Türkiye’de uzun süredir konuşulan ama etkisi giderek daha fazla hissedilen sorunlardan biri ara teknik eleman eksikliği. Ancak dünyanın gelişmiş ülkelerinde de durum farklı değil. Bu küresel kriz sanayileşmiş ekonomilerde her yıl yüzlerce milyar dolarlık devasa kayıplar yaratıyor. Örneğin, Deloitte ve ABD İmalat Enstitüsü raporlarına göre ABD imalatında doldurulamayan pozisyonların maliyeti 2023'e kadar 1 trilyon dolarlık riski tetiklerken, CME verilerine göre Kanada ekonomisi her yıl 13 milyar dolar ciro kaybediyor. Korn Ferry analizlerine göre ise Almanya ve Japonya gibi devler her yıl milyarlarca avroluk siparişi personel yokluğundan reddediyor. Ülkemizde fabrikalarda teknisyen, kaynakçı, CNC operatörü veya kalıp ustası bulmak artık sorun haline geldi. İlginç olan ise bir yanda genç işsizliği konuşulurken diğer yanda fabrikaların “çalıştıracak insan bulamıyoruz” demesi. İmalat, inşaat ve hizmet sektörlerinde kesin rakamlar olmamakla birlikte yüz binlerce ara eleman açığı var. Yalnızca imalat sanayisinde ihtiyaç duyulan ara teknik eleman sayısı 300 binin üzerinde.
Bu tablonun oluşmasında toplumsal bakış açısının payı büyük. Ailelerin büyük bölümü çocuklarının üniversite okumasını başarı ölçütü olarak görüyor. Gençler yeteneklerine ya da sektör ihtiyacına göre değil, sadece diploma sahibi olmak için bölümlere yönlendiriliyor. Sonuçta piyasada karşılığı sınırlı bölümlerden mezun binlerce genç iş bulamazken; sanayi ve teknik alanlarda ciddi bir insan kaynağı açığı oluşuyor. Oysa bugün birçok teknisyen veya nitelikli usta, beyaz yakalı çalışanlardan daha fazla kazanıyor.
Birçok işletme yeterli teknik personel olmadığı için tam kapasite çalışamıyor. Bazı sektörlerde vardiyalar iptal edilirken, makineler operatör eksikliği nedeniyle boş kalıyor. Uzmanlara göre bu durum imalat sanayisinde en az yüzde 10 ila 15 arasında verimlilik ve ciro kaybına yol açıyor. Bu da ekonomi açısından milyarlarca dolarlık üretim kaybı anlamına geliyor. Zamanında yetişmeyen siparişler nedeniyle ihracat bağlantıları aksıyor, firmalar uluslararası pazarda rekabetçi olamıyor. İşverenin katlandığı bu maliyet doğrudan ürün fiyatlarına yansıyor; yani aslında ara eleman açığı küresel enflasyonu da besleyen unsurlardan biri haline geliyor.