Prof. Yeşiltaş, “Fırsat; Terörsüz Türkiye” diyor. MHP Lideri Bahçeli; “Hukuk ve adalet” diyor. Peki iktidarından muhalefetine siyaset ne diyor, ne yapıyor?
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, Suriye’deki gelişmelere yönelik olarak sosyal medya hesabı üzerinden şöyle bir tahlil yaptı:
“Fırtına dindi, saha hareketli. İleride konuşacağımız konulardan biri de Kürt milliyetçiliği. Anlık değil dönemsel bir analiz yapalım.
1- 2012’de Suriye’de başlayan Kürt politik/siyasal momentumu bugün itibarıyla jeopolitik temposunu kaybetti. Jeopolitik 101; toprak yoksa siyasa retorikten ibaret kalır.
2- Bu momentum askeri/politik anlamda kendine geniş bir siyasal alan açtı ama yaslandığı zemin zayıftı. Konjonktürel denklem değişince “eldeki kartlar”ı aynı şekilde oynayamazsın; kartları yeniden karmazsan kazanan her zaman kasa olur.
3- Bu dönem Kürtler için bir istisna haliydi. İstisnayı oluşturan dinamikler senin elinde değilse, istisna haline egemen olan karar verir (C. Schmitt). SDG’nin işlevsizleşmesi bunun canlı örneği.
4- YPG hiçbir zaman bir düzen kuramadı; kuramazdı da. Arap/aşiret sosyolojik havzasında Marksist-Leninist bir modeli işletmek mümkün değildi; nitekim Arap asabiyesi daha dayanıklı çıktı. Sana ait olmayanla pazarlığa girersen kaybeden sen olursun.
5- “Rojava” baştan sona bir çelişkiler yumağıydı. Haritayı çizmek/boyamak kolaydır ancak yönetmek için kapasite gerekir. Devlet, toprak + egemenlik olmadan yaşamaz; “devletimsi” düzen de bir noktada duvara çarpar.
6- Kürt romantizmi ile Batı-merkezli seküler anlatı bir süre (Deaş nedeniyle) konjonktürel uyum gösterdi; ama ikisi de Westfalyan duvara tosladı: egemenlik, sınır, tek otorite ve düzen kurma kapasitesi eninde sonunda belirleyici olur.
7- Ekim 2023 sonrası devlet-dışı aktörlere yer olmayacağı belli olmuştu. 10 Mart fırsattı. Daha fazla isteme, zirvedeyken en iyi anlaşmayı yaparsın.
8- Bundan sonra ne olabilir? Kürt milliyetçiliği momentumunu kaybetmez, ama muhtemelen başka bir yere savrulur: toprak üzerinden devletimsi iddiadan, daha fazla “haklar/siyaset/temsil” eksenine; yani jeopolitikten sosyo-politik alana yeniden konumlanmaya.
Fırsat: Terörsüz Türkiye.
Peki Terörsüz Türkiye meselesinde neredeyiz?
Meclis Komisyonu; siyasi partilerin hatta siyasi partiler içindeki kanatların propaganda zeminine dönüştü. Herkes önümüzdeki seçimi düşünerek, seçmen tepkisini hesap ederek kendi siyasi hesabı içinde.
Ana muhalefet; pozisyonunu iktidarın kararlarına göre belirliyor. Misal, iktidar İmralı’ya gitme kararı mı alıyor, ana muhalefet gitmeme kararı alıyor. Misal, MHP Esenyurt Belediye Başkanı’nın göreve iade edilmemesini yüksek sesle eleştiriyor, CHP’den seçilen Ahmet Özer için ana muhalefetin sesi çıkmıyor.
DEM Parti başka alem; içinde bulundukları Meclis’te yeni süreci ete kemiğe büründürmek için var güçleri ile çalışacaklarına, Suriye’deki gelişmelerden başlayıp, Öcalan’ın salıverilmesine kadar geniş bir yelpazede “hamaset siyaseti” yapıyorlar.
AK Parti dersen; onlar da siyaset geliştirmek yerine “acaba reis ne der” diye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzına bakıyorlar.
Dönelim MHP’ye…
Yukarıdaki bütün aktörlerin tutumlarının aksine daha bir kaç gün önce MHP Lideri Bahçeli, sosyal medya aracılığı ile şöyle seslendi:
“Terörsüz Türkiye, hedefi geride kalan son bir asrın en müessir atılım ve amacıdır. Barış, huzur, istikrar ve güvenlik Türk milletinin hem hakkı hem de tartışılmaz arzu ve arayışıdır. Bu kapsamda herkes ve hepimiz buna binaen hareket ve hizmetle mükellef olduğumuzu unutmamamız gerekmektedir.
Esenyurt Belediye Başkanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Özer’e, ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçunun reva görülmesinden dolayı 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiği gibi ‘Terörsüz Türkiye’ gaye ve gayretiyle de taban tabana zıtlık taşımaktadır. Bu kararın maşeri vicdanda hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi de yoktur.
İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahut kararı sorunludur, adil ve hakkaniyet esaslarıyla tezat ve çatışmalıdır. Bu nedenle bahse konu mahkeme kararının temyiz aşamalarında düzeltilmesi, adaletin gerçek manada tecelli etmesi samimi dilek ve temennimdir. Türk hukuk sisteminin önyargılardan uzak şekilde, milli birlik ve beraberlik hissiyatına adli ve ahlaki destek vermesi akut beklentimizdir.”
Başa dönelim, Prof. Yeşiltaş, “Fırsat; Terörsüz Türkiye” diyor. MHP Lideri Bahçeli; “Hukuk ve adalet” diyor. Peki iktidarından muhalefetine siyaset ne diyor, ne yapıyor?