Busan’da varılan ‘Ticari Ateşkes’in’ kalıcı hale getirilmesi ise yine en önemli konu olarak gözüküyor. Başkan Trump’ın gezisine 17’den fazla üst düzey yönetici ve CEO’nun eşlik ediyor olması odak noktasını ticarete çeviriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret, birçok açıdan önem arz ediyor. Öncelikle, bu ziyaret 2017’den bu yana bir ABD başkanının Çin’e yaptığı ilk gezi. Yani 9 yıl sonra yeniden bir ABD başkanı Çinli yetkililer tarafından ağırlanacak. Trump açısından ise bu Çin’e gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, ancak ikinci başkanlık döneminin ilk ziyareti.
Geçtiğimiz sonbaharda tarifeler gölgesinde varılan ticari ateşkesin devamını sağlamak amacıyla yapılması planlanan gezi son anda iptal edildiği için olsa gerek hem Amerika hem de Çin tarafı son derece temkinli bir süreç ilerletti.
“Yapılacak mı, yapılmayacak mı?” belirsizliğinin hafta başında Çinli yetkililerin ziyaretin kesinleştiğini açıklamasının ortadan kalkmasıyla artık neler konuşulacağına, bu mini zirveden dünyanın geri kalanına neler düşeceğine odaklandık.
Bu önemli ziyareti ve beklenen çıktıları, öncelikle ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 30 Ekim 2025’te Güney Kore’de düzenlenen Busan Zirvesi’nde varılan ve kamuoyu tarafından ‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’ olarak bilinen anlaşma zemininden hareketle okumak lazım.
Üzerinde uzlaşılan ‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’, karşılıklı restleşmelerle gümrük vergilerinin tarihi zirvelere ulaşmasına neden olan “karşılıklı misilleme” döngüsünü durdurmak için tasarlanmıştı.
Busan’da geçici olarak uzlaşılan konular hâlâ sıcak
Anlaşma kapsamında ABD, Çin ithalatına uygulanan ortalama tarife oranını yüzde 57’den yüzde 47’ye düşürmeyi kabul etti, Çin ise ABD’den büyük miktarlarda soya fasulyesi ve diğer tarım ürünleri ithalatına derhal yeniden başlama sözü verdi. Bunların yanında, her iki ülke de nadir toprak elementleri ve yüksek teknoloji ürünlerine yönelik ihracat kontrollerinin bir yıl süreyle askıya alınmasını kabul ettiler. ABD, Çin’in denizcilik, lojistik ve gemi inşa sanayilerine yönelik 301. Madde soruşturmalarını da askıya aldı.
‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’ adı üstünde bir ateşkes anlaşması. Üzerinde geçici olarak uzlaşılan konular hâlâ sıcak ve esas çözüm ancak heyetlerin kapsamlı görüşmeleri ile çözüme kavuşabilir.
Trump’ın gezisi ile ilgili pek çok farklı detay öne sürülebilir, ancak gezinin zamanlamasına bakınca hem İran’la devam eden ve çözüm üretilmemiş olan ‘karşılıklı abluka’nın getirdiği sorunların çözümüne kapı aralamanın yolunun bulunması hem de Çin ile Busan Zirvesi vasıtasıyla geçici olarak uzlaşılan ‘Ticari Ateşkes’in’ yenileme döneminin yaklaşıyor olması ana çatıyı teşkil ediyor diye düşünüyorum.
Ticari ateşkesin kalıcı hale gelmesi en önemli konu
Zira; İran’a savaş süresince Çin tarafından verilen destek ve ablukanın Çin’in enerji teminini çok büyük ölçüde kısıtlaması, Başkan Trump’ın Çin ziyaretinde ele alınmayacaksa başka ne zaman ele alınacak diye düşünmeden edemiyor insan. Nitekim bu soru Başkan Trump’a sorulduğunda; İran meselesinin Çin’de gündeme gelmesini amaçlamadığını, esas konunun Çin ile yapılan ticaret ve Amerika’nın bu ülkeye olan ticaretinin artırılması olduğunu belirtti.
Busan’da varılan ‘Ticari Ateşkes’in’ kalıcı hale getirilmesi ise yine en önemli konu olarak gözüküyor.
