Birleşmiş Milletler(BM)İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi(1948) Madde 7 ile “Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır" kabulünden önce BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi(ECOSOC) kararı ile BM Kadının Statüsü Komisyonu(CSW) 21 Haziran 1946’da kadın-erkek haklarını uygulamada koruyarak kadın haklarını iyileştirme yolunda küresel politikalar oluşturarak ECOSOC için öneriler hazırlama amaçlı kuruldu. Bu komisyon mühim.
27 Eylül 2015’te BM Genel Kurulu’nda ülkelerin Aşırı yoksulluğu sona erdirme;Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele;İklim değişikliğini düzeltme üç sözünü vererek BM Gündem 2030 için 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı(SKA) ve 169 hedefle ilerlemeye başladık. Üç söz vermede kız çocukları ve kadınlar var. Üçü de kadın demek. İlk ikisi kadının gücünü artırma gereği demek.İklim değişikliği mücadelemiz kadının güçlü duruşu olmadan asla başarılamaz.2030’a doğru son dört yıl. SKA5:Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve SKA10:Eşitsizliklerin Azaltılması için küresel başarımız düşükken sözümüzü tutamadık. 2030’a doğru bir ivmelenme olur mu? Zor.
9-19 Mart 2026 tarihlerinde BM Genel Merkezi’nde yapılacak komisyonun yetmişinci oturumu (CSW70) odağı eşit adalet. Üye devletler, BM yapılanmaları ile ECOSOC akreditasyonuna sahip sivil toplum kuruluşları “Adaletten Mahrum Bırakılan Tüm Kadınlar ve Kız Çocukları İçin” bir araya geliyor.Oturumda kapsayıcı ve eşitlikçi hukuk sistemlerini teşvik ederek, ayrımcı yasaları, politikaları ve uygulamaları ortadan kaldırarak ve yapısal engelleri ele alarak tüm kadın ve kız çocukları için adalete erişimi sağlamak ve güçlendirme öncelikli teması ile cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve tüm kadın ve kız çocuklarının güçlendirilmesi için kadınların kamusal yaşama tam ve etkili katılımı ve karar alma süreçleri ile şiddetin ortadan kaldırılması gözden geçirme teması için değer yaratılacak. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü “Kadınlar ve Kız Çocukları İçin Hak, Adalet, Eylem” diyerek 9 Mart günü kutlandı. Keşke orada olabilseydim.Ben de “Eşit adaletin önündeki yapısal engellere karşı harekete geçelim; Ayrımcı yasalara ve zayıf yasal korumalara karşı harekete geçelim” diye haykırabilseydim. Benim haykırışım ve eylemim yurttaş, akademik, sivil toplum lideri, köşe yazarı duruşumla güzelim ülkemde. Bu satırlarımdan sesimi duyunuz.
BM verisine göre “İş, para, güvenlik, aile, mülkiyet, hareketlilik, iş ve emeklilik dahil olmak üzere hayatın temel alanlarında yasalar sistematik olarak kadınları dezavantajlı duruma düşürürken; Kadınlar dünya genelinde erkeklerin sahip olduğu yasal hakların yalnızca %64'üne sahipken; Hiçbir ülke erkekler ve kadınlar arasındaki yasal uçurumları kapatmamışken; Dünyada kadınlar erkeklerin sahip olduğu yasal hakların yalnızca %64'üne sahipken; Her yıl yaklaşık 12 milyon kız çocuğu erken evlendirilirken” ilerlememiz mevcut bu hızda sürerse yasal koruma açığını kapatma 286 yıl sürecek acı gerçeği var. Savaşlar ayrı zulüm.Kaç nesil kız çocuklarının, kadınların yüzü gülmeyecek. Gidişata dur demeyecek miyiz?
Eylül 2013’te kurulan Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) olarak dur demek, iyileştirmeler için görevdeyiz. Aralık 2025’te 2030 BM Gündemi ve o tarihteki olası BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP31) ev sahipliğimiz öncesinde iki projemizi (2025-2030) başlattık: İklim Eylemi ve Kadın ile Su Perileri. SÜT-D için faaliyetlerimizde iki önceliğimiz var.Kız çocukları ve kadın ile ülkemizin iklim değişikliği mücadelesi için karbon yönetimi kapasitesini artırmak. Önceliklerimiz için etkin medya yönetimiyle yaygın etki yaratmak için uğraş veriyoruz. Üyelerimizin yüzde yetmiş beşinin kadın, yüzde otuzunun ise kırk yaşın altında olması yeşil ve mavi gücümüzün kaynağı.
Bizler 27 Eylül 2015’te, SKA13:İklim Eylemi için küresel ilerleme başlaması öncesinde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tescilli yeşil yerleşkesinde ilk İstanbul Karbon Zirvesi’ni Nisan 2014’te “Karbon Yönetimi, Teknolojileri ve Ticareti” teması ile gerçekleştirdik.O vakitler bu temadaki özneler görece az bilinirdi. İş dünyası odaklı zirvemiz bir genel çevre ya da sürdürülebilirlik etkinliği değil. Paydaşlarımızla sera gazı azaltımı, karbonu ticareti, mevzuat gelişmeleri için değer yaratıyoruz. İşte bunun için etkinliğimiz konusunun ilki ve teki. Bu yıl sürmekte olan mevzuat çalışmaları ve COP31 öncesinde zirvemiz ayrı kıymetli. Sürdürülebilirlik odaklı eğitim, araştırma, proje gücünü ortaya koyarak “2048 Karbon Nötr İTÜ” hedefiyle ilerleyen İTÜ’müzün tescilli yeşil yerleşkesinde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ana desteğinde gerçekleştireceğimiz “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi için davetimizi sunuyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamamda haydi “Kadınlar ve Kız Çocukları İçin Hak, Adalet, Eylem” için harekete geçelim diyor, kadın ve kız çocuklarımıza İstanbul’umuzda şimdilerde tam zamanı olan daldaki mimozaları armağan ediyorum. Mimoza çiçekleri dalda, kadınlarımız yaşamda mutlu olmalı. Hepimizin yapacakları, yapması gerekenler var. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Kadınlarını geride bırakan toplumlar, geride kalmaya mahkumdur”.