Financial Times'ın teknolojik gelişmeleri izleyen usta kalemi Zijing Wu, şiddetlenen yapay zeka yarışının arka planını kendi deneyimlerinden de yola çıkarak masaya yatırdı. İşte Wu'nun tartışma yaratacak, ilham verici makalesinin özeti:
Zijing Wu Financial Times Asya teknoloji muhabiri
Yaklaşık üç yıl önce, Beijing’de bir ilaç şirketinde yönetici olan Stacey Tang, tuhaf bir telefon aldı. Bilinmeyen bir sabit hattan gelen bir ses, 15 yaşındaki oğlunu şehrin seçkin liselerinden birindeki “dahi sınıfı” yeterlilik sınavına göndermesini emrediyordu.Kasım 2022’ydi; Pekin’deki Covid-19 kısıtlamalarının zirve yaptığı dönemdi. Okullar çoğunlukla kapalıydı ve her türlü yüz yüze temas engelleniyordu. Buna rağmen sınavın ortamı kulağa tuhaf geliyordu: Hareket halindeki bir minibüs, çocuk üniversite düzeyinde matematik problemleriyle boğuşurken onu başkentin sokaklarında bir saat boyunca gezdirecekti.
Bazı ebeveynler bu fikir karşısında tereddüt edebilirdi ama Tang değil. Starbucks lattesinden çıkan buharın arasından bana gülümseyerek, “Başka bir ülkede olsaydınız, hemen bir kaçırma planından veya düpedüz delilikten şüphelenirdiniz,” dedi. “Bunun yerine, sevinçten ağlıyordum ve oğlumu hemen gönderdim. Bunun ne olduğunu anlamıştım: Çin’deki en iyi eğitim kaynaklarına giden altın bileti.”
Lisede bilim yetenek programlar
Tang’ın oğlu, her yıl ülkenin en iyi liselerinde yürütülen bilim odaklı yetenek programlarına seçilen tahminen 100.000 yetenekli Çinli gençten biriydi. “Deney” veya “yarışma” sınıfları olarak da adlandırılan dahi sınıfları, üstün yetenekli öğrencileri matematik, fizik, kimya, biyoloji ve bilgisayar bilimleri alanlarındaki uluslararası yarışmalarda rekabet etmeleri için eğitiyor. Tang, yaklaşık 30 yıl önce memleketi Chengdu’da bizzat bu dahi yolundaydı. Bu sayede Pekin’e giderek prestijli Pekin Üniversitesi’nde okumuş ve iyi maaşlı bir iş bulmuştu.
On yıllardır dahi sınıfları, Çin’in bilim ve teknoloji sektörlerinin öncü isimlerini yetiştiriyor. Bu sınıfların, özellikle yapay zeka (AI), robotik ve gelişmiş imalat alanlarında ABD’nin teknolojik hakimiyetine meydan okuyan şirketlerin gelişiminde ne kadar temel bir rol oynadığını abartmak zordur.
'Dahi sınıfı' mezunları... Kimler yok ki?
Dahi sınıfı mezunları arasında TikTok’un ana şirketi ByteDance’in kurucusu ve onun güçlü içerik öneri algoritmasının arkasındaki çekirdek geliştiriciler yer alıyor. Çin’in en büyük iki e-ticaret platformu olan Taobao ve PDD’nin liderlerinin her ikisi de dahi programından gelme; tıpkı yemek teslimatı “süper uygulaması” Meituan’ı kuran milyarder gibi. Nvidia’nın önde gelen Çinli rakiplerinden biri olan çip üreticisi Cambricon’un arkasındaki iki kardeş de dahi sınıflarındaydı. DeepSeek ve Alibaba’nın Qwen modellerindeki çekirdek mühendisler ve geçen yıl OpenAI’dan transfer edilen Tencent’in ünlü yeni baş bilim insanı da bu sınıflardan çıktı. Liste böyle uzayıp gidiyor. (...)
