Uluslararası tedarik zincirlerinin yeşil dönüşüm talepleri hızlandıkça, sanayicimizin masasına da zaman, uyum ve limitli finansal kaynak baskısı geliyor. Bu ortamda en sık yapılan hata, dönüşümü doğru sırayla yönetmek yerine hızla teknoloji satın almak. Sonuç ise tanıdık: Yatırımlar beklenen faydayı veremiyor; kısıtlı sermaye yanlış yönlendiriliyor ve işletme, dönüşümü finanse etmesi gereken tasarrufu yakalayamadan yeni bir mali yükün altına giriyor. Ülke ölçeğinde bakarsak, bu durum tek tek şirket hatasının ötesine geçip sınırlı kaynakların verimsiz kullanımına dönüşüyor.
Yakın zamanda Dünya Ekonomik Forumu’nda da takip ettiğimiz üzere bugün büyük alıcılar, tedarik zincirlerinden sürdürülebilirlik verisi talep ediyor; bu veri akışını kurabilen tedarikçiler daha sağlam sözleşme koşulları, daha düşük belirsizlik maliyeti ve daha güçlü bir ticari ilişki ile ödüllendiriliyor. Ancak bu noktada önemli olan talebin hızlı teknoloji alımı olmadığını anlayıp kanıtlı veri, izlenebilirlik ve planlı dönüşümü hayata geçirebilmek. Panikle teknoloji satın almak yerine dönüşümü disiplinle yönettiğinizde kazanırsınız.
En büyük risk: Sermayeyi yanlış çözüme kurban etmek
Limitli sermaye ve pahalı finansman ortamında yanlış yatırım, maliyeti ikiye katlar. Birincisi, yatırım beklenen tasarrufu yaratmazsa nakit akışınızı zorlar. İkincisi ve daha önemlisi, doğru projeleri yapmanız gereken dönemde sizi yatırım kapasitesinden eder; yani doğru dönüşümü geciktirir.
Sahada şunu görüyorum: Verimlilik potansiyeli ortaya çıkarılmadan yapılan büyük yatırımlar, çoğu zaman gereğinden büyük kapasiteye, düşük kullanım oranına ve işletmede yönetilemeyen karmaşıklığa yol açıyor. Oysa önce ölçüm ve analizle fotoğrafı netleştirip, operasyonel iyileştirmelerle hızlı kazanım sağlamak; ardından verimlilik ve dönüşümü doğru sırayla kurgulamak gerekiyor. Bu yaklaşım, dönüşümü finanse edecek tasarrufu yaratır.
Teknoloji çöplüğü riskini küçümsemeyin!
Bu tür acele yatırımların bir başka riski de literatürde karbon kilitlenmesi (carbon lock-in) olarak tartışılıyor. Yanlış teknoloji seçimi ve yanlış zamanlama, işletmeyi hem yıllarca daha pahalı ve daha emisyon yoğun bir yola hem de yapılması gereken yatırımların yapılamamasına mahkûm edebiliyor. Yani sorun şirketin gelecek hamlelerini de kilitleyen bir rota hatasına dönüşüyor.
Ben teknoloji çöplüğü ifadesini, ekonomik ömrü tamamlanmadan işlevsiz kalan yatırımlar için kullanıyorum. Bu riskin en somut örneklerinden biri, fosil yakıttan çıkış baskısıyla aceleyle elektrikli kazan yatırımına yönelmek. Elektrikli kazan, elektriği ısıya neredeyse bire bir çevirir; yani termal ihtiyaç kadar elektrik tüketir (COP=1). Oysa artık buhar üretebilen, yüksek sıcaklık ısı pompaları sayesinde COP değeri 3 ve üzeri seviyelere çıkabiliyor. Bu fark, aynı termal ihtiyacı üçte bir elektrikle karşılama potansiyeli demek. Sonuç olarak sanayici, henüz ekonomik ömrünü tamamlamamış bir elektrikli kazanı 1-2 yıl içinde ‘daha verimli teknolojiye geçmek’ için devre dışı bırakmak zorunda kalabiliyor. İşte benim teknoloji çöplüğü dediğim şey tam olarak bu: İyi niyetle yapılan ama veri ve yol haritası olmadan hızla alınmış kararların çok kısa sürede yatırım mezarlığına dönüşmesi. Bir geçiş teknolojisi seçiyorsanız, bir sonraki teknoloji dalgası geldiğinde yatırımınızın ekonomik ömrü tamamlanmadan işlevsiz kalmayacağını baştan test edin. Çünkü ‘hızlı al, sonra bakarız’ yaklaşımı hem şirket hem ülke için ileride yeni bir maliyet kalemi, hatta yeni bir uyum başlığı doğurabilir.
Teknoloji değil, süreç satın alın
Çözüm, dönüşümü bir alışveriş listesi gibi görmekten vazgeçip bir yönetim programı olarak ele almaktır. Sürdürülebilirlik raporlamaları, tedarik zinciri beyanları ve SKDM gibi mekanizmaların kalbinde veri disiplini vardır ve ortak dilleri, ‘Ölç, doğrula, izlenebilir kıl’dır. Kanıtlı veri olmadan yapılan yatırım, aslında belirsizliğe yapılan yatırımdır.
Bu noktada enerji verimliliğini, en risksiz kaldıraç olarak görmek gerekir. Çünkü verimlilik hem maliyeti düşürür hem de sonraki adımları küçültür: Daha küçük kapasite, daha düşük yatırım, daha yüksek geri dönüş sağlar. Nitekim Uluslararası Enerji Ajansı da enerji sisteminde verimlilik yatırımının ölçeğinin büyütülmesi gerektiğini ve verimlilik tarafında yatırımların ciddi ölçüde artmasının önemini raporlarında sürekli vurguluyor.
Son söz
Yeşil dönüşümde en pahalı hata, doğru niyetle ama aceleyle yapılan yanlış teknoloji yatırımıdır; en doğru hamle ise sınırlı sermayeyi veriye dayalı doğru sırayla çalıştırıp dönüşümü kendi tasarrufuyla finanse etmektir.