Şubat başında bu köşede Maslak’ta binlerce çalışanın her gün yaşadığı trafik çilesini yazmıştım. Aradan aylar geçti. Değişen pek bir şey yok.
Eski Büyükdere Caddesi’nin iki şeritlik bölümü, geçen yıl yolun yanındaki inşaat alanında bulunan istinat duvarının çökmesiyle kullanılamaz hale geldi. Daha sonra inşaat şirketinin istinat duvarını güçlendirme çalışmaları başladı. Ancak şirket çalışanlarına ödeme yapamayınca çalışmalar durdu.
Sarıyer Belediyesi bunun üzerine devreye girdi. İTÜ’den teknik rapor istedi ve duvar güçlendirilmezse işi kendisinin yapıp masrafı yüzde 20 fazlasıyla şirketten tahsil edeceğini açıkça belirtti.
Peki bugün ne durumdayız?
Trafik 6 ay önceki gibi tek şeritten ilerliyor. Sabah işe gidiş, akşam işten çıkış saatlerinde birkaç yüz metrelik bölüm ciddi sıkıntı yaratıyor. Maslak gibi İstanbul’un en önemli iş merkezlerinden birinde binlerce insan her gün çile çekiyor.
Belki çalışanların bir kısmı yaz tatilinde olduğu için şu sıralar geçici bir rahatlama yaşanıyor. Ama ay sonunda tatilden dönecekler. O zaman Maslak’taki trafik çilesi de yeniden tüm ağırlığıyla kendini gösterecek.
Cadde üzerinde birçok bankanın genel müdürlükleri, holdinglerin ve büyük şirketlerin merkezleri var. Belki onlar da bu duruma seslerini çıkardılar ama bu ses hayli cılız olmalı ki ne bizim ne de belediyenin kulakları duydu.
Dün yeniden belediyeyi aradım. Bir müdürlükten diğerine aktarıldıktan sonra şubatta görüştüğüm Yapı Kontrol Müdürü Hanefi Bey’e ulaştım. “Görüşmenin üzerinden 6, çökmenin üzerinden ise yaklaşık 16 ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ aynı yerdeyiz. Çukur neden hâlâ doldurulamadı? Binlerce kişi her gün neden çile çekiyor?” diye sorduğumda aldığım cevap kısa ve şaşırtıcıydı:
“Sana hesap mı vereceğim?”
Aslında evet. Belediyede görev yapanların, yaptıkları ya da yapmadıkları işlerin hesabını halka ve basına vermeleri gerekir. Hele konu binlerce insanın her gün kullandığı bir yolsa.
Dünya için küçük ama Maslak için büyük bir mesele bu. Çünkü burada sadece birkaç yüz metrelik yoldan değil, binlerce insanın her gün kaybettiği zamandan ve çektiği sıkıntıdan söz ediyoruz.
Şimdi aynı soruyu bir kez daha soralım: Bu yol ne zaman normale dönecek?
Ve daha önemlisi, birkaç yüz metrelik yolu yapmak gerçekten bu kadar zor mu? Yoksa artık asıl mesele yapmak değil, hesap vermek mi?