Başkan Trump’ın gezisine 17’den fazla üst düzey yönetici ve CEO’nun eşlik ediyor olması odak noktasını ticarete çeviriyor ve bu bağlamda yukarıda belirttiğim Trump’ın söylemini doğruluyor.
İş dünyasının temsilcileri arasında en dikkat çekici olanlar Elon Musk (Tesla), Tim Cook (Apple), Larry Fink (BlackRock), David Solomon (Goldman Sachs), Brian Sikes (Cargill), Jane Fraser (Citigroup), Michael Miebach (Mastercard), Ryan McInerney (Visa) ve Boeing CEO’su Kelly Ortberg. Nvidia CEO’su Jensen Huang ise son anda bu gruba eklendi.
Nvidia CEO’sunun gruba eklenmesi, üzerinde konuşulacağı düşünülen nadir elementler konusunun da gündemde olacağını hemen hemen kesinleştirdi. ABD, kalıcı bir nadir toprak elementleri anlaşması isterken, Çin’in beklentisi yarı iletken ihracat kısıtlamalarının hafifletilmesi. Sanırım bu ziyaretin bir başka önemli konusu bunlar olacak, çünkü her iki taraf için de hayati öneme sahip bir sorun bu.
Elon Musk ise Çin’de Tesla araçları için otonom sürüş onayı beklentisi içinde.
Bütün bunların yanında, Çin’in, Boeing’in yıllarca Çin pazarından dışlanmasının ardından potansiyel bir dönüm noktası olarak 500 adede kadar Boeing 737 MAX uçağı satın almak için ileri düzeyde görüşmeler yürüttüğünü biliyoruz. Böyle bir satışın gerçekleşmesi, Trump açısından Çin ziyareti sonrasında ülke içine satabileceği bir değer haline dönüşebilir. ABD tarafı ayrıca, yıllık 25 milyon metrik ton Amerikan soya fasulyesi ihracatı için Çin’den uzun vadeli bir taahhüt de istiyor.
Tayvan konusu önemli bir başlık
Trump-Xi görüşmelerine ilişkin Çin açıklamaları ziyaret öncesi daha çok Tayvan’a odaklanmış durumdaydı. Çin Dışişleri Bakanlığı, Salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretine ilişkin bir soruya yanıt verirken, Çin’in ABD’nin Tayvan’a silah satışına yönelik tutarlı ve net muhalefetini yineledi.
ABD medyasındaki haberlerde, Trump, 13 Mayıs’ta başlayan ve bugün sonra erecek olan devlet ziyareti sırasında ABD’nin Tayvan’a silah satışını görüşmeyi planladığı bilgisi yer alıyordu.
Buna karşılık, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, Başkan Trump’ın Çin ziyaretinde, iki ülkenin devlet başkanlarının Çin-ABD ilişkileri ile dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren önemli konuları derinlemesine görüşeceklerini söyledi.
Guo Jiakun, “Çin’in ABD’nin Tayvan bölgesine silah satışına karşı tutumu tutarlı ve nettir” diye de ekledi.
Çin’in kırmızı çizgisi ‘Tayvan’; o kesin.
Bu gezi ile oluşan genel beklenti, Başkan Trump’ın; Çin ile devam eden dengeli ilişkiyi ekonomik açıdan geliştirmesi ve bir taraftan ABD’ye fayda sağlayacak ilişkilerle ve Çin tarafına verilecek ekonomik tavizlerle ‘adaletli ve karşılıklılık ilkesine uygun’ ekonomik ve politik bir çerçeve sunması. Bu kısa gezi süresince bütün bunlar gerçekleştirilebilir mi ya da ne kadar ilerleme sağlanabilir göreceğiz elbette.
Çin Devlet Başkan Xi Jinping’in; ‘‘Çin-ABD ilişkisi, dünyanın en önemli ikili ilişkilerinden biridir ve devlet başkanlığı diplomasisi her zaman bu ilişkinin “istikrar sağlayıcı çıpası” olmuştur” açıklaması bence karşılıklı ilerleme konusunda Çin’in de istekli olduğunun göstergesi.
