BARIŞ SEDEF
Ağır sanayinin kalbi 76. Uluslararası Döküm Kongresi’nde atıyor. Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği’nin (TÜDÖKSAD) ev sahipliğinde “Yeni Yüzyıla Parlak Bir Başlangıç: Yeni Ekosistemi Şekillendirmek” temasıyla gerçekleştirilen kongreye, 50'yi aşkın ülkeden 1000'den fazla sektör temsilcisi katıldı. Verimlilikten yapay zekaya kadar üretim süreçlerine ilişkin birçok konu akademisyenlerin de katkısıyla ele alındı. İstanbul’da küresel sanayinin kalbinin attığı bu büyük buluşmada, döküm üretim süreçlerini kökten değiştiren yenilikçi başlıklar derinlemesine masaya yatırıldı. Akademik çevrelerin ve saha profesyonellerinin ortak katkılarıyla şekillenen oturumlarda öne çıkan ana başlıklar arasında; sektör için yeni fırsatlar, geri dönüşüm ekosistemi, yapay zeka ve verimlilik konuları yer aldı.
TÜDÖKSAD Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz, bu yılki kongrenin kendileri için ayrı bir anlam ve önem taşıdığına dikkat çekerek, “Bugün yalnızca bir kongrenin açılışını gerçekleştirmiyoruz, tarihi bir ana da tanıklık ediyoruz. Dünya Döküm Organizasyonu'nun 100. yılını ve TÜDÖKSAD'ın 50. yılını kutladığımız bu organizasyonda İstanbul'da buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. Kuruluşundan bugüne emeği geçen tüm kurucularımıza ve sektöre katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Döküm sanayisinin modern endüstrinin temel taşlarından biri olduğuna vurgu yapan Deniz, “Otomotivden enerjiye, savunmadan makine imalatına kadar pek çok stratejik sektörün gelişiminde vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Ancak bugün dünya sanayisi büyük bir dönüşümden geçiyor. Dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve değişen küresel rekabet koşulları üretim anlayışımızı yeniden şekillendiriyor. Geleceğin döküm sanayisini şekillendirecek en önemli gücümüz bilgi birikimimiz, mühendislik yetkinliğimiz ve uluslararası iş birliği kültürümüz olacaktır. Kongremizin ‘Yeni Yüzyıla Parlak Bir Başlangıç: Yeni Ekosistemi Şekillendirmek’ teması da tam olarak bu anlayışı yansıtıyor” dedi. Deniz, kongrenin ardından düzenlenecek Ankiros Fuarı ile İstanbul’un bir hafta boyunca bilim, teknoloji ve sanayinin buluştuğu uluslararası bir döküm merkezine dönüştüğünü söyledi.
“Artan maliyetler daha yakın bir işbirliğini zorunlu kılıyor”
Dünya Dökümcüler Birliği (WFO) Başkanı Rafał Dańko, birlik olarak ikinci yüzyıla girerken bu kongrenin taahhütleri ve ortaklıkları yenilemek için büyük bir fırsat olduğuna dikkat çekerek, "Artan maliyetler ve kalifiye eleman eksikliği, bilim ile sanayi arasında daha yakın bir iş birliğini zorunlu kılıyor. Gelişmiş alaşımlar, döküm teknolojileri, yapay zeka ve otomasyon ile odak noktamız; kaliteyi artıran, atıkları azaltan ve enerji tüketimini düşüren güvenilir çözümler üretmektir” değerlendirmesinde bulundu. Dańko, bilgi paylaşımının sektörü bir üst noktaya taşıyacağına değinerek, bu hususta atılacak adımların da önemine dikkat çekti.
“Kongrenin başarısı götürdüklerimizi uygulamaya koymakla ölçülecek”
Dünya Dökümcüler Birliği Genel Sekreteri: José Javier González, kongrenin uçtan uca bir etkileşime kapı aralayacağına vurgu yaparak, “Bugün burada sadece bir konferansa katılmak için değil; iş birliği, karşılıklı saygı ve inovasyon üzerine kurulu bir topluluğun parçası olmak için bulunuyoruz. Bu kongrenin gerçek başarısı katıldığımız oturumlarla değil, buradan götürdüklerimizle, uygulamaya koyduklarımızla ve kurduğumuz kalıcı bağlarla ölçülecektir” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarından sonra TÜDÖKSAD Başkanı Oğuzhan Deniz, geçmiş dönem başkanları ve kongrenin yapılmasında büyük paya sahip olan TÜDÖKSAD, çalışanlarına plaket takdim etti.
