Ocak 1969’da Santa Barbara- Kaliforniya’daki büyük petrol sızıntısının yıkıcı etkileri ABD’de adeta bir tetikleme oldu. Aynı yılın çok satan Rachel Carson’un Sessiz Bahar kitabı da gezegenimiz ve insan için yaygın bilgi, farkındalık ve endişe yaratan bir dönüm noktası idi. O vakitler 68 Gençliği savaş karşıtlığı ile yollarda idi. Senatör Gaylord Nelson bu karşıtlığı çevre kirliliği kamu bilinciyle birleştirme hedefi ile yanına Kongre Üyesi Pete McCloskey’i eş başkan ve genç aktivist Deniz Hayes’i alarak 85 kişilik ulusal ekip ile eyleme başladı. Üniversitelerde bahar tatili ile final sınavları arasındaki hafta içi gün olarak 22 Nisan 1970 seçilerek ulusal medyada duyuruldu. ABD nüfusunun yüzde onu, 20 milyon kişi, nadir bir siyasi uyumla, zengin, fakir protestoya sokaklarda, salonlarda, parklarda katıldı. Bu tarih modern çevre hareketinin şafağı ve dünyanın en büyük seküler hareketi olarak tanımlanmakta. Yıl sonunda ilk Dünya Günü Çevre Koruma Ajansı(EPA) kurulması ile Ulusal Çevre Eğitimi Yasası, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ve Temiz Hava Yasası da dahil olmak üzere alanının ilk örneği olan diğer çevre yasalarının kabul edilmesine yol açtı. Harika oldu.
Bu yıl ABD’de onlarca şehirde sekiz bin kayıtlı yürüyüş, koalisyon eylemi, bilgilendirme toplantısı, topluluk gösterisi ve temizlik çalışması var. EPA’ya karşı protesto, merkezi ve yerel lobi faaliyetleriyle özellikle hızlı değişen modadaki israf ile doğada kalıcı, zararlı kimyasallara odaklanılacak. Küresel binlerce temizlik çalışması gerçekleşecek.
Günümüzde Dünya Günü küresel çevre hareketini ilerletme, eğitme ve harekete geçirme misyonu ile 192’den fazla ülkede 150 binden çok paydaşla gücüne güç katıyor. Bizim Gücümüz, Bizim Gezegenimiz diyerek 55 yıldır ilerlediğimiz lider dönüştürücü çevre hareketi gücü gezegenimizin yeşil ve mavisi için artmakta. Bu yıl “İlerleme sessizlik içinde gerçekleşmez. İnsanlar ortaya çıkınca gerçekleşir” diyoruz. Çünkü çevresel ilerleme ancak ekosistemleri koruyan topluluklar ve yenilikçi çözümlerle başarılabilir. Çünkü temiz çevre ve iklim direncini başarmak romantik bir söylem değildir. Tartışılamaz gerekli bir eylemdir. Her eylemimiz, her birimizin sesi kıymetlidir. Sesimiz ve gücümüz iklimimiz için gür çıkarak eylemlerimiz sahada etkili olmalıdır. Bizler Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) olarak 22 Nisan 2026 akşamında paydaş okulumuz Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrenci ve öğretmenleriyle çevrim içi toplantıda kutlama ve iklim teknolojilerini öğrenmede olacağız.
İklim değişti. İklim değişiyor. İklim değişecek. Gezegenimizin biyoçeşitlilik kaybı ve çevre kirliliği yanındaki üç acil sorunumuzun en korkutucusu, gelecek kaygımızda, birdenbire günlük yaşamda etkileriyle karşımıza çıkan iklim değişikliğine karşı mücadelemizde “İklim Direnci” kazanmak, bu direnç için “İklim Teknolojisi (İTe)” ile sera gazı salım azaltım ve/veya önlemeyi başarmak gerek. İTe tanımındaki gizli özne inovasyon olup teknolojilerde sürdürülebilir kalkınmayı teşvik için sistem, ürün, hizmet ve altyapı çözümleri geliştirilir ve uygulanır. İTe tek bir bilim ya da mühendislik alanına kesinlikle ait değildir. Disiplinlerarası ilerlemeyle Sera gazlarını azaltma veya yutak alanlarını artırma (Azaltım; Mitigation) ile iklim krizi etkileriyle yaşamak için zararı azaltarak veya fırsatlardan yararlanarak mevcut ve beklenen iklim ve etkilerine Uyum (Adaptation) için Karbon Tutma ve Depolama (CCS) ve Karbon Tutma, Kullanım ve Depolama (CCUS) Teknik Çözümleri karbonsuzlaşmanın yolunda ödevimiz. Böylece “Net Sıfır Karbon Emisyonu ile Karbon Nötr” ve “Net Sıfır Sera Gazı Emisyonu ile Sera Gazı Nötr” olma yolunda paydaşlar her yerde İTe gücüyle küresel ısınmaya karşı başarısını artırır.
1994 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), nam-ı diğer İklim Anayasası kapsamında tarafların İTe geliştirmesi, gelişmiş ülkelerden teknoloji transferinin özellikle gelişmekte olan ülkelere aktarımı, İTe erişimini teşvik, kolaylaştırma, finansman için mümkün adımların atılması vardı. Görüldüğü gibi ülkelerin sera gazı azaltımı tahahhütleri için İTe ile finansman kritik öğeler.O günden beri BMİDÇS Taraflar Konferansı(COP) masasında öncelikli bunlar konuşuluyor. Küresel başarımız düşük. Geçen yıl COP30’da Belém Teknoloji Uygulama Programı (BTIP) ile gelişmekte olan ülkelerce belirlenen İTe önceliklerinin uygulanmasına yönelik desteği güçlendirme amacı ile Paris Anlaşması kapsamındaki ilk uygulama programı başlatıldı. COP31’de bakalım neler olacak?
COP31 öncesinde, 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ana desteğinde 2048 Karbon Nötr hedefiyle ilerleyen İstanbul Teknik Üniversitesi( İTÜ) tescilli yeşil yerleşkesinde gerçekleştireceğimiz 11.İstanbul Karbon Zirvesi ayrıcalıklı konumda. “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı zirvemizde SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü sahiplerini bulurken, SÜT-D 2026 Küçük Karbon Kahramanı Gösterisi ile umudumuz artacak. Programımızı dikkat ve özenle hazırladık. Şehrin en iyi kahvesi, çikolata tadı ve mis moleküllerinin sergimizde, oturumlarımızda enerji yaratacağı Karbonsuz Karbon Zirvesi için paydaşlarımızı baharda ayrı güzel İTÜ’müze davet ediyor, düşük karbon ayak izli günler diliyorum.