Tarih 17 Nisan 2026… Doğrudan yatırımları ele aldığım yazımda yabancıların Türkiye’deki yatırımlarındaki azalmaya, buna karşılık Türklerin dışarıdaki yatırımlarındaki artışa dikkat çekerken “Gelen gideni aşacak gibi” ara başlığı altında özetle şunları yazmıştım:
“Yabancıların Türkiye’deki yatırımları AB’ye tam üyelik müzakerelerinin başladığı yıllarda, 2006 ile birlikte rekor kırmış ve yıllık tutar 20 milyar dolarları bulmuştu. Sonrasında genel eğilim yönünü aşağı çevirdi.
Türklerin yurt dışı yatırımları ise son dönemde yıllık bazda 10 milyar dolara dayandı.”
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Yazımı şöyle bitirmiştim:
“Böyle giderse bir süre sonra net doğrudan yatırım girişi sıfıra inecek ve negatife dönecek.”
Döndü!
Tahmin edilen oldu ve yabancıların Türkiye’de yaptıkları yatırım ile yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yatırımları arasındaki fark temmuz ayı itibarıyla yıllık bazda ilk kez, evet ilk kez negatife döndü.
Son bir yılda yabancıların Türkiye’deki yatırımları 10 milyar 21 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Buna karşılık Türklerin yurt dışı yatırımları 10 milyar 346 milyon doları buldu.
Böylece temmuz itibarıyla net doğrudan yatırım eksi 325 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Gayrimenkul hariç 508 milyon dolar
Ödemeler dengesi istatistiklerinde her ne kadar doğrudan yatırım başlığı altında yer alıyorsa da gerçek anlamda yatırım olmayan ve zaman zaman önemli bir tutar oluşturan bir kalem var; gayrimenkul.
Yabancıların Türkiye’deki yatırımlarından burada aldıkları gayrimenkulleri ve Türklerin yurt dışı yatırımlarından dışarıda edindikleri gayrimenkulleri düşünce daha farklı bir tablo görüyoruz.
Yabancılar son bir yılda Türkiye’de 2,7 milyar dolarlık gayrimenkul aldı. Türklerin dışarıdaki gayrimenkul alımlarının tutarı ise 2,5 milyar dolar.
Temmuz itibarıyla bu tutarlar düşüldüğünde gelen yatırım 7,3 milyar, giden yatırım 7,8 milyar dolar. Buna göre gayrimenkul hariç net yatırım eksi 508 milyon dolar.
Gayrimenkul verileri 2017’den beri var
Toplam giriş ve çıkışı gösteren veriler 1991’den bu yana olan dönemi kapsarken gayrimenkul hariç verilerin neden son on yılla sınırlı olduğu merak edilebilir.
Merkez Bankası yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’deki gayrimenkul alımlarını 2003 yılından bu yana ayrı bir kalem olarak gösteriyor. Türklerin yurt dışındaki gayrimenkul alımlarına ilişkin veriler ise ödemeler dengesinde 2017’den itibaren gösterilmeye başlandı. Dolayısıyla gayrimenkulde iki verinin birden ancak 2017’den itibaren yer alması yüzünden gayrimenkulün hariç olduğu net doğrudan yatırım girişini 2017’den itibaren oluşturmak mümkün oldu.
Yurt içinde yerleşikler dışarıda elbette 2017’den önce de gayrimenkul alıyordu ama bu ödemeler dengesinde görülemiyordu.
Gerçek doğrudan yatırım hiç bilinmiyor
Doğrudan yatırım deniliyor ama bu tanım da biraz soyut. Genellikle ortada yeni bir yatırım yok; yapılan ağırlıklı olarak kurulu bir tesisin satın alınmasından ibaret. Yani sermaye getiriliyor ve zaten çalışmakta ve üretim yapmakta olan bir tesis el değiştiriyor, o kadar.
Yeni bir üretim yok, yeni bir istihdam yok, yeni bir vergi oluşumu yok.
Oysa doğrudan yatırım, sıfırdan üretim yapılması demek. Bu durum iktisat diliyle “yeşil alan yatırımı” ya da “greenfield yatırım” olarak tanımlanıyor.
Mevcut şirkete sermaye…
Bu arada doğrudan yatırım için gelmiş görünen dövizin bir bölümü de Türkiye’deki şirket için getirilen sermaye. Yani zaten ister sıfırdan kurulmuş olsun, ister hisse devri yoluyla olsun, yatırım yapılmış ve o yatırıma yeni sermaye getiriliyor. Bu da Türkiye’ye döviz girişi dışında pek bir anlam taşımıyor.
Aynı durum tabii ki Türk şirketlerinin yurt dışındaki yatırımları için de geçerli.
Yerli yatırımcının gönlü var mı ki?
Yabancı yatırımcı gelmiyor. Gerekçeyi tartışmaya bile gerek yok. Yalnızca “Niye gelsin ki” demek bile yeter. İyi de yabancı gelmiyor da sanki yerli yatırımcı yatırım yapmaya çok mu niyetli ki?
Yabancı gelmiyor, yerli gönülsüz; peki o zaman nasıl olacak da büyüme hızlanacak, nasıl olacak da istihdam yaratılacak ve işsizlik azalacak, nasıl olacak da daha çok vergi toplanabilecek ve vatandaşın refahı yukarı çekilebilecek?
Yabancı gelmezken yatırım yapabilen yerli yatırımcı da yurt dışını tercih ediyorsa, biraz durup düşünmek “Galiba bir yerlerde yanlış yapıyoruz” demek gerekiyor da, bunu kim diyecek?

