Unilever, 190 ülkede ürünleri satılan, yılda 50.5 milyar dolar cirosu ve 96 bin çalışanı olan bir dünya devi.
16.500 aktif patente sahip olan ve yılda 836 milyar dolar euro araştırma geliştirmeye ayıran kuruluş, marka yönetimi ve pazarlamada da küresel trendleri belirliyor. Faaliyette olduğu ülkelerde markaları genellikle pazar lideri konumunda bulunan Unilever’in büyümesinde %78’lik bir oranla en güçlü markaları rol oynuyor.
Unilever reklamcılık dünyasında yaratıcılık, medya kullanımı ve ödül performansı ölçütlerinde dünyanın 1 numaralı reklamverenlerinden birisi konumunda. Hatta birçok küresel listede ilk sıralarda yer alıyor.

Bir pazarlama okulu yapısına sahip olan Unilever marka yönetim stratejisini dört sütun üzerine kuruyor. Bu süreç İngilizce sözcüklerinin ilk harflerinden oluşan SASSY kavramıyla ifade ediliyor. Kuruluşun yaptığı her işte öncelik verdiği özellikler: Science (Bilimden Güç Alan); Aesthetics & Sensorials(Estetik ve Duyusal Deneyim Sunan); Said & Shared by Others(Başkaları Tarafından Konuşulan) ve Young Spirited Genç Ruhlu) SASSY formülünde birleşiyor.
Tüm çalışmaların odağında mutlaka bilimsel veriler yer alıyor. Bilimden güç alan yaklaşım olarak tanımlanan bu ilk basamaktan sonra ürünün “Estetik” olması ve “Duyusal Deneyim” sunması için neler yapılması gerektiği üzerinde çalışılıyor. İletişim çalışmalarının temelinde ise “Genç Ruhlu” olma hedefi yatıyor. Bu doğrultuda, pazarlama bölümleri dikkat çeken, ilgi uyandıran, duygulara hitap eden, başkaları tarafından konuşulan ve paylaşılan içerikler ortaya çıkarma amacıyla çalışıyorlar.
1888’den beri değişmeden modernleşen bir tesis: Port Sunlight
Geçen hafta bir basın grubuyla birlikte Unilever’in Birleşik Krallık’taki Araştırma ve Geliştirme Üssü Port Sunlight’ı ziyaret ettik. Aynı merkeze 18 yıl önce bir kez daha gitmiştim. Avrupa’nın pek çok bölgesinde olduğu gibi Port Sunlight’ta da binalar, caddeler, ağaçlar değişmemişti. William Hesketh Lever tarafından 1888 yılında kurulan ilk sabun fabrikasıyla temelleri atılan Port Sunlight’ta, yeşillik bahçeler, temiz sokaklar ve tuğla binalar Birleşik Krallığın tarihi mirasını bugüne taşıyordu.
Dış görünüş kadar değişmeyen başka bir nokta da, merkezin inovasyon konusundaki başarısıydı. Kurulduğu ilk günden beri yeniliklerle öne çıkan Port Sunlight’ta bilim insanları gelişmiş teknoloji sayesinde yüksek verimli çözümler elde ediyorlar. Her ülkeye özel çözümler geliştiriyorlar. Bu ülkelerin ilk sıralarında Unilever Türkiye bulunuyor.
Küresel Bilim Üssü Port Sunlight ve Türkiye Arasındaki Teknoloji Köprüsü
Port Sunlight Ar-Ge Üssü’nü Türkiye’den yöneticilerle birlikte ziyaret ettik. Unilever Türkiye, Orta Doğu, Pakistan ve Bangladeş Ev Bakım Genel Müdürü Unilever Türkiye Ülke Başkanı, Ali Fuat Orhanoğlu; Unilever Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Orta Doğu Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanı Ebru Şenel Erim; Unilever Türkiye ve Orta Asya Ev ve Hijyen Kategorisi Pazarlama Direktörü Harun Çeliksoy; Unilever Türkiye ve Orta Asya Çamaşır Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Elif Yıldırımcan; Unilever Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Orta Doğu Ev Bakım Kategorisi Araştırma ve Geliştirme Başkanı Deniz Gabay’dan Türkiye’deki trendler ve çalışmalar hakkında bilgi aldık.
