Hafta başında gazetemizde yayınlanan Dr. S. Armağan Vurdu imzalı yazı etkileyiciydi. Yazıda “Kömürden Yeşile: Terk Edilen Madenlerin Yeni Hayatı” başlıklı yazıda Hindistan'da bir zamanlar açık ocak kömür madeni olarak kullanılan Bishrampur’un geçirdiği çevresel, ekonomik ve toplumsal dönüşüm anlatılıyordu.
Okuduklarım beni 2021’de Aydın’ın Efeler ilçesine “iyi madencilik örnekleri” görmek için yaptığım seyahate geri götürdü. Duraklarımızdan ilki Aydın Linyit Şahnalı Kömür İşletmesi’nin kömür üretimini sürdürdüğü 3 bin 300 dönümlük alandı. 2000 yılında rezervin tükendiği alanlara zeytin, incir ve akasya dikilmeye başlanmıştı. Ziyaret ettiğimiz tarihte alanın ağaçlandırılan bin 750 dönümlük bölümü 85 bin ağaçla bir tarım işletmesinin üretim alanı haline gelmişti.
İkinci durağımız ise yine Efeler ilçesinin Kuloğlu köyündeki Zetay Tarım İşletmeleriydi. Tepeden aşağı baktığımızda binlerce zeytin ağacının çevrelediği yapay göleti görüyorduk. Rezervin bitişinden sonra uzun yıllar boş kalan arazinin yeni sahipleri alanı alanı yeşil bir cennet haline getirmişlerdi.
Madencilik yapanlar araziyi teslim aldıkları gibi yani ağaç dikimine hazır halde Tarım ve Orman Bakanlığı’na teslim etmek zorundalar. Büyük bölümü de öyle yapıyor. Arazinin rezervin tükendiği bölümlerinde çukurları kapatıyor ve erozyonu önlemek için teraslama da yapıyorlar. Ancak bir başka sorun da o noktada ortaya çıkıyor. Çünkü bakanlık ağaçlandırmayı kendi plan ve programına göre yapıyor. Bu da arazinin madenlerin terk edilişinden uzun yıllar sonra bile kel kalabileceği anlamına geliyor. Bu da kimi kez madencilerin haksız suçlamaların muhatabı olmalarını beraberinde getiriyor.
Demem o ki iyi örnekler bizde de var. Günahın tümünü madencilerin üzerine yıkmayalım ama iyi örneklerle karşılaşmak “pek olağan” olmadığı için yazıyı okuyunca aklıma hemen bunlar geldi. Hedef para kazanmanın yanı sıra gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya devretmek olmalı.