YAPAY ZEKA VE GELECEĞİN MALZEMELERİ
İTÜ Öğretim Üyesi ve 76. Uluslararası Döküm Kongresi Bilimsel Komite Eş Başkanı Prof. Dr. Özgül Keleş, bu tür organizasyonların temel misyonlarından birinin sanayi ile akademiyi birleştirmek olduğuna dikkat çekerek, “Döküm sektörünün önündeki zorluklarla yüzleşmek ve dünyamızın geleceği için yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlere öncülük etmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Osaka Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hiroshi Ishiguro: Yapay zeka ile insan operatörleri birleştirerek pratik sistemler oluşturabiliriz
Yapay zeka ve robotları kullanmak için özellikle Japonya'da çok güçlü bir nedenleri olduğunu kaydeden Osaka Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hiroshi Ishiguro, bunun nedenini 50 yıl içinde Japonya nüfusunun yüzde 30 azalması olarak açıkladı. Avrupa ülkelerinden farklı bir durumda olduklarını bu yüzden göçmen kabul etmenin o kadar kolay olmadığına vurgu yapan Ishiguro, “Bizim çözümümüz robotları ve yapay zekayı kullanmak. Hedefimiz küresel bir iş gücü ağı geliştirmek. Şimdi ise 'fiziksel yapay zeka'ya odaklanıyoruz. Artık robot avatarları imalat sanayi, inşaat sektörü, tıp hizmetleri ve alışveriş merkezlerinde kullanmaya çalışıyoruz. Fiziksel yapay zekanın neden avatarlara ihtiyacı var. Çünkü açık ortamlarda çalışan fiziksel yapay zekadan endüstriyel robotlar gibi yüzde 99'un üzerinde başarı oranı beklenemez. Yapay zeka ile insan operatörleri birleştirerek pratik sistemler oluşturabiliriz; karmaşık görevler uzaktan yönetilen avatarlarla yapılır ve toplanan verilerle sistem zamanla otonomlaştırılır” diye konuştu.
Döküm sektöründe de avatarların kullanılması gündemde
Havalimanlarında bagaj ve yönlendirme için, yaşlı bakımında ve üretim hatlarında robot avatarları kullanacaklarına dikkat çeken Hiroshi Ishiguro, “Örneğin steril odalarda bir sorun çıktığında uzmandan robotu idare ederek ne olduğunu kontrol etmesi istenebilir. Bu çok pratik bir kullanım olacaktır. Birkaç yıl içinde bu uygulamaları geliştirebiliriz. Ayrıca döküm sektöründe de avatar kullanmayı düşünüyoruz. Motor üreten otomotiv şirketleriyle görüşüyoruz; döküm hatları çok sıcak ve zorlu ortamlardır. Orada robot avatarlarımız olursa pek çok sorunu çözebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
Güvenlik ve emniyet konusunda daha fazla teknoloji geliştirilmeli
ABD ve Çin'de insansı robot üretiminde büyük patlama yaşandığını kaydeden Ishiguro, “Ancak yine de bunun biraz daha zaman alacağını düşünüyorum. Yapılan yatırımlar önümüzdeki 10 yıl için. Yani pratik, kullanılabilir insansı robotlar geliştirmek o kadar kolay değil. Özellikle güvenlik ve emniyet konusunda daha fazla teknoloji geliştirmemiz gerekiyor. Mevcut insansı robotlar özellikle insanlar için henüz o kadar güvenli değil. Yakın gelecekte, belki de 20 yıl içinde, insansı robotlarla ve androidlerle etkileşim kuracağımız yeni bir topluma sahip olacağımıza inanıyorum” görüşünü iletti.

University College London’dan Prof. Dr. Mark Miodownik: Programlanabilir malzemeler bir sonraki durağımız olacak
Zamanın akışına bağlı olarak yeni malzemelerin icat edildiğini kaydeden University College London’dan Prof. Dr. Mark Miodownik, “Gelecekte kendi kendini onaran malzemeler ve programlanabilir malzemeler bir sonraki durağımız olacak. Döküm, haddeleme ve alaşımlama ile mekanik özellikleri radikal şekilde değiştirebiliyoruz. Jet motorlarındaki türbin kanatlarında mikro yapının nano ölçekte kontrolü sayesinde, motor erime noktasının üzerindeki sıcaklıklarda bile güvenle çalışabiliyor. Anlamamız gereken döngü aslında bu ekosistemin yapısı olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuştu.