Unilever Ev Bakım Bilim ve Teknoloji Ar-Ge Lideri Jonathan Hague; Unilever Ev Bakım Global Ar-Ge İnovasyon Lideri Dr. Keith Rutherford; Unilever Ev Bakım Malzeme Inovasyon Fabrikası (Materials Innovation Factory-MIF) ve Otomasyon Programından Sorumlu Lider Mark Baker, Unilever Ev Bakım Ar-Ge Proses Geliştirme Lideri Torsten Schoeppner ise küresel gelişmeler hakkında bilgi paylaştılar.
İlklerin Ar-Ge üssü
Unilever’in tarihsel inovasyon ekosisteminin merkezi olan Port Sunlight, Lever Kardeşler tarafından 1911 yılında inşa edilen ilk özel araştırma binası olma özelliğine sahip. İlk konsantre sıvı çamaşır deterjanından yoğun kıvamlı çamaşır suyuna, enzim içermeyen ilk deterjan kapsüllerinden plastik içermeyen karton ambalajlara kadar Unilever’in temizlik dünyasındaki ilkleri bu Ar-Ge Üssü’nde tasarlanmış. Yapay zeka ve ileri teknoloji cihazların bulunduğu laboratuvarlarda verimlilik ve sürat arttığı için, ürünlerde kullanılan içerikler, ambalajlar, üretim-dağıtım-pazarlama faaliyetlerinde radikal değişimler var.
OMO, Cif, Domestos, Surf, Sunlight, Comfort (Yumoş) ve Radiant olmak üzere Unilever bünyesindeki yedi büyük ev bakım markasının temel araştırma ve geliştirme süreçleri bu tarihsel merkezde yürütülüyor. Unilever, yüzyılı aşan küresel Ar-Ge mirasını ve inovasyon gücünü ev bakım kategorisinin uzun dönemli büyüme motoru olarak konumlandırıyor. Port Sunlight Ar-Ge Üssü’nde geliştirilen geleceğin teknolojileri ve yeni nesil ürünler her pazardaki tüketicilerin yerel içgörüleriyle de geliştiriliyor.
Türkiye en büyük küresel 10 ev bakım pazarından birisi
Unilever’in Ev Bakım portföyü 11,6 milyar Euro’luk bir ciro elde ediyor. Küresel büyümenin %79’u gelişmekte olan pazarlardan, %21’i gelişmiş pazarlardan geliyor. . Türkiye, Unilever globaldeki en büyük 10 ev bakım pazarından birisi olarak dikkat çekiyor.
Türkiye, neden Unilever’in en gözde ülkelerinden birisi?
- Üretim ve ihracat performansı
Unilever’in Türkiye’de 2 fabrikası, 2 bini aşkın çalışanı, 400’ü aşkın tedarikçisi ve 10 deposu bulunuyor. Toplamda 16 markasıyla faaliyet gösteren ve son 6 yılda (2019-2025) da 1 milyar doları aşan ihracatla ülke ekonomisine önemli bir döviz girdisi sağlayan kuruluş, 2025 yılında 29 ülkeye 173 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Unilever’in dünyadaki en büyük 2. Ev Bakım fabrikası olan Konya’daki fabrika, Türkiye’de tek seferde yapılmış en büyük FMCG yatırımı konumunda. Tedarikçileriyle birlikte 350m Euro değerinde giriş yatırımı olan tesise kuruluşunda bugüne 100m Euro ilave kapasite yatırım yapıldı.
