HASAN KOCASOY - Eski Bağdat Ticaret Müşaviri - PineZone Danışmanlık Kurucusu
Irak Bakanlar Kurulu’nun, 6 Ekim 2026 tarihli kararına istinaden, Irak Merkez Bankası, 7 Ekim itibarıyla 1 ABD dolarının resmî kurunu 1.320 dinardan 1.520 dinara yükseltti. Böylece Irak dinarı, dolar karşısında yaklaşık %15 oranında devalüe edilmiş oldu.
Devalüasyon kararının temel nedeni, Hürmüz Boğazı krizinin Irak’ın petrol ihracatını ve kamu gelirlerini ağır biçimde etkilemesi oldu. Irak’ın günlük 3,4 milyon varillik petrol ihracatının ana güzergâhı olan Boğaz’daki aksama, alternatif Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’nın kapasitesinin bakım eksiklikleri nedeniyle yaklaşık 200 bin varille sınırlı kalması ve Suriye üzerinden yapılan sevkiyatların kayıpları telafi edememesiyle daha da derinleşti.
Petrol gelirlerindeki düşüş kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırırken, yedi ayda kamu borcu 105 trilyon dinardan 208 trilyon dinara yükseldi ve döviz rezervleri önemli ölçüde azaldı. Başbakan Ali Zeydi’nin Parlamentoda belirttiği üzere, devalüasyon yapılmaması hâlinde kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının ödenmesinde ciddi sorunlar yaşanabilecekti.
Irak’ın sabit kur politikası nedeniyle devalüasyon, fiyatlar ve dış ticaret üzerinde doğrudan etkili oluyor. Dinarın değer kaybetmesi, ithal ürünlerin maliyetini artırarak Iraklı ithalatçıların satın alma gücünü ve talebini düşürebiliyