz baskısı başladı
Savaşın ilk aşamasında yatırımcılar panikle güvenli limanlara sığındı. Ancak sürecin ilerlemesiyle birlikte "enflasyon ve faiz" denklemi altın üzerinde baskı kurmaya başladı.
- Altın: Mart ayında tarihi zirvelerini test eden altın, nisan ortası itibarıyla ilginç bir seyir izledi. Petrol fiyatlarının yükselmesiyle artan enflasyon endişeleri, FED'in faiz indirimlerini rafa kaldırmasına neden oldu. Bu durum doları güçlendirirken, ons altını 720 dolar seviyelerine, gram altını ise Türkiye iç piyasasında 6.800 TL civarına çekti.
- Endüstriyel Metaller: Bölgeden gelen alüminyum sevkiyatının durma noktasına gelmesi, otomotiv ve ambalaj sektöründe kullanılan bu metalin fiyatlarında aşırı oynaklığa yol açtı.
Korku endeksi rekor kırdı
Küresel borsalar, belirsizliğin en yoğun olduğu mart ayının başında adeta bir "satış dalgası" altında kaldı.
- Korku Endeksi (VIX): Yatırımcıların tedirginliğini ölçen VIX endeksi, yılbaşına göre yüzde 100'den fazla artış göstererek 35 seviyesinin üzerine çıktı. Bu, piyasalarda "aşırı korku" bölgesine girildiğinin kanıtıydı.
- Endeks Performansları: S&P 500 ve Dow Jones, enerji maliyetlerinin sanayi üzerindeki yükü nedeniyle baskılanırken; teknoloji ağırlıklı Nasdaq, yapay zekâ yatırımlarının yarattığı iç dinamik sayesinde daha yatay bir seyir izleyerek direnmeye çalıştı.
Küresel enflasyon ve stagflasyon riski
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu süreci "küresel enerji güvenliği tarihindeki en büyük meydan okuma" olarak tanımladı.
- Tedarik Zinciri Kırılması: Sadece enerji değil, gıda güvenliği de risk altına girdi. Özellikle Körfez ülkelerinin gıda ithalatının yüze 80’inin Hürmüz üzerinden yapılması, bölgede "gıda acil durumu" ilan edilmesine ve temel gıda fiyatlarında yüzde 40 ile yüzde 120 arasında artışlara yol açtı.
- Stagflasyon Kâbusu: Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve IMF, yüksek enerji fiyatlarının düşük büyüme ile birleştiği "stagflasyon" riskine karşı uyarılarda bulundu. 2026'nın ilk yarısında küresel büyümenin yüzde 0,6 oranında daralabileceği öngörülüyor.
Türkiye ekonomisi üzerindeki etkiler
Türkiye, savaşın coğrafi yakınlığına rağmen yürüttüğü denge politikasıyla askeri risklerden uzak kalmaya çalışsa da ekonomik etkileri doğrudan hissetti.
- Enerji İthalatı Maliyeti: Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye'nin cari açığı üzerindeki baskısı, mart ve nisan aylarında makroekonomik dengeleri zorladı.
- Borsa İstanbul: BIST 100 endeksi, petrol fiyatlarının 120 dolardan 85-90 dolar bandına gerilediği anlarda güçlü tepki alımları görse de bölgedeki kalıcı barışın sağlanamaması nedeniyle volatilite (oynaklık) yüksek kalmaya devam etti.
Sonuç: Yeni bir ekonomik düzen mi?
2026 Şubat savaşı, piyasalara "jeopolitik risklerin" asla hafife alınmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Nisan ayı itibarıyla piyasalar hala ABD ve İran arasındaki olası bir kalıcı ateşkesin ya da Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılmasının haberini bekliyor. Ancak kesin olan bir şey var: 2026'nın ilk çeyreği, enerji maliyetlerinin enflasyonu tetiklediği ve merkez bankalarının "faiz indirimi" hayallerinin ertelendiği bir dönüm noktası olarak tarihe geçti.