- Küresel Ar-Ge ağı içinde stratejik bir merkez
Ali Fuat Orhonoğlu, Unilever Türkiye’nin küresel organizasyon içerisindeki stratejik yükselişini şu cümlelerle ifade ediyor: “Unilever Türkiye, bugün pazardaki tüm ürünlerinin yaklaşık yüzde 90’ından fazlasını Türkiye’deki tesislerinde yerel olarak üreten, ev bakım ürünlerinde tonaj bazında küresel ağın ilk 10’unda yer alan bir üretim devi. Bu yerel güç, Unilever’in küresel liderliğinin de dikkatinden kaçmadı ve aldığımız stratejik kararla Türkiye, Orta Doğu liderliğinin yanına Pakistan ve Bangladeş’in de eklenmesiyle yarım milyarı aşan nüfuslu PTAB bölgesinin tek yönetim ve mükemmeliyet üssü haline geldi. Artık İstanbul’dan sadece bir pazarı yönetmiyor, devasa bir coğrafyanın stratejilerine yön veriyoruz.”
- Yetenek ve yönetim üssü
Unilever Türkiye üretim gücünü ve yönetim kalitesini Unilever’in her coğrafyasına taşımayı hedefliyor. Ali Fuat Orhonoğlu, globalde Unilever bünyesinde görev yapan 186 Türk bulunduğunu ve bu sayının artmaya devam edeceğini beliriyor. En doğuda Dakka’dan İstanbul’a kadar uzanan PTAB coğrafyasında Unilever Türkiye’nin 100 yılı aşkın deneyimi ve birikimiyle bölgenin büyümesine güçlü katkısı olacağını dile getiriyor.
2026 yılında Ev Bakım kategorisinde, tüketici içgörülerini doğru okuyarak performans, duyusal deneyim, dijital teknoloji ve sürdürülebilirliği aynı stratejik çatı altında birleştirmeye odaklanacaklarını belirten Orhonoğlu şu yorumu yapıyor: “Hedefimiz, ev ve çamaşır bakımında yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermek değil, dijitalleşmenin getirdiği hızla kültürü ve tüketici davranışlarını şekillendiren yenilikçi bir kategori lideri olarak bölgedeki güçlü büyümemizi sürdürmek. Bu vizyon, bizi veri odaklı yeni bir rekabet dönemine taşırken, Türkiye adına da kritik bir yönetim ve yetenek ihracatı değeri yaratıyor. Bu yönetim gücünü taçlandıran bir diğer unsur ise, küresel organizasyonda görev alan 188 Türk lider. Bu rakamın yüzde 65'ini ise kadın yöneticiler oluşturuyor.”
- Güçlü Ar-Ge altyapısı
Unilever’in globaldeki 12 Bölgesel Ar-Ge Merkezi’nden biri olan Türkiye’de Sarıgazi ve Ümraniye’de bulunan 2 tescilli Ar-Ge merkezi bulunuyor. Türkiye Ev Bakım AR-GE’si 22,3 milyon haneye hizmet sunuyor.
Türkiye AR-GE’si; Pakistan, Türkiye, Arabistan, Bangladeş’ten oluşan PTAB bölgesi (toplam 17 ülke) için Ar-Ge merkezi olarak görev yapmakta ve yerel tüketici beklentilerine uygun çeşitli inovasyonların geliştirilmesine liderlik ediyor..
Türkiye’de görev yapan 93 kişilik ekip, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki öncü çalışmalarıyla sektöre liderlik etmektedir. Bu ekibin %70’i kadınlardan oluşmaktadır. Liderlik ekibindeki kadın oranı ise %74.
Unilever Türkiye, küresel ölçekte yetenek ihraç eden önemli pazarlardan biridir. Bu kapsamda, Türkiye’den 50’den fazla Ar-Ge uzmanı, dünyanın farklı ülkelerinde (İngiltere, Hollanda, UAE) çeşitli Ar-Ge görevlerinde çalışmaktadır. Bunlardan %50’ye yakını İngiltere’de çalışıyor.
- Sürdürülebilirlik çalışmaları
Unilever, dünya genelinde Paris Anlaşması’nın belirlediği karbon nötr hedeflerini 11 yıl geriye çekti. 2039 yılında değer zincirinde net sıfır emisyon elde etme hedefiyle çalışıyor.
Unilever Konya Ev Bakım Ürünleri fabrikasında 2025 yılında Unilever ve MEXT iş birliğiyle hayata geçirilen Digital Tower projesi, toz deterjan üretiminde yapay zeka teknolojisi kullanılarak üretim verimliliğinin artırılması ve yıllık doğalgaz tüketiminde ise yüzde 6’lık bir azalma sağlanması planlanıyor.
4,5 milyon Euro yatırımla güneş enerjisi santrali (GES) kurulan Unilever Konya fabrikasının toplam enerji ihtiyacının yüzde 30’u yeşil enerjiyle karşılanıyor.
Unilever’in dünya genelinde 100 lokasyonda hayata geçireceği su koruma programlarından birisi Türkiye olarak belirlenmiş. bu doğrultuda Karaman’ın Burunoba köyünde Doğa Koruma Merkezi ile 2026 yılı itibarıyla bir program başlatılmıştır. Program kapsamında Burunoba köyünde doğru su yönetimini temin edecek tarım uygulamaları ve rüzgar bariyerleri oluşturuluyor.
2026 yılı sonuna kadar Unilever Türkiye'nin plastik ayak izinin %14'ünün geri dönüştürülmüş (PCR) plastiklerden oluşması hedefleniyor.
OMO’nun hayata geçirdiği sürdürülebilir ürünler ve yeniden dolum istasyonları, yüksek performans ile çevresel etkiyi azaltma hedefini bir araya getiriyor. Cif tarafında ise geri dönüştürülebilir ambalaj, düşük plastik kullanımı ve daha sürdürülebilir formülasyon çalışmaları kategori dönüşümünü destekliyor.
- Beklentilere cevap veren özel ürünler
Unilever Türkiye’nin Ar-Ge yapılanmasındaki öncü rolüne ve yerel inovasyon gücüne değinen Ali Fuat Orhonoğlu, “Unilever Türkiye, sadece güçlü bir pazar ve üretim üssü değil, aynı zamanda Unilever dünyası içindeki en kritik global Ar-Ge merkezlerinden biridir. Bizler, küresel bilimsel altyapımızı kendi topraklarımızdaki üstün Ar-Ge yetkinliklerimizle birleştirerek, doğrudan Türkiye’deki tüketicilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarına yönelik özel ürünler geliştiriyoruz. Türk insanının yaşam dinamiklerini, evlerindeki temizlik rutinlerini ve yüksek performans talebini çok iyi biliyor; bu beklentileri tam kalbinden yakalayan formülleri yerel inovasyon gücümüzle tasarlayarak tüketicilerimizin beğenisine sunuyoruz. Hayata geçirdiğimiz her yeni ürünle, kaliteyi ve yüksek performansı erişilebilir kılıyor, milyonlarca hane halkının gündelik yaşamını somut bir şekilde kolaylaştırıyoruz. Türkiye’deki bu global Ar-Ge gücümüz, markalarımızı tüketicilerimizin zihninde sadece birer temizlik ürünü değil, hayat kalitesini artıran güvenilir birer yaşam ortağı haline getiriyor.”
SASSY yaklaşımı pazarlama dünyası için mükemmel bir yaklaşım sunuyor.
Birleşik Krallık’taki ziyaretimiz sırasında, Port Sunlight’ta uzmanların ve University of Liverpool’daki akademisyenlerin anlattıklarının ışığında Unilever’in markalarını inovasyon ve üretimde başarılı kılan formül olan SASSY’nin geri planındaki unsurları kısaca aşağıda özetliyorum.
- Bilimsellik ve kesintisiz AR-GE yatırımı
Unilever’in; 500’den fazla doktoralı olmak üzere 4500 Uzmanın çalıştığı 6 Küresel , 12 Bölgesel Ar-Ge İnovasyon Merkezi ve 16.500 patenti bulunuyor. Ar-Ge yatırımı 836 milyon Euro olan kuruluş, inovasyondan 1,8 milyar Euro ciro elde ediyor. Unilever'in mikrobiyom alanında 100'den fazla patenti bulunuyor. Uzmanlar, mikrobiyom, biyoteknoloji ve yeni nesil ambalaj malzemeleri gibi en ileri teknolojili alanlarda öncülük ederek bilimin sınırlarını zorluyor ve inovasyonun geleceğini şekillendiriyor.
En son teknolojiyle donatılmış, dijital özellikli bir koku inovasyon laboratuvarı için 95 milyon Euro yatırım yapan kuruluş koku dünyasında derin tüketici deneyimleri yaratmak ve inovasyonu dijitalleştirmek için çalışıyor.
- Güven duygusu yaratmak
Bir ürünün güven duygusu yaratabilmesi için arkasında bilim ve teknoloji olması gerekiyor. Günümüzde tüketiciler gelişen bilgi teknolojileriyle geçmişe oranla kullandıkları ürünlerdeki içerikleri ve teknolojiyi daha yakından takip ediyorlar. Bu yaklaşım Unilever’in insanların yalnızca işlevsel olarak ihtiyaç duyduğu değil, aynı zamanda yaşam alanlarında görmeyi arzuladığı markalar tasarlamasını sağlıyor. Ev bakım ürünleri sıradan birer temizleyici olmaktan çıkıp tüketicide keyif, güven ve aidiyet duygusu yaratan ürünlere dönüşüyor.
- Duyuları ve duyguları anlamak
Unilever’in büyüme yaklaşımını “Kitlelerde Arzu Yaratan Markalar stratejisi” çerçevesinde çalışmak olarak özetleniyor. Bu yaklaşım Unilever’in insanların yalnızca işlevsel olarak ihtiyaç duyduğu değil, aynı zamanda yaşam alanlarında görmeyi arzuladığı markalar tasarlamaya yönlendiriyor. Ev bakım ürünleri sıradan birer temizleyici olmaktan çıkıp tüketicide keyif, güven ve aidiyet duygusu yaratan ürünlere dönüşüyor. Ürünlerin sadece işlevsel olmakla kalmayıp, ambalajıyla, kokusuyla, dokusuyla tüketici nezdinde arzu nesnesine dönüşmesi hedefleniyor.
- Teknolojiye yatırım: Bilim, teknoloji, yapay zeka ve robotlarla geleceğin kodlarını yazmak
Port Sunlight Ar-Ge Üssü, şirketin uluslararası rekabetçiliğini korumak, sürdürülebilirlik, ürün inovasyonu ve malzeme bilimi alanındaki gelişmelerde ön saflarda tutmak amacıyla son yıllarda hayata geçirdiği Malzeme İnovasyon Fabrikası (MIF), Ürün İnovasyon Laboratuvarı (PIL) ve İleri Üretim Merkezi (AMC) gibi bir dizi yatırımı temsil ediyor.
Port Sunlight Ar-Ge Üssü’nde, uzmanlar “Ürün İnovasyon Laboratuvarı” ve erken aşama ürün testlerine olanak tanıyan "Tüketici Merkezi”sin sağladığı olanaklar sayesinde verimli ve süratli bir biçimde ürün geliştirebiliyorlar.
2018 yılında 24 milyon GBP yatırımla kurulan İleri Üretim Merkezi ise bu formüllerin endüstriyel ölçekteki üretim dinamiklerini test etme imkanı sunuyor.
- Yapay zekayla Ar-GE’de, üretimde ve pazarlamada verimliliği artırmak
Unilever tüm süreçlerine yapay zekayı ve teknolojiyi dahil ediyor. Ancak, üretim ve pazarlama döngüsünün tüm aşamalarında bilim insanlarının yorumları ve araştırmalardan elde edilen içgörüler doğrultusunda ilerliyor. Yapay zeka üretimde, AR-GE’de ve pazarlama süreçlerinde verimlilik, sürat ve kalite artışı sağlıyor.
