Tüketici fiyatları endeksinde kapsanan ürünlerle ilgili olarak yıllar yılı süregelen bir şehir efsanesi vardı. TÜFE’nin vatandaşın tüketiminde neredeyse hiç önemi bulunmayan “pinpon topu, zincir, takoz, çekme halatı” gibi ürünlerle hesaplandığı ileri sürülürdü. Bu iddia doğru değildi, söz konusu ürünler TÜFE’de hiçbir zaman kapsanmamıştı ama bu iddia uzun yıllar dile getirildi. Neyse ki son yıllarda bu şehir efsanesi artık unutulur gibi oldu.
Ancak TÜİK 2026 endeksine giren-çıkan kalemlerle adeta kendi ayağına kurşun sıktı! Tamam; tüketimdeki ağırlığı 1000’de 1 ve üstünde olan tüm mal ve hizmetler sepete dahil edilir ama bazı kalemlerin nasıl olup da bu oranın altında payda kalarak sepetten çıkarıldığı, bazı kalemlerin de nasıl bu oranın üstünde payla sepete eklendiği biraz kafa karıştırdı.
Endeksten çıkarılan ve endekse eklenen kalemler “TÜFE bu kalemlerle mi hesaplanıyor” dedirtecek simgesel tuhaflıkları beraberinde getirdi.
TÜFE kapsamından çıkarılan ve bu yılki hesaplamada dikkate alınmayacak bazı kalemlere, özellikle bir kaleme bakanlar, “Yok artık” demekten kendini alamadı. TÜFE’den çıkarılan kalemlerden sonra bir de eklenenlere bakıldı ve şaşkınlık daha da arttı.
Dizel otomobil devri kapandı mı?
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği verilerine göre Türkiye’de geçen yıl 80.346 adet dizel otomobil satıldı. Bu sayının yalnızca otomobilleri ve sıfır satışları kapsadığını belirteyim. Çünkü TÜFE’de ilk el satışlar izlenir.
Dizel otomobil satışı, bu sayıyla toplam satış içinde yüzde 7,4’lük bir pay aldı.
Bir önceki yıla, 2024’e dönelim. Dizel otomobil satışı 95.984 adet olmuş ve bu sayı toplamda yüzde 9,8 pay almıştı.
2024 yılındaki bu satış sayısı göz önünde bulundurularak 2025 TÜFE’sinde dizel otomobil yüzde 0,6549 ağırlıkla temsil edilmişti.
Yaklaşık 96 bin adet satış karşılığı yüzde 0,6549’luk ağırlık; 80 bin adet satış karşılığında sıfır ağırlık!
Sayı çok düşmediği halde ağırlığın sıfıra indirilmesi ve dizel otomobilin TÜFE’den çıkarılması şu söylenebilse anlaşılabilir:
“Diğer otomobiller öyle ön plana çıktı ve dizel öyle gözden düştü ki, fiyat inanılmaz geriledi ve bu yüzden TÜFE’den çıkardık.”
Dizel otomobil fiyatları 2 milyon liralardan başlıyor ve kimi markalarda 15-20 milyon liraları buluyor. Ortalama fiyatı 3 milyon kabul edelim; 80 bin satışın parasal karşılığı 240 milyar liradır.
Bir yılda 240 milyar ciro yapılan bir kalem TÜFE’den niye çıkarılıyor?
Belki de şöyle düşünülmüştür:
“Dizel otomobil satışları bu yıl çok düşecekti, o yüzden TÜFE’den çıkarıldı.”
Acaba? Ocak ayında 4.203 dizel otomobil satıldı, toplamdaki pay da yüzde 6,9 oldu.
Yani, boşa koysan dolmuyor, doluya koysan almıyor!
Dizel otomobilin TÜFE’den niye çıkarıldığı da anlaşılamıyor.
Gerçi benzinli, hibrit ve elektrikli otomobilin geçen yılki TÜFE’de yüzde 6,2934 olan ağırlığının bu yıl yüzde 4,5857’ye indirilmesi de anlaşılamadı ki…
Otopark ücreti de çıkarıldı
TÜFE’de 2026’da artık otopark ücreti de kapsanmayacak.
