Para Politikası Kurulu bugün toplanacak. Genel kanı faiz oranlarında bir değişiklik yapılmayacağı yönünde. Zaten fiili faiz, Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalelerine yeniden başlamasıyla 24 Ağustos’ta yüzde 40’tan yüzde 37’ye düşürülmüştü.
Haftalık repo ihale faizinin yüzde 37’den daha aşağı çekilmesi en azından bugünkü toplantıda beklenmiyor. Faiz ekim ve aralık toplantılarında ne olur şimdiden tahmin etmek tabii ki zor ama o toplantılar için indirim beklentisi daha ağır basıyor.
“Enflasyon hâlâ çok yüksek”
TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu’nun eylül ayı raporunda da Merkez Bankası’nın bugünkü toplantıda faiz oranlarını değiştirmemesinin daha yerinde olacağı belirtildi. Raporda, “Enflasyon hedefinin (2027 hedefi) yükseltildiği dikkate alındığında, faiz indirimi için bir alan açıldığı izlenimi doğsa da enflasyondaki katılık çerçevesinde erken bir faiz indiriminin para politikasının itibarını zedeleme riski gözetilerek politika faizi yüzde 37’de sabit tutulmalıdır” denildi.
TEPAV’ın eylül ayı para politikası değerlendirme notunda özet olarak şu görüşlere yer verildi:
■ Ağustos ayı itibarıyla Türkiye’nin yıllık tüketici enflasyonu 31,51 olmuştur. Yıllık enflasyon son on üç aydır çok yüksek ve dar bir aralıkta, yüzde 30,7 ile yüzde 33,3 arasında seyretmiştir.
■ 2027-2029 OVP’sinde 2027 enflasyon hedefi yüzde 21 olarak belirlenmiştir. Oysa Merkez Bankası 12 Şubat’ta yayımlanan enflasyon raporunda 2027 hedefini yüzde 9 olarak açıklamıştı. 14 Mayıs’ta yayımlanan raporda ise hedef yüzde 15’e yükseltilmişti. OVP’den yalnızca 24 gün önce 13 Ağustos’ta açıklanan üçüncü enflasyon raporunda yüzde 15’lik hedef korunmuştu. (TEPAV’ın raporunda belirtilmiyor ama sanki burada “24 günde ne oldu da hedef 6 puan birden yukarı çekildi” deniliyor gibi.)
■ Önceki raporlarımızda vurgulanan riskler sürmektedir:
● Savaş yüzünden sıçrayan enerji, emtia ve uluslararası taşıma fiyatlarına ilişkin büyük bir belirsizlik bulunmaktadır.
● Enflasyon bekleyişleri çıpalanamamıştır.
● Uygulanmakta olan programın enflasyonu kalıcı biçimde düşürecek politika adımlarını kapsamaktan uzak olması hedeflerin çok sık ve yukarı doğru güncellenmesini gerektirmekte, bu güncellemeler ise bekleyişlerin oldukça yüksek düzeyde kalmasına neden olmaktadır.
● Bu çerçevede Merkez Bankası’nın son enflasyon raporundaki 2027 yılı enflasyon hedefinin OVP ile uyumlu açıklanmamış olması, para politikasına güveni azaltıcı bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
● Bekleyişlerin çıpalanamaması enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışlarının devam etmesine yol açmaktadır.
● Toplumun her kesiminin ekonomi programına yönelik şikayetleri artmaktadır.
“2027 hedefine ulaşmak zor”
TEPAV’ın eylül ayı raporunda hem 2026 için tahmin edilen enflasyonda kalmanın, hem 2027 için öngörülen hedefi tutturmanın zor olacağı vurgulandı. Raporda bu konuda şu görüşe yer verildi:
“Enflasyonla mücadelenin sürdürülebilirliği ve kalıcı olarak düşük bir enflasyona ulaşılması giderek zorlaşmaktadır. Mevcut koşullar altında, enflasyonun 2026 yıl sonu için güncellenen hedefin üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Uygulanmakta olan programın eksiklikleri ve yaklaşan seçimler de dikkate alındığında, 2027 sonu hedefine ulaşılması da zor görünmektedir.”
Merkez Bankası’na temel sorunun ne olduğu konusunda bir uyarıda da bulunulan raporda bu konuda şöyle denildi:
“Merkez Bankası, temel sorunun uygulanmakta olan ekonomi programının önemli eksiklikler içermesi ve mevcut programın sürdürülebilirliğine dair şüphelerin giderilememesi olduğunu dikkate almalıdır.”
TEPAV daha açık ne desin!
■ Bu programın önemli eksiklikleri var.
■ Eksik yönleri bulunmakla birlikte bu programın sürdürülebilirliğine dair şüpheler de giderilemiyor.
“Önce hukuk ve demokratik değerler”
Raporda, hem içerideki, hem dışarıdaki belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir dönemde Türkiye’nin en azından kontrol edebildiği belirsizleri azaltmasının çok daha fazla önem kazandığı vurgulandı.
TEPAV yapılması gerekenlerin ilk sırasına hukukun üstünlüğünü ve demokratik değerlere saygı gösterilmesi gerektiğini koydu. Raporda, “Bu yapılmadıkça önemli ekonomik sorunları çözmek mümkün görülmemektedir” denildi. Diğer öneriler de özet olarak şöyle sıralandı:
■ Geniş kesimlerce benimsenecek ve ‘Ülkede önemli değişiklikler oluyor’ heyecanını uyandıracak yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç vardır. Bu stratejiye dayalı yapısal tedbirlerle güçlendirilecek bir program şüphesiz enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştıracaktır.
■ Öncelikle maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi önemlidir. Koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi başta olmak üzere bütçe açığını azaltıcı önlemlerin hayata geçirilmesi zorunludur.