- Üretimde verimlilik ve kalite artışı
Unilever fabrikalarında kullanılan yapay zekâ destekli dijital ikiz teknolojileri; enerji tüketimini azaltıyor, hammadde kullanımını optimize ediyor ve küresel üretim ağı genelinde ürünlerin kalitesini artırıyor. Örneğin: Konya Ev Bakım fabrikasında enerji verimliliği için yapay zeka kullanılıyor. 2025 yılında MEXT iş birliği ile yapılan Digital Tower projesi toz deterjan üretiminde yapay zeka kullanarak hem üretim verimliliğini artırmayı hem de sürdürülebilirliği destekliyor.
- Ar-Ge çalışmalarının hızlandırılması
Yapay zeka sayesinde elde edilen bilimsel içgörüler yenilikçi ürünlerin ortaya çıkışında önemli rol oynuyorlar. Ev Bakımında yapay zeka ile geliştirilmiş enzimler kullanılıyor. . Global AR-Ge ekiplerinin yapay zekâ destekli akıllı protein tasarımı sayesinde enzim geliştirme süreçleri 5 kat hızlandırılabiliyor. Bu bilimsel buluş sayesinde Unilever ürünleriyle daha iyi bir temizleme performansı elde edilebiliyor. Kullanılan tedarik zinciri programıyla su ve enerji kullanımından tasarruf ediliyor
- Pazarlama süreçlerinin yeniden tasarlanması
Yapay zekâ, pazarlama yaşam döngüsünü yeniden şekillendiriyor; tüketicilerin yaratıcı mesajlara verdiği tepkileri hızla analiz ederek içgörüler üretiyor ve performans optimizasyonu sağlanıyor. Sosyal medyada trend olan konseptleri yapay zeka hızlıca markalarımıza uyarlıyoruz.
- İş birlikleri ve çok paydaşlı sistemler kurmak
Unilever ekosistemlere büyük önem veren bir kuruluş. Örneğin, Liverpool Üniversitesi’nin İngiliz finansman kuruluşları ve Unilever iş birlikleriyle gerçekleştirdiği Malzeme İnovasyon Fabrikası 24 terabaytın üzerinde veri noktası üretiyor. Malzeme kimyası alanında dünyadaki en yüksek robot yoğunluğuna sahip Ar-Ge üssü olan ve 81 milyon GBP değerindeki bu tesis sayesinde geniş kapsamlı mükemmel testler, simülasyonlar yapılabiliyor. Formüller geliştirilebiliyor. Sanal ikizler yaratılıyor. Bu durum bilim insanlarının operasyonel ve tekrarlayan işlerle vakit kaybetmesini engelliyor. Onların veri modelleme, simülasyon ve tüketici deneyimine odaklanan stratejik buluşlara yoğunlaşmasını sağlıyor.
5 yılda 400’ün üstünde patent başvurusu
Malzeme İnovasyon Fabrikası 11bin metrekarelik bir alanda 250’den fazla araştırmacıya ev sahipliği yapıyor. Akademisyenler, araştırmacılar ve start-up’lar özel üretim robotlarla birlikte açık erişimli araştırmalar üzerinde çalışmalar yapabildiği tesiste 2020’den bu yana 400’ün üzerinde patent başvurusu yapıldı. Bilim insanı başına fikri mülkiyet üretkenliği 2-3 kat artırıldı. 24 TB’ın üzerinde veri üretildi.
- Genç duruşa sahip olmak
Sassy formülünün son ögesi olan Young Spirited (Genç Ruhlu) olma hedefi, Unilever’in daima ileriye dönük bir biçimde çalışmasını sağlıyor. Markalarının yaştan bağımsız olarak, kültürün içinde yaşayan, modern bir bakış açısıyla gündemle uyumlu dinamik bir duruşa sahip olmasında etkin bir rol oynuyor.
