Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Nisan ayında 85,5 iken Mayıs ayında yüzde 0,3 oranında artarak 85,8 oldu. Yani son 15 ayın zirvesine çıktı.
Endeksin kırılımlarına baktığımızda ise ilginç verilerle karşılaşıyoruz. Tüketici güveni artmış ama yüksek nisan ayı enflasyonu tüketicinin mevcut durumda hanenin ekonomik durumuna ilişkin görüşünü ciddi şekilde olumsuz etkilemiş. Burada endeks değeri mayısta geçen aya göre yüze 3,5 düşüşle 69,2’ye gerilemiş. Yani “bizim durum kötü” diyor vatandaş.
Beklentilerde artış yavaşladı, umutlar zayıflıyor mu?
Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisinde ise endeks değeri yüzde 0,5’lik artışla 87,9 olmuş. Nisan’da yüzde 2,1 olan artış bir miktar hız kesmiş. Umutlar azalıyor mu diye düşünmekten de kendimi alamadım.
Ancak en ilginç veri ise gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksine ait. Tüketici enflasyonun yükselmesine, sürekli hayat pahalılığından şikayet etmesine rağmen gelecekten biraz da olsa umutlu. “Seneye bu işler düzelir, hiç olmazsa biraz daha iyi olur” diye düşünüyor herhalde. Belki de “erken seçim olur, hükümet muslukları açar” diyor. Bunu da endeks değerini yüzde 3,9 gibi yüksek oranda arttırarak göstermiş ve bu nedenle de tüketici güveni 15 ayın zirvesine oturmuş.
Endeksten geleceğe ilişkin belki de tek olumsuz haberi alanlar dayanıklı tüketim malı üreticileri. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesinde yüzde 0,04’lük artışla geçen aya göre neredeyse “kımıldama” bile yok.
Bu kadar laftan sonra lafı daha fazla uzatmayayım. Aynen TÜİK’in web sitesinden aktarıyorum: “Tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100'den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100'den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.”
“Başka söze de hacet yok” diyerek bitiriyorum tüketicinin güveni meselesini.