Otopark ücretinin TÜFE’deki ağırlığı tam olarak bilinmese de zaten çok düşüktü. Kapsamında otopark ücretinin de bulunduğu araba kiralama ücreti, otoban ve köprü geçiş ücreti ve sürücü eğitim kursu ücretinin geçen yılki ağırlığı zaten yalnızca yüzde 0,1947 düzeyindeydi.
Eklenenlerde makul olan da var, şaşırtan da…
TÜFE’den çıkarılan en önemli kalemin dizel otomobil olduğu ortada. Peki eklenen kalemler arasında en çok dikkati çekenler mi; “Türkiye’de meğer neler neler tüketiliyormuş ki TÜFE’ye eklenmiş” dedirtecek kalemler var.
Önce bir soru sormak istiyorum.
“Siz hangi sıklıkla kuru hurma yiyorsunuz?”
Hurma genellikle Ramazanda tadımlık alıp yenilir. Herhalde 100 gram, 200 gram.
Zaten fiyatı öyle arttı ki, “Şunun tadına bakıp öyle alayım” diyenlere karşı önlem olması için bazı kuruyemişçiler “Tek hurma şu kadar lira” diye etiket asıyor.
Ama meğer Türk halkı kuru hurmayı o kadar çok tüketiyormuş, o kadar çok tüketiyormuş ki TÜİK de “haklı” olarak bunu TÜFE’ye dahil etmiş.
Ya banyo paspası!
TÜFE’ye eklenen kalemlerden biri de banyo paspası.
Türkiye’de yılda 1 milyon adet banyo paspası satılsa, her bir paspas da ortalama 1000 lira olsa, toplam ciro 1 milyar lira demektir.
Satış sayısının 10 milyon olduğunu düşünsek, fiyatın da 2 bin lira olduğunu varsaysak ciro çıka çıka 20 milyara çıkar.
Sen tut bu yıl en az 50-60 bin adet satılacak ve yine diyelim 3 milyon liradan 150-180 milyar lira arasında ciro oluşacak dizel otomobili listeden çıkar, onun yerine kuru hurmayı ekle, banyo paspasını ekle.
Dedim ya sanki geçmişin o şehir efsanesini hatırlatmak ve TÜFE’nin tuhaf kalemlerle hesaplandığı algısını depreştirmek istercesine sergilenen bir tutum…
Güneş kremi ve termos gibi kalemler de TÜFE’ye eklendi. Bunların da toplam harcama içinde binde bir gibi bir yer tutacağı pek sanılmıyor.
Otomobil ekspertiz ücreti
TÜFE’ye eklenen bir diğer kalem de otomobil ekspertiz ücreti. Kuru hurmaya göre çok yüksek bir ciro var ortada ama dizel otomobille yine de kıyaslanmaz.
Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 7,5 milyon adet ikinci el otomobil satıldı. Ekspertiz ücreti 5 bin lira ile 10 bin lira arasında değişiyor. El değiştiren tüm otomobiller için hem de 10 bin liradan ekspertiz yapıldığını varsaysak bile toplam ciro 75 milyar lira eder.
Tuhaflık, otomobil ekspertiz ücretinin TÜFE’de kapsanması değil zaten, kalması gerekenlerin çıkarılması.
Kredi kartı ücreti
Kredi kartı yıllık aidat ücreti de TÜFE’ye eklendi.
Türkiye’de Aralık 2025 itibarıyla toplam 142 milyon adet kredi kartı var. Bu kartların bir kısmının zaten yıllık aidatı yok. Aidat işletilen kartlarda da itiraz halinde bu tutar iade ediliyor.
Dolayısıyla bu 142 milyon kartın ancak üçte bir kadarına aidat uygulandığı tahmin ediliyor. Tahmin ediliyor diyorum, çünkü bu konuda veri yok.
Yani yaklaşık 50 milyon karttan aidat alınıyor. Ortalama aidat tutarını 1000 lira varsaysak, toplam tutar 50 milyar lirayı buluyor.
Bu kalemin TÜFE’ye eklenmesi de makul görünüyor.