Bu mezunların on binlercesi, 16-18 yaşları arasında yoğun bir eğitim dönemi için normal sınıflardan ayrılan dahi sınıfı öğrencileridir. Diğerleri Çin’in korkulan üniversite giriş sınavı olan gaokao için ter dökerken, dahi yolundakiler uluslararası yarışmalardaki sonuçlarına bağlı olarak daha lisedeyken en iyi üniversitelerde yerlerini garantileyip bu kaderden tamamen kurtulma şansına sahipler. En iyi öğrenciler, Tsinghua ve Şangay Jiao Tong üniversitelerindeki seçkin bilgisayar bilimleri programları gibi ileri düzey yetenek şemalarına devam ediyorlar.
Anthropic veya OpenAI fark etmiyor
Nvidia şirketinin Tayvan kökenli Amerikalı CEO’su Jensen Huang geçen yıl Çinli yapay zeka araştırmacılarını “dünya klasmanında” olarak nitelendirdiğinde, muhtemelen DeepSeek ve Huawei gibi yerel teknoloji devlerini ve uluslararası yapay zeka şirketlerini inşa eden dahi sınıfı mezunlarını kastediyordu. Huang. “Anthropic, OpenAI veya [Google] DeepMind koridorlarında yürüdüğünüzde, orada bir sürü yapay zeka araştırmacısı görürsünüz ve bunlar Çinli... Olağanüstüler, bu yüzden olağanüstü işler yapmaları beni şaşırtmıyor,” demişti.
Bir yıl önce, Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, yüksek performanslı büyük dil modeli R1’i uluslararası rakiplerinin çok altında bir maliyetle piyasaya sürerek dünyayı şok ettiğinde, birçok Batılı gözlemci küçük bir Çinli araştırmacı ekibinin Amerikan yapay zeka hegemonyasına nasıl meydan okuyabildiğini merak etmişti. Dahi sınıfl arı bu sorunun cevabının büyük bir parçası.
Wang Zihan, 2024 yılında 21 yaşındayken DeepSeek’te stajına başladığında, yakında Amerika’nın yapay zeka üzerindeki hakimiyetini sarsacak bir ekibe katıldığından haberi yoktu. O dönemde Silikon Vadisi ve Washington DC’deki hakim anlatı, ABD ihracat kontrollerinin Çin’in yapay zekadaki ilerlemesini başarıyla engellediği ve Çin’in Amerikan çabalarının bir ila iki yıl gerisinde kaldığı yönündeydi. Çin’deki yapay zeka şirketlerinin sadece OpenAI ve Meta modellerini kopyaladığı sanılıyordu.
Wang, birkaç ay sonra şirketi manşetlere taşıyacak olan R1 modelinin temelini oluşturan V2 modeli üzerinde çalıştı. DeepSeek, uluslararası emsallerinden önemli ölçüde daha az gelişmiş çip kullanarak dünya standartlarında bir akıl yürütme modeli üreterek birçok ABD’li rakibini geride bırakmıştı. OpenAI’ın modelleri kapalı kalırken, Deep- Seek tüm geliştirme sürecini halka açtı ve R1 herkesin indirmesine sunuldu.
DeepSeek'in tamamen yerli ekibi...
Kurulu birçok Çinli teknoloji girişiminin aksine, DeepSeek’in ekibi neredeyse tamamen yerli yetişmişti. Şirketin içine kapanık kurucusu Liang Wenfeng, yerli yetenvek havuzuyla özellikle gurur duyuyordu. 2024’te Çin medyasına verdiği nadir bir röportajda, “Kendi en iyi yeteneklerimizi yetiştirmek istiyoruz, aksi takdirde Çin her zaman bir takipçi olarak kalacak,” demişti.
DeepSeek’te çalışmak Wang için heyecan verici bir dönemdi. Görüntülü görüşme sırasında bana, “KPI (performans göstergesi) yok, hiyerarşi yok, ensenizde kimse yok ve yeni fikirleri denemek için sınırsız kaynağınız var,” dedi. 100’den fazla kişiden oluşan ekibin bir parçasıydı ve neredeyse tamamı Çin’in dört bir yanındaki dahi sınıflarından geliyordu. “Eğitim geçmişim aralarındaki en az parlak olanlardan biriydi. Zamanlama konusunda şanslıydım.” Ekip arkadaşları çoğunlukla Çin’in en iyi iki okulu olan Tsinghua ve Pekin Üniversiteleri ile Liang’ın kendi okulu olan Zhejiang Üniversitesi’nden geliyordu. Hemen herkes büyük uluslararası bilim yarışmalarında en az bir kez tecrübeli bir katılımcı ve madalya sahibiydi.
'Baixiaosheng': her şeyi bilen ustalar
Wang, Wuhan’daki en üst düzey liselerden biri olan Orta Çin Normal Üniversitesi’ne Bağlı 1 Nolu Ortaokul’da dahi sınıfına girmişti. Wuhan’da okul ve kolej kontenjanları için rekabet ülkedeki en sertler arasındadır. “Aldığım eğitim aşırı zordu ama baskı ve kıyasıya rekabet insanı en iyi şekilde öğrenmeye itiyor,” dedi. “Bundan sonra dünyada üstesinden gelemeyeceğim hiçbir zorluk yokmuş gibi hissediyorsunuz.”
Sınıf arkadaşlarının çoğunun aksine, tarihi seven ve Pekin’deki model BM tartışmalarında lisesini temsil eden Wang, sadece fen bilimlerine odaklanmamıştı. Beşeri bilimlere olan ilgisinin sonraki yapay zeka çalışmalarında yardımcı olmuş olabileceğini düşünüyor. DeepSeek’in rakiplerinden daha iyi performans göstermesinin sırlarından birinin, halka açık verilerden elde edilmesi zor olan beşeri bilimler bilgilerini modele öğretmek için “Baixiaosheng” (Çince “her şeyi bilen”) adı verilen insan uzmanları kullanması olduğu düşünülüyor.
Wang, Northwestern Üniversitesi’nde doktora yapmak üzere geçen yıl Deep- Seek’ten ayrıldı. Bana dünyayı görmek ve farklı kültürleri deneyimlemek istediğini söyledi. Eğitimini bitirdikten sonra kalıp kalmayacağından emin değil. ABD vizesi reddedilen birkaç Çinli doktora öğrencisi tanıyor. “Buradaki fen bilimleri doktoralarının yaklaşık yarısını oluşturan Çinli öğrenciler, belirsizlik nedeniyle geri dönmeyi düşünüyor. Her an kapı dışarı edilme riskiyle yaşamak çok büyük bir baskı,” dedi.
“Ayrıca, Çin gerçekten çok iyi gidiyor”
Çin’in bilim eğitimine verdiği üst düzey önem, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yıllara kadar uzanıyor. 1958’de Başkan Mao, askeri güç ve ağır sanayide Batılı süper güçlere rakip olmayı amaçlayan “Büyük İleri Atılım” kampanyasını başlattı. Plan, kitlesel kıtlık ve milyonlarca ölümle sonuçlanan felaketle sonuçlandı. Ancak sonraki on yıllar boyunca bilimin ulusal ilerlemenin anahtarı olduğu mesajı sınıflarda ve evlerde yankılanmaya devam etti.
Yüzyıllar boyunca beşeri bilimlere teknik veya bilimsel eğitimden daha fazla öncelik veren bir toplum için bu değişim derin etkiler yarattı. 1980’lere gelindiğinde birçok yerel eğitim bürosunun duvarında şu sert slogan yazılıydı: “Yetenekleri hızlı ve erken yetiştirin.” Nüfusun eğitim seviyesini yükseltmek için dokuz yıllık zorunlu ve neredeyse ücretsiz bir eğitim planı uygulandı. Bu arada, ülkedeki bir avuç seçkin okulda, en parlak genç beyinleri eğitmek ve Çinli yeteneklerin dünya sahnesinde rakiplerini yenip yenemeyeceğini görmek için dahi sınıfları ortaya çıktı.
ABD her yıl 500 bin STEM mezunu veriyor; Çin 5 milyon!
Çin’in dahi sınıfları, Batı’daki yetenek programlarından önemli yönlerden ayrılıyor. Birincisi, bu sistem ölçek olarak uluslararası rakiplerini gölgede bırakıyor. İkincisi, devlet güdümlü bir yapıya sahip. Çin devlet medyası Xinhua’ya göre Çin, her yıl yaklaşık beş milyon STEM (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) mezunu veriyor; buna karşılık ABD’de bu sayı yarım milyon civarında. Bu mezunların on binlercesi, 16-18 yaşları arasında yoğun bir eğitim dönemi için normal sınıflardan ayrılan 'dahi sınıfı' öğrencilerinden oluşuyor.
