Küresel belirsizliklerin devam ettiği, enflasyon beklentilerinin tam olarak iyileşmediği ve yüksek reel faizin korunduğu bir ortamda para piyasası fonlarının yabancı yatırımcı açısından cazibesini sürdürüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yabancı yatırımcıların hangi varlıklara yatırım yaptığından çok, hangi vadeyi tercih ettiğini izlemek daha anlamlı olacak.
Son dönemde Türkiye piyasalarında dikkat çeken gelişmelerden biri, yabancı yatırımcıların Türk Lirası varlıklarda yönünün değişmesi oldu. Geçmişte daha uzun vadeli tahvil ve bono yatırımlarını tercih eden yabancı yatırımcıların, son dönemde ağırlıklı olarak para piyasası fonlarına yöneldiğini görüyoruz. Bu değişim tesadüf değil. Aksine hem Türkiye ekonomisine hem de küresel ekonomiye ilişkin beklentilerin doğal bir sonucu.
Küresel fonlar neden para piyasası fonlarını tercih ediyor?
- Ana sebep enflasyon
Türkiye, uzunca bir süredir yüksek enflasyon sorunuyla mücadele ediyor. Temmuz ayı enflasyon verileri fiyat artışlarının istenilen hızda yavaşlamadığını gösterdi. Petrol fiyatlarında son dönemde görülen normalleşmeye rağmen enflasyonun temel eğiliminde belirgin bir iyileşme henüz oluşmuş değil.
Piyasalardaki genel beklenti, yılsonu enflasyonunun yüzde 30 civarında gerçekleşeceği yönünde. Bu beklenti, yatırımcıların önümüzdeki dönemde de yüksek nominal faiz ortamının devam edeceğini düşünmesine neden oluyor. Dolayısıyla yabancı yatırımcı açısından para piyasası fonları cazibesini koruyor.
- Faiz indirimi için dar alan
Enflasyondaki bu görünümün en önemli sonucu para politikasında ortaya çıkıyor. Enflasyon beklentilerinin tam anlamıyla kontrol altına alınamadığı bir ortamda Merkez Bankasının faiz indirimleri konusunda oldukça sınırlı bir hareket alanı bulunuyor.
Nitekim piyasa fiyatlamaları da bunu doğruluyor. Piyasa verilerine baktığımızda, yatırımcıların yılsonunda Merkez Bankası’nın fonlama faizini yaklaşık yüzde 36-37 seviyelerinde tutmasını beklediğini görüyoruz. Bu beklenti, kısa vadeli TL yatırımlarının getirisinin uzun süre yüksek kalabileceği anlamına geliyor.
- Carry trade cazibesi sürüyor
Yüksek faiz politikasının en önemli sonuçlarından biri de reel kurdaki değerlenme oldu. Dezenflasyon programı boyunca Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanması, yabancı yatırımcı açısından önemli bir güven unsuru oluşturdu.
Merkez Bankası’nın 2026 Mayıs ayı Finansal İstikrar Raporu da bu değişimi açık biçimde ortaya koyuyor. Rapora göre para piyasası ve benzeri yatırım fonlarının toplam yatırım fonları içindeki payı 2023 sonunda %16 seviyesindeyken, 2026 Nisan itibarıyla yaklaşık %33'e yükseldi. Aynı dönemde bu fonların büyüklüğü 234 milyar TL'den 2,8 trilyon TL'ye ulaştı.
Bugün ise piyasalar sadece bu yılın değil, önümüzdeki dönemin de yüksek faiz ortamında geçeceğini fiyatlıyor. Enflasyonun hedeflenen seviyelere beklenenden daha yavaş yaklaşacağı düşüncesi, faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendiriyor. Bu da Türkiye'de uzun süredir devam eden carry trade işlemlerini desteklemeye devam ediyor.
- Küresel belirsizlikler etkili oluyor
ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin kalıcılığına ilişkin soru işaretleri devam ediyor. Enerji fiyatları üzerindeki risk tamamen ortadan kalkmış değil. Buna ek olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyon konusunda temkinli duruşlarını korumaları, küresel faizlerin de beklenenden uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Böyle bir ortamda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde daha ihtiyatlı davranması kaçınılmaz hale geliyor.
Yabancı yatırımcı neden tahvil yerine para piyasası fonunu seçiyor?
Yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelirken yalnızca yüksek faiz elde etmeyi hedeflemiyor. Aynı zamanda çıkış esnekliğini de korumak istiyor. Bu nedenle Türk lirası pozisyonlarını oluştururken kur riskini büyük ölçüde hedge ediyor. Böylece vade sonunda kurda yaşanabilecek beklenmedik hareketlerden korunuyor.
Ancak yatırım yapılacak TL varlığı seçerken farklı bir tercih öne çıkıyor. Normal koşullarda faizlerin düşmesi bekleniyorsa uzun vadeli tahvil ve bonolar daha yüksek getiri sağlayabilir. Çünkü faiz düştükçe tahvil fiyatları yükselir.
Bugünkü tablo ise farklı. Piyasa, faiz indirimlerinin sınırlı ve yavaş olacağını düşünüyor. Dolayısıyla uzun vadeli tahvillerin sağlayacağı ilave fiyat kazancı da sınırlı görülüyor. Buna karşılık faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalması halinde uzun vadeli tahviller değer kaybedebiliyor.
İşte bu nedenle yabancı yatırımcı, faiz riskini almak yerine daha esnek ve daha düşük riskli bir alternatif olan para piyasası fonlarını tercih ediyor.
Fon tercihi, beklentilerin özeti
Sonuç olarak para piyasası fonlarına yönelen yabancı yatırımcı aslında Türkiye ekonomisine ilişkin önemli bir mesaj veriyor. Bu tercih, enflasyonun kısa sürede kalıcı biçimde düşmeyeceği beklentisini yansıtıyor.
Aynı zamanda Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde acele etmeyeceği öngörüsünü de içeriyor. Küresel belirsizliklerin devam ettiği, enflasyon beklentilerinin tam olarak iyileşmediği ve yüksek reel faizin korunduğu bir ortamda para piyasası fonlarının yabancı yatırımcı açısından cazibesini sürdürmesi şaşırtıcı değil.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yabancı yatırımcıların hangi varlıklara yatırım yaptığından çok, hangi vadeyi tercih ettiğini izlemek daha anlamlı olacak. Çünkü bugün tercih edilen vade, yarının enflasyon ve faiz beklentilerine ilişkin en güçlü piyasa sinyallerinden birini veriyor.