F-35 olmayacak anlaşıldı da; sahi Türkiye'nin Washington'la yaptığı F-16 satın alma anlaşması ne oldu? Ondan da epeydir ses seda çıkmaması manidar elbette...
Türkiye'de bugünlerde "kandırıldık" modu yeniden gündemde;
ABD Başkanı Trump'ın ilk döneminde CAATSA yaptırımlarıyla karşılaşan, Rahip Brunson tartışması üzerinden ekonomisi sarsıntı geçiren Türkiye, şimdilerde "Trump'a güvenmekle -yine- hata mı yaptık?" sorusunu tartışıyor.
Suriye cephesinden, Türk-Amerikan ikili ilişkilerine kadar Ankara-Washington hattında bugünlerde işler hiç iyi gitmiyor.
Suriye'de büyükelçi neden ağız değiştirdi?
Göreve başladığı ilk günlerde AK Parti hükümetinin Suriye konusundaki tezleriyle birebir örtüşen açıklamalar yapan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın birden bire söylem değiştirmesi Ankara'yı en çok şaşırtan hamle oldu.
Tıpkı Ankara'nın istediği gibi, Suriye'de "merkezi hükümet" diyen Barrack, aniden ülkenin güneyinde Dürziler, kuzeyinde Kürtler için "federasyon değil ama, ona yakın bir yönetime ihtiyaç var" açıklaması yaptı. Yani Kürtlere de Dürzilere de adına "federasyon" demeden, federasyon kurma yönünde yeşil ışığı yaktı.
Colani'deki tavır değişikliği
Benzer bir durum Şam yönetiminde de yaşanıyor: Ankara'nın desteğiyle Şam'da kontrolü ele geçiren HTŞ lideri Colani -şimdiki adıyla Ahmet El Şara'nın bugünlerdeki önceliği Ankara değil, İsrail'le ilişkileri iyi tutmak. Paris'te, yine ABD'nin gözetiminde gerçekleşen Suriye-İsrail görüşmeleri iki ülke arasında bir "güvenlik anlaşmasına" doğru ilerliyor.
Barış değil, güvenlik anlaşması; Çünkü İsrail'in halihazırda işgal ettiği Suriye toprağı olan Golan tepelerinden de Şam'a tepeden bakan Harmon Dağı’ndan da çıkmaya niyeti yok. Barış anlaşması olursa sınırlar da çizilecek. Dürziler'in yoğun yaşadığı güneydeki Süveyde ve Kuneytra'da "federasyon demeden Dürzi federasyonu" kurmaya çok yakın olan İsrail, buradaki "ayrıcalıklarından" da vazgeçmek istemiyor.
ABD'nin kurduğu oyun planı çerçevesinde Colani-El Şara'nın ise eylül ayında BM kürsüsünden Suriye adına konuşma "şerefi" karşılığında, İsrail'e o çok istediği, mevcut fiili durumu "meşrulaştıracak" o güvenlik anlaşmasına imza koyacağı yazılıp çiziliyor uluslararası basında.
Türkiye'ye F-35 de gündemde değil
Ankara'daki, "Trump'la iyi ilişkiler, Türkiye'ye Amerikan yaptırımlarını kaldırır, F-35 alımının bile önünü açar" beklentisi, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yazılan bir mektupla yok oldu gitti.
Söz konusu mektup, Amerikan Temsilciler Meclisi Üyesi Chris Pappas'ın ABD Dışişleri Bakanı Rubio'ya Türkiye'ye F-35 satışının mümkün olup olmayacağını resmen sorduğu mektuba cevap olarak yazıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı Hukuk bölümünden Rubio adına mektupta, Trump yönetiminin "Amerikan yasalarına, özellikle de CAATSA'ya bağlılığı" teyit edildi. Mektupta, Rusya'dan alınan S-400'ler durdukça, Türkiye'ye yaptırımların kalmasının da, F-35 satışının da mümkün olmadığı açık ifadelerle dile getirildi.
F-35 olmayacak anlaşıldı da; Sahi Türkiye'nin Washington'la yaptığı F-16 satın alma anlaşması ne oldu? Ondan da epeydir ses seda çıkmaması manidar elbette...