Beklenen oldu ve MSCI geçen hafta Endonezya’da uzun süredir tartışma konusu olan şeffaflık eksiklikleri, düşük fiili halka açıklık oranları ve piyasa manipülasyonu iddiaları nedeniyle aralarında ülkenin en zengin iş insanlarına ait 6 devin de bulunduğu toplam 18 şirketin hissesini MSCI Global Standard ve MSCI Global Small Cap Endeksleri’nden çıkardı. Revizyonla birlikte bazı hisseler tamamen endeks kapsamı dışına alınırken, bazıları da daha alt segmentlere indirildi. Özellikle büyük ölçekli görünen ancak fiilen çok düşük serbest dolaşım oranına sahip şirketlerde “manipülasyon” ve fiyatlama bozulması iddiaları kararın ana gerekçelerinden biri olarak öne çıktı. Karar sonrası Jakarta Borsası sert satışlarla karşılaşırken yabancı yatırımcının çıkışının 1.8 milyar dolara ulaştığı öne sürülüyor. Ardından da bizim hiç alışık olmadığımız şekilde Borsa Başkanı ve ülkenin SPK’sı olarak nitelendirilebilecek kurumun üst yönetimi istifa etti.
Hükümet ise “çanak çömlek patladıktan” sonra yabancı yatırımcı güvenini yeniden kazanabilmek için uzun zamandır sürdürdüğü ve bizdeki gibi bir türlü bitmeyen reform hazırlıklarını (!) hızlandırmak içi kolları sıvamış.
MSCI’ın Endonezya’da yaptığı “mıntıka temizliği”, gelişmekte olan piyasalar açısından yalnızca teknik bir endeks revizyonu değil; aynı zamanda şeffaflık, manipülasyon ve yatırım güveni tartışmalarını yeniden alevlendiren çok güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Küresel piyasalarda bir ülkenin hisselerinin endekslerden çıkarılması, sadece ilgili şirketleri değil o ülkenin genel yatırım hikâyesini de doğrudan etkileyen bir yeniden fiyatlama süreci anlamına geliyor. Şimdi ne olacak? MSCI, sistemi gereği Endonezya’nın kaybettiği ağırlığın bir kısmı diğer gelişmekte olan ülkelere dağıtılacak ve pasif fonlar parayı oralara götürecekler. Türkiye teorik olarak bu sermaye akımından pay alabilecek ülkelerden biri. Ancak burada kritik sorun hâlâ aynı: Türkiye’nin güçlü ve sürdürülebilir bir yatırım hikâyesi oluşturabilmiş olmaması. Yüksek enflasyon, kur baskısı, jeopolitik riskler ve şimdi de bölgedeki savaş yabancı yatırımcıyı temkinli tutmaya devam ediyor. Bu nedenle Endonezya’dan çıkan sermayenin otomatik biçimde Türkiye’ye akacağını düşünmek şimdilik fazla iyimser kalıyor.