“Elektronik veya polimerde ekonomik olarak geri dönüştürme yeteneğimiz neredeyse sıfır”
Tüketim kültürünün henüz 100 yıllık bir geçmişe sahip olduğuna vurgu yapan Miodownik, “Tüketim kültürünün mantığı şudur: İnsanları ellerindeki eşyalarla yetinmemeye, sürekli yenisini istemeye ve eskisini çöpe atmaya ikna etmek. Bu durum gezegeni mahvediyor. CO2 emisyonlarının ve kirliliğin yüzde 40'ı üretim süreçlerinden kaynaklanıyor. Kendimize şu soruyu sormalıyız: Gezegeni mahvetmeden malzeme açısından zengin kalmaya devam edebilir miyiz?" Tüm bu atıklar bir yere gitmek zorunda ve genellikle bu atıkları işleme imkanı daha az olan ülkelere gidiyor. İnsanlar çözüm olarak 'Döngüsel Ekonomi'den bahsediyorlar: 'Geri dönüştüreceğiz.' Ancak çelik ve alüminyumda gelişmiş olsa da elektronik veya polimer dünyasında ekonomik olarak geri dönüştürme yeteneğimiz neredeyse sıfır" diye konuştu. Miodownik, bazı ülkelerde tamir maliyetlerindeki yükseklikten dolayı ürünü çöpe atıp yerine yenisini aldıklarını tamir harcamalarının yüzde 12’den 2’ye düştüğünü söyledi.
Biyomalzemelerin kendi kendini onaracağına dair kanıtlarımız var
Metallerin 2, 3 yılda bir hurdaya çıkması yerine 20, 30, 40 yıl boyunca kullanımda kalması gerektiğine işaret eden Miodownik, “Doğadaki karmaşıklığa yaklaştık ama doğanın yaptığını yapamadık. Doğadaki her şey tam geri dönüştürülebilir ve kendi kendini onarabilir. Biz de malzemelerimizi kendi kendini onarabilir yapabilir miyiz? Metallerin, polimerlerin ve biyomalzemelerin kendi kendini onaracak şekilde mühendislikle tasarlanabileceğine dair kanıtlarımız var. Eşyaların kendi kendini onarmasını sağlamalıyız. Yenileyici malzemelere ihtiyacımız var. 2050 küresel ekonomisinde, kendi kendini onarma ve dayanıklılık alanında devasa bir döngüye sahip olacağımızı, geri dönüşümün ise son çare olacağını düşünüyorum. Atıkları neredeyse tamamen ortadan kaldıracağız. Şehirler kendi kendini temizleyen camlara, kendini onaran metallere ve betonlara, hatta kendi kendine büyüyen yollara sahip olacak. Mevcut gidişatımızla kendimizi yok ediyoruz. Döngüsel ekonomiyi kucaklamalıyız; bu sadece geri dönüşüm değil, tamir etmek ve dayanıklılıktır. Malzemelere farklı bakmalıyız” ifadelerini kullandı.
ÇİN FAKTÖRÜ VE BİYOMALZEMELERİN KULLANIMI
Prof. Dr. Ömer Şahin Ganiyusufoğlu: Asya yükselişte ABD ve Avrupa gerilemede
Çin’in son 20 yılda önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Ömer Şahin Ganiyusufoğlu, “Bu süreçte Çinliler kendi otomobillerine sahip oldular. 5 eksenli takım tezgahları üretebilir hale geldiler. İhracatlarını artırdılar ve kendi yolcu uçaklarını üretiyorlar motor hariç ama o da gelecek. Kişi başına düşen GSYİH 6,5 kat artarak 13 bin 800 dolar seviyesine ulaştı. İnanılmaz bir artış, gelişme ve enerji. Yanlış bir izlenim vermek istemem, kişi başı GSYİH 6 kat artsa bile Çin'in bulunduğu seviye burasıdır” dedi. Çin'in imalat sanayisinde globalde aldığı payı her geçen gün artırdığını kaydeden Ganiyusufoğlu, “Buna bağlı olarak Çin, dünyanın 2’nci büyük ekonomisi haline geldi. 2005 yılında Çin'in küresel imalattaki payı yüzde 9 iken, bugün yüzde 27 ile 1 numaradır. Asya bölgesinin toplam imalat sanayisinden aldığı pay ise yüzde 38 düzeyinde. ABD ve AB'nin toplam payı ise 2005'teki %46 seviyesinden %34'e geriledi. Bunun pek çok nedeni var”
Önümüzdeki dönemde sert fiyat rekabetleri daha fazla yaşanacak
Dünyada siyasi, ekonomik ve teknolojik olarak yeni bir düzen olacağına işaret eden Ganiyusufoğlu, dünyada 1 numara olmak için Çin’in bu yönde ciddi bir çabasının olduğunu kaydetti. Çin’in alternatif rotalar üzerinde de önemli kazanımlar elde ettiğini ifade eden Ganiyusufoğlu, Çin, Kuzey Kutbu rotasını kullanarak Çin-Avrupa ulaşım mesafesini 20 bin kilometreden 14 bin kilometreye, süreyi ise Süveyş/Ümit Burnu üzerindeki 40-50 günden 20 güne düşüreceğine vurgu yaparak, “Bu durumun döküm sektörü için sonuçlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz: Döküm sanayisi temel paydaş olmaya devam edecektir. Önümüzdeki yıllarda sert bir fiyat rekabeti yaşanacaktır. Döküm teknolojisinde teknolojik bir kuantum sıçramasına ve 'yapay zeka ile döküm' yaklaşımlarına ihtiyaç artacak” ifadelerini kullandı.

