İsrail/ABD’nin eski Şah’ın oğlunu parlatma çabalarına rağmen, İran’da yeni bir Şah rejimi ihtimalinin alıcısı pek yok.
Ortadoğu’da yeni oyun alanı İran. İki ayrı cephe İran’ı kendi zaviyelerinden “kurtarma” peşine düşmüş durumda.
- ABD-İsrail ekseni, oyunu İran’ı “Molla rejiminden kurtarma” üzerine kurmuş görünüyor. Tel Aviv ve Washington İran’a karşı, ülkedeki protestolara destek vermenin yanısıra, ekonomik yaptırımlar ve Irak üzerinden ülkeye sokulmaya çalışılan provokatörler üzerinden çalışıyor. Bunların yetmediği yerde hava saldırılarının gündeme geleceği çok açık. Beşar Esad’ın devrilip, yerine HTŞ’nin gelmesi de, Suriye hava sahasının bu saldırılar için kullanılmasının önünü açmış durumda.
Doğrudan müdahale etmeseler de, Avrupa ülkelerini de “İran mollalardan kurtulsun” cephesinde saymak gerekiyor.
- Müslüman ülkeler ise İran’da bir rejim değişikliğinin yaratabileceği kaosu hesaplayarak, İran’da -en azından şimdilik- Molla rejimini “kurtarmaya” çalışıyorlar.
İsrail/ABD’nin eski Şah’ın oğlunu parlatma çabalarına rağmen, İran’da yeni bir Şah rejimi ihtimalinin alıcısı pek yok. Mollalar’ın iktidardan düşmesi halinde ülkede Suriye benzeri bir iç çatışma ortamı çıkması ve İran’ın -Suriye’de olduğu gibi- etnik ve dini “etki alanlarına” bölünme ihtimali büyük. Türkiye bu ihtimali İran kaynaklı yeni bir göç dalgası ve sınırın öte yanında terör örgütleri için uygun ortam olarak okuyor. Dışişleri Bakanı Fidan’ın Körfez Arapları ile ABD merkezli mekik diplomasisinin amacı da bu ihtimali engellemek.
İran’la çoğu zaman karşı karşıya dursalar da, Suudiler de bu ülkede çıkabilecek kaosun maliyeti hesaplamış görünüyor. Wall Street Journal gazetesinin de Suudi Arabistan, Katar ve Umman gibi bölge ülkelerinin İran’a saldırı konusunda ABD’yi uyardıklarına ilişkin haberi bunu doğrular nitelikte. Araplar İran kaynaklı kaosun hem enerji dengelerini alt-üst etmesi, hem de bölgedeki deniz ticaret yollarını sıkıntıya sokma ihtimalinden endişeli. Bir başka endişe ise yıkılacağını anlayan Molla rejiminin Ortadoğu’da Amerikan üslerine ev sahipliği yapan tüm ülkelere saldırılar düzenleme ihtimali.
Ortadoğu ve Afrika meselelerinde ABD-İsrail ekseninde yer alan Birleşik Arap Emirlikleri bile İran’a yönelik saldırı konusunda -en azından- cesaretlendirici bir politika izlemekten kaçınıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın BAE’ye yaptığı ziyareti de bu açıdan okumak gerek; Ankara bir yandan ABD’ye “yapmayın” mesajı verirken, diğer yandan İsrail’in en büyük müttefiki olan BAE üzerinden Tel Aviv yönetimine de benzer mesajları iletme çabasında.
Çin ve Rusya’dan itidal çağrıları
İran’a yönelik İsrail-ABD müdahalesi ihtimalinin artması konusunda küresel alandaki diğer etkili ülkeler Çin ve Rusya’da ise genel bir sessizlik hakim. Özellikle daha birkaç yıl önce İran’la savunma işbirliği anlaşmaları imzalayan Çin’in sessizliği manidar. Belli ki Pekin yönetimi, anlaşmalara rağmen Molla rejimi için ABD’yle doğrudan karşı karşıya gelmeme eğiliminde. Moskova’dan ise birkaç endişe açıklaması dışında pek ses yok. Ukrayna işgali Rusya’yı hem meşgul tutuyor, hem de bu tip emperyalist hareketlere karşı çıkmak konusunda elini zayıflatıyor.
Tüm bu hareketlilik içinde arada ezilen ise yine halk. İran halkı ne yazık ki bir yandan emperyalist planlar, diğer yandan Molla rejiminin baskı ve cinayetleri arasında yaşam savaşı veriyor.