TBMM'ye sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" farklı siyasi partiler tarafından farklı gerekçelerle desteklenirken eleştirileri de beraberinde getiriyor. Konu ile ilgili endişelerini dile getiren siyasiler sürecin toplumsal meşruiyet kazanabilmesi için Meclis'te geniş uzlaşı ve şeffaf tartışma zemini oluşturulmasını istiyorlar.
Malum, Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında PKK terör örgütü üyelerinin silah bırakmasının ardındaki hukuki durumunu belirlemek için AK Parti ve MHP ortaklığında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin imza süreci önceki gün tamamlandı ve TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
Teklife; TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş dahil AK Parti, MHP, CHP, DEM Parti, HÜDA- PAR ve Yeni Yol Partisi gruplarından toplam 360 milletvekili imza attı.
Tepkiler çeşitli…
Misal, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan şöyle diyor:
“Bu düzenleme bütün sorunları bir anda çözen bir nihai düzenleme değil. Bir başlangıç. Bir anda Türkiye'yi demokratikleştirecek bir yasal düzenlemeden de bahsetmiyoruz. Böyle sihirli bir etkiyle Kürt sorununu da çözmeyecek. Tüm bunlar bizim ortak mücadelemize bağlı. Bundan sonra. Ama tüm bunlar için çok kritik bir kapı aralandı. Bu kapıdan girmeli ve bu kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız.”
Buna karşılık, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu çerçeve yasayı şu sözlerle eleştirdi:
"Bu yasayla kapısı aralanan ikinci cumhuriyettir. Bir devletin sonunu getirip, yeni bir devletin kapısını aralayan bir bakış açısının sonucudur. Bir de yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil Sevr'e imza atıyorsunuz."
Yeri gelmişken hatırlatayım, İYİ Parti'nin Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin Anayasa'ya, hukuk devleti ilkelerine, yasama usulüne ve terörle mücadele politikalarına etkileri ile şehit yakınları, gaziler, güvenlik güçleri ve toplum üzerindeki muhtemel sonuçlarının Genel Kurul'da kapsamlı şekilde değerlendirilmesi amacıyla verdiğini genel görüşme önerisi reddedildi. Herkesin “çok önemli” olduğunu vurguladığı bir konuda Meclis’te bütün partilerin katılacağı bir genel görüşmenin ne sakıncası olabilir anlamak zor. Bütün siyasi partiler eteğindeki taşı dökse, ahali de kim ne diyor dinlese fena mı olurdu?
Neyse siyasi partilere geri dönelim.
HÜDA-PAR Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir TBMM'de yaptığı açıklamada, "usul ve üsluba ilişkin bazı çekinceleri" olmasına rağmen, çerçeve yasaya destek verdiklerini açıkladı:
"HÜDA-PAR olarak dört vekil şeklinde bu yasa teklifine imzayı koyduk. En kısa sürede yasalaşmasını temenni ediyoruz. Türkiye'nin normalleşmesine vesile olsun diye bazı hususlara gözümüzü kapattık ve 'Evet' deyip, imzayı koyduk.”
HÜDA-PAR nelere gözünü kapattı mesela merak etmek gerekmez mi?
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç ise “Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan'ın ilk günden itibaren ifade ettiği üzere bu yasa, anayasa değişikliklerinde olduğu gibi referanduma götürülmeli ve aziz milletimizin desteği istenmelidir" görüşünde.
Böyle bir yasa teklifi, yasalaşırsa ki içinde MGK’nın ve Meclis Komisyonu’nun ayrı ayrı süreci takip edeceği uzun bir süreci de barındırıyor, yasallaşmasının ardından tüm halkın resmen desteğini istemek kötü bir fikir mi? En azından bu öneriyi tartışmak gerekmez mi?
Diğer yandan Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise düzenlemenin Selahattin Demirtaş gibi cezaevinde bulunan “seçilmiş siyasetçiler ve politik tutsaklara” ilişkin açık ve hızlı bir sonuca götürecek bir çerçeve içermediğini, siyasetin önünün açılmasını iktidarın şartlara bağladığını savunuyor. Peki, Bayhan’ın hatırlattığı gibi dağdakini affederken, siyasetçiyi unutmak ne kadar makul?
Bunları hatırlatmamın nedeni, Meclis’te çoğunluğu bulunan partilerin dışındaki siyasi görüşleri de göz önüne almanın sürecin sağlıklı işlemesi açısından çok önemli olduğuna işaret etmek istemem. Eğer komisyon ve genel kuruldaki görüşmelerde bütünün uzlaşısı sağlanmazsa sonrasında devreye girecek anayasa değişiklikleri de çok tartışmalı bir zemine kayar ve bundan kimse kârlı çıkmaz!