Çarşı pazarı çok gezerim. Sebze ve meyve fiyatlarına çok bakarım. Satıcılara “Niye bu kadar pahalı” diye sorarım. Ama bahaneler ise hiç bitmez. Kimi zaman “Ürün yeni çıktı da ondan” der, eskiden yaz sebze ve meyvesi olarak bildiklerimizi sorduğumda ise “Onları yazın ucuza yersin” diye akıl verirler.
Ancak son dönemde hiçbir ayda geçtiğimiz ocakta ve içinde bulunduğumuz şubattaki kadar çok sormadım bu soruyu ve satıcılar da alıştığım yanıtları pek vermediler bana. Çünkü son iki ayda artık işin çivisi çıktı.
"Meyve ve sebzede fiyatlar o kadar yüksek ki"
Geçtiğimiz hafta iş insanı bir büyüğümüzü ebediyete uğurlarken, cenazede rastgeldiğim bir süpermarket zincirinin CEO’su beni yanındakilere tanıştırırken “Kendisi bizim müfettişimizdir. Beni fiyatlar nedeniyle sık sık arar” dedikten sonra “Bu ara telefonlar kesildi. Niye aramıyorsunuz?” diye sordu. Benden “Müdürüm özellikle meyve ve sebzede fiyatlar o kadar yüksek ki aramaya başlasam gün içinde iş yapamazsınız” yanıtını alınca şunları söyledi:
“Haklısınız ocak hiç iyi değildi. Son 1.5 ay çok kötü. Şubat da fena gidiyor.” Yani ona göre ocak verileri bize “Perşembenin gelişini bize çarşambadan bildiriyor.”
Önceki gün de X’te Phoenix Danışmanlık Kurucusu İris Cibre’nin “Tarım ÜFE Ocak- Şubat Karşılaştırması* başlığıyla yaptığı “2015’ten beri Ocak ayı Tarım ÜFE ortalama 5,55%, Şubat 4,23%, 2015'den beri her ay ortalama 2,5%.
Bu yapısal bir sorun. Soğuk hava, don, kuraklık, tek seferlik dedikçe, sorunu görmezden gelmiş oluyorsunuz” paylaşımını görünce tarımdaki “kusursuz fırtına”yı daha iyi anlıyorsunuz.