- Tüketiciyi marka ekosisteminin aktif bir parçası olarak konumlamak
Güven konusunun son derece kritik olduğu günümüzde artık markanın kendi hakkında konuşması ve reklam ajansları tarafından hazırlanan televizyon ve gazete reklamları hazırlaması yeterli etki yaratmıyor. Sosyal medyada toplulukların, uzmanların ve içerik üreticilerinin ve en önemlisi tüketicilerin markalar hakkında paylaştıkları büyük önem arz ediyor. SASSY’nin üçüncü ögesi olan Said & Shared by Others (Başkaları Tarafından Konuşulan) boyutu, pazarlama ekiplerini sürekli olarak dışarıdaki duygu, düşünce, yorum ve eleştirileri takip etmelerini gerekli kılıyor. Toplulukların, uzmanların ve içerik üreticilerinin markalar hakkında ne dediğini anlamak için pek çok araştırma yapılıyor.
Social First: Sosyal medyaya öncelik
Pazarlama tarafında Unilever Ev Bakım kategorisi, tüketiciyi yalnızca hedef kitle olarak değil, marka ekosisteminin aktif bir parçası olarak konumlandırıyor. “Social-first” yaklaşımı, topluluklardan beslenen kampanyalar, dijital ve fiziksel kanalların senkronize kullanımı ve kültürle bağ kuran yaratıcı iletişim modelleri bu stratejinin merkezinde yer alıyor. Bu yaklaşım çerçevesinde yeni nesil yapay zeka araçları araştırma, yaratıcı süreç ve medya planlamada hız, verimlilik ve etkinlik artışı sağlanıyor.
- Tüketici içgörülerine yönelik ürün geliştirmek
Unilever tüm pazarlarda olduğu gibi Türkiye’de de, tüketicilerin beklenti ve talepleri doğrultusunda ürün geliştiriyor. Bu strateji de doğal olarak büyüme getiriyor.
Port Sunlight ziyaretimizde Türkiye’de kısa sürede büyük başarı elde eden iki ürünün geri planı hakkında ayrıntılı bilgi aldık. Tüketici beklentilerine yanıt veren bir biçimde tasarlanarak sorunlara hızlı ve ekolojik çözüm sunan bu ürünleri kısaca özetleyelim:
Cif’in yeni nesil temizlik çözümü Infinite Clean patentli teknolojisi ve doğal probiyotikler içeren özel formülü sayesinde sert yüzeylerde temizlik sonrası oluşabilecek tozlanmayı 3 güne kadar geciktirerek uzun süreli temizlik vadediyor. Yeniden doldurulabilir yedek şişe sistemi, standart spreylere kıyasla plastik kullanımını %50 oranında azaltıyor. Tüketicilere normal spreye göre fiyat avantajı sağlıyor. OMO’nun Express Fresh ürünü ise ise patentli Fast Clean teknolojisi sayesinde makine çalışır çalışmaz aktifleşen bir formüle sahip. Bu içerik kısa programlarda etkili temizlik sağlıyor.
Ali Fuat Orhonoğlu’nun verdiği bilgiye göre, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüketiciler çamaşır makinelerinde kısa yıkama programını tercih ediyorlar. "Hızlı Temizlik" (Fast Cleaning) trendi sonucunda bu segmentteki küresel pazar 2 Milyar Euro’luk bir büyüklüğe ulaşmış durumda.
Orhonoğlu’nun verdiği bilgiye göre, Türkiye’de tüketicilerin %78’i haftada en az 1 kere kısa programı tercih ettiğini ifade ediyor. Yıkamalarının çoğunluğunda kısa program kullanan tüketicilerin oranı ise %48’i buluyor. Bu trend Omo Express Fresh satışlarına da yansımış durumda. Türkiye dünyada 1 numaralı Express Fresh ülkesi olmuş ve ürünü deneyen tüketicilerde %36 oranında tekrar geri alım hızı yakalanmış.