Türkiye’de Hazine ile vatandaşın durumu bir yönden birbirine çok benziyor. Hazine borcunu çevirebilmek için sürekli yeni borç almak, vatandaş da aynı şekilde kredi kartı borcunu ödeyebilmek için yeni borçlanmaya gitmek, bunun için de diğer kredi kartını kullanmak durumunda…
Vatandaş yıpranmış cüzdanını çıkarıyor, bir bakıyorsunuz en az dört-beş kredi kartı. Bir kartın borcu, daha doğrusu en az ödeme tutarı bir şekilde diğer kartla kapatılıyor. Kapatılıyor ama bu işlem sürekli olarak faiz yükü oluşmasına yol açıyor. Tam bir kısır döngü. Borca batan vatandaş tümüyle batmamak için debelenip duruyor; günü, ayı kurtarmaya çalışıyor. Müthiş bir çaresizlik…
Hazine’nin durumu çok farklı mı ki? İşte sayılar ortada…
Bu köşede dün Hazine’nin nasıl yüksek faizle borçlandığını aktardım. Dünkü veriler sabit faizli borçlanmada oluşan verilerdi. Bugün ise faizin üç borçlanma şekli itibarıyla nasıl seyrettiğine yer veriyorum. Veriler 2017’den bu yana olan dönemi kapsıyor. Bu yılın verileri haziran sonundaki durumu gösteriyor. Her ne kadar 2024’ten sonra yön biraz aşağı dönmüşse de genel eğilimin nasıl yukarı olduğu ortada.
Daha şunun şurasında 2020’de yıllık bazda yüzde 10 dolayında faizle borçlanılırken şimdi gelinmiş yüzde 35-40’lara…
Ödeme ne durumda?
Giderek yükselen borçlanma faizi hiç kuşku yok ki ödemeyi yukarı itecekti ve nitekim itiyor da…
Yılın ilk yarısında iç borç için 1,8 trilyonu anapara, 1,3 trilyonu da faizden oluşmak üzere toplam 3,1 trilyon lira ödeme yapıldı.
Yılın ikinci yarısında da temmuz ayı başında yapılan projeksiyona göre toplam 2,1 trilyon liralık ödeme gerçekleştirilecek. Bu tutarın 1,1 trilyonu anapara, 1 trilyondan biraz fazlası da faizden oluşacak.
Böylece yılın tümündeki iç borç anapara ve faiz ödemesi 5,2 trilyon lirayı bulacak.
Bu tutarın 2,3 trilyon lirası faiz…
Bu yılın ortalama dolar kuru orta vadeli programda 46,60 lira olarak öngörüldü. İlk yedi ayın ortalaması da 44,79. OVP’de öngörülen 46,60’ı dikkate alarak hesaplama yapıldığında ortaya çıkan sonuç şu:
“Bu yıl iç borç faizi için tam 49,5 milyar dolar ödenecek. Yani kabaca 50 milyar dolar!”
İşte bu yüzden başlıkta “Öyle borçlanan böyle öder” diyorum ya!
Ya 2027’ye sarkan ödeme ne kadar?
Temmuz ayı başında yapılan projeksiyonla gelecek bir yıldaki ödemenin tahmini tutarını görmek mümkün. Tahmini dememin nedeni şu:
Borçlanmanın tümü sabit faizli olmadığı, bir kısmı çeşitli araçlara endeksli gerçekleştirildiği için o araçlardaki, örneğin TÜFE’deki, örneğin altındaki, örneğin dövizdeki artışlara ilişkin bir varsayımda bulunulup projeksiyon öyle yapılıyor. Bu varsayımların yukarı ya da aşağı yönde değişmesi durumunda yapılacak ödemenin tutarı da değişiklik gösterebiliyor.
İşte bu tahmine göre gelecek yılın ilk yarısında 1,2 trilyonu anapara, 1,3 trilyonu da faiz olmak üzere toplam 2,5 trilyon liralık ödeme yapılacak.
Bu yılın ikinci yarısı ile gelecek yılın ilk yarısını kapsayan bir yıllık dönemdeki ödeme ise 4,6 trilyon lira olarak tahmin ediliyor. Bu ödemenin yarısı anapara yarısı faizden oluşacak.
Temmuz 2026’dan Haziran 2027’ye kadar olan bir yıllık dönemde iç borç faiz ödemesinde aylık bazda yeni bir rekor kırılacak. Gelecek yılın nisan ayındaki 425,5 milyar liralık ödeme, iç borçta şimdiye kadar bir ayda gerçekleştirilecek en yüklü ödeme olacak.
Bu ödemeyi ve tabii ki diğerlerini karşılayabilmek için yeni borçlanmaya gidilecek…
O borçların yükü gelecek yıllara sarkacak…
Gelecek yıllar da gelecek ve yine aynı döngü…
Ödeme kanalları tabii ki farklı
Bir ayrıntıya da dikkat çekmek gerekiyor.
Borç ödemesinin faizi bütçe kapsamında gerçekleştiriliyor. Anapara ödemesi ise bütçe dışında.
Ama sonuçta toplam ödeme devletten, devletin hazinesinden çıkmış oluyor.