Harbin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruirun Chen: Gelecekte akıllı döküm bilgi tabanları öne çıkacak
Ekip olarak bugüne kadar 700'den fazla makale yayımladıklarını 1000'den fazla Çin patenti aldıklarını ve 10 binin üzerinde atıf aldıklarını kaydeden Harbin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruirun Chen, “Gelecekte büyük dil modelleri (LLM) destekli akıllı döküm bilgi tabanları, dijital ikiz kapalı döngü kontrolleri ve eklemeli imalat entegrasyonu öne çıkacak” dedi. yapay zeka optimizasyonu ile döküm kusurlarının yüzde 90 azaltıldığına işaret eden Chen, yeni teknolojilere adaptasyon konusunda erken davranan oyuncuların bir adım önde olduğunu kaydetti.
Ljubljana Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Primož Mrvar: Dökümhanelerde biyobozunur ve biyomalzeme kullanımda önemli fırsatlar var
Geleneksel dökümhane teknolojilerini, biyobozunur olan biyomalzemelerin kullanımı gibi tıbbi alandan gelen alternatif uygulamalarla birleştirme konusunda çarpıcı örnekler de sunuldu. Ljubljana Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Primož Mrvar "Biyobozunur Tıbbi Uygulamalar İçin Açık Gözenekli Yapıya Sahip Karmaşık Bileşik Dökümler Üretmek Üzere Dökümhane Endüstrisi İçin Yeni Olanaklar" başlıklı sunumunda bu husustaki dinamiklere yer verildi. Geleneksel yöntemlerle yeni uygulamaları birleştiren bir örneği ele alan Mrvar, “Çalışmada; kalıcı kalıba yerçekimi dökümü, sıcak kamaralı makinede HPDC (yüksek basınçlı döküm) teknolojisi, vakum döküm ve ağırlıklı olarak dikey dönme eksenli savurma döküm (centrifugal casting) üzerinde çalıştık. Genel olarak dökümhane endüstrisinde bu döküm üçgeninin tüm noktalarını karşılamamız gerektiğini biliyoruz. Uygun kalitede döküm elde etmek için döküm teknolojisine, kalıp tipine ve alaşıma hakim olmalıyız. İlk deney çok basitti. Magnezyum ve çinkonun geçirgenliğini sağlamak için kum prosesleriyle yapılan maçalar var; ancak yeterli statik basınç oluşmadığı için başarı sağlanamadı. Ardından vakum döküm teknolojisine geçtik, orada epey başarı elde ettik ancak bazı boşluk sorunları yaşadık. Sonunda karar verip dikey titreşimli savurma döküm ekipmanını tasarladık ve her iki dökümü de elde ettik” dedi.
Sunumda öne çıkan 6 temel başlık
Gelecekte döküm sonrasında polilaktik asit (PLA) ve hidroksiapatit gibi aktif maddeler içeren biyoseramik malzemelerin kullanımıyla osteoentegrasyon kinetiğinin artırılabileceğini ifade eden Mrvar, “Döküm sanayisi, fonksiyonel derecelendirilmiş biyobozunur gözenekli metalleri uygulayabilir. Bu alan; döküm mühendisleri, kimyagerler, biyokimyagerler, toksisite testleri için mikrobiyologlar ve tıp doktorlarının disiplinlerarası çalışmasını gerektiren niş bir dökümhane fırsatıdır” dedi. Mrvar’ın sunumunda ise öne çıkan başlıklar şunlar:
- Biyobozunur malzemelerin döküm teknolojisiyle üretiminde dikey titreşimli savurma döküm, vakum döküm ve HPDC prosesleri kullanılabilir.
- Titreşimli yerçekimi dökümü ile 0.6 - 2 mm boyutundaki tuz tanecikleri arasındaki boşluklar doldurulabilir.
- Dikey savurma döküm ile travma vidalarında katılaşma süresi 5 saniye, çevrim süresi 60 saniyedir.
- Sıcak kamaralı HPDC ile katılaşma süresi ~3 saniye, çevrim süresi 5 saniyedir.
- Metalik olmayan kalıntıların temizlenmesi açısından en vaat edici teknoloji savurma dökümdür.
- Beta fazının korozyon direnci Mg2Zn11 fazından yüksektir; hem makro hem mikro düzeyde iki aşamalı degradasyon elde edilmiştir.