Finansmanın pahalı, sermayenin sınırlı olduğu bir dönemde sanayicinin önündeki yeşil dönüşüm denklemi çok net: Enerji verimliliği artık ertelenecek bir konu değil ama ‘yatırımı nasıl finanse ederim’ sorusu da çoğu işletmede kararları kilitliyor. Tam bu noktada, sahada yıllardır konuştuğumuz bir model doğru tasarlandığında oyunu değiştiriyor: Enerji Performans Sözleşmesi (EPS). Bu yazıda da EPS’yi daha da güçlendiren yeni bir kaldıraçtan, Verimlilik Artırıcı Proje (VAP) desteğinin EPS ile birlikte nasıl ‘bedava ve risksiz verimlilik’ etkisi yaratabildiğinden bahsedeceğim.
Teknoloji değil, sonuç satın alın EPS’yi klasik bir yatırım gibi düşünmeyin. Bu modelde sanayici teknoloji satın almaz, sonuç satın alır. Teknolojiyi seçen, projeyi uygulayan, performansı garanti eden, finansmanı sağlayan, bakım süreçlerini üstlenen, sigorta düzenini kuran enerji hizmet şirketidir (ESCO). Müşterinin yaptığı ise basittir: Tasarruf gerçekleşmiş ve ölçülüp doğrulanmışsa sözleşmede tanımlanan geri ödemeyi yapar. Yani ödeme ‘niyete’ değil, kanıtlanmış sonuca bağlıdır. Bu nedenle EPS’nin en güçlü vaadi, enerji verimliliğini ‘masraf’ olmaktan çıkarıp kendi tasarrufuyla geri ödenen bir dönüşüm programına çevirmesidir.
Bedava verimlilikten kastım da budur. Bedavayı bir slogan gibi değil, nakit akışı mantığının kısa tarifi olarak düşünün. Yatırım, işletmenin kasasından ek bir sermaye çıkışı yaratmadan, ortaya çıkan tasarrufla geri ödenir. Doğru kurgulandığında işletmenin nakit akışını bozmaz, tam aksine güçlendirir.
VAP: EPS’nin kaldıraç noktası
EPS’nin sahadaki etkisi, VAP desteği ile bambaşka bir seviyeye taşınıyor. VAP’ta yatırım tutarının bir kısmının hibe ile karşılanması, projenin toplam finansman ihtiyacını düşürdüğünden müşterinin ESCO’ya yapacağı geri ödeme de azalıyor. Böylece ya sözleşme süresi kısalıyor ya da taksitler düşüyor. Böylece enerji verimliliği yatırımları işletme tarafında ‘uygulanabilir bir finansman mimarisi’ne dönüşüyor. Çünkü sanayicinin asıl ihtiyacı, doğru projeyi bulduktan sonra onu gerçek hayatta nasıl hayata geçireceğini bilmektir.
Sözleşme standardı: Disiplinin özel sektöre taşınması
Burada dikkat çekmek istediğim kritik bir nokta var. VAP destekli EPS’lerde, kamu tarafındaki performans yaklaşımının (tasarruf garantisinin asgari eşiği gibi) özel sektöre de sözleşme standardı olarak taşınması bekleniyor. Bu, ‘tasarruf oluşmadan ödeme olmaz’ ilkesini daha da güçlendiriyor. İş dünyası diliyle anlamı şu: VAP destekli EPS yalnızca yatırımı ucuzlatmıyor, aynı zamanda performans disiplinini daha şeffaf ve daha ölçülebilir bir çerçeveye oturtuyor. Bu yaklaşım, ‘bedava ve risksiz verimlilik’ iddiasını romantik bir vaatten çıkarıp sözleşmesel bir mekanizmaya dönüştürüyor.
EPS’nin sigortası, baştan sona tasarlanan bir sistem olan ölçme&- doğrulama (Ö&D) yöntemidir. Hangi sayaç referans alınacak, veri hangi sıklıkta toplanacak, üretim değişkenliği nasıl normalize edilecek, sapmalar nasıl ele alınacak, tasarruf nasıl raporlanacak… Bunlar netleştiğinde hem ESCO’nun garantisi güçlenir hem de müşteri açısından belirsizlik ortadan kalkar.
En güzel tarafı da şudur: Aynı veri seti hem destek mekanizmasının disiplinini karşılar hem de işletmenin kendi operasyon yönetimini besler. Ö&D, uyum başlığı olmaktan çıkar; işletme yönetiminin bir aracına dönüşür.
Sahadan mini senaryo
Somutlaştıralım. Diyelim ki bir tesiste atık ısı geri kazanımı, otomasyon ve soğutma sisteminde iyileştirme içeren paket bir proje var. Bu paket doğru tasarlandığında ciddi tasarruf potansiyeli taşır ama yatırım büyüklüğü, bugünkü finansman koşullarında birçok işletmenin “bekleyelim” demesine neden olabilir. EPS’de ESCO bu yatırımı üstlenir, müşteri ise ‘tasarruf oluştuysa ödeme’ mantığıyla ilerler.
Sahada en sık gördüğüm hata şu: Baz çizgi doğru tanımlanmıyor, sayaçlar referans alınmıyor, üretim değişkenliği nasıl normalize edilecek yazılmıyor, bakım sorumluluğu belirsiz bırakılıyor. VAP’lı EPS’yi güçlü yapan şey hibeden önce, sözleşmenin omurgasını baştan kurması. Bu, işletmenin nakit akışı üzerindeki baskıyı azaltır; hatta işletme ilk günden para kazanmaya başlar. Enerji verimliliğinin ‘bedava’ etkisi tam olarak budur: Yatırım tasarrufla ödenir, hibe de bu geri ödeme yükünü daha da hafifletir.
Son söz
Bugünün koşullarında dönüşümü hızlandıran şey, ‘en iyi teknolojiyi seçmek’ yarışını kazanmak değil; ölçülen, doğrulanan ve finansmanı doğru kurgulanmış bir program kurmaktır. VAP kaldıraçlı EPS, tam da bu nedenle yalnızca bir teşvik haberi değildir. Sanayicinin eline geçen, sahada uygulanabilir bir rekabet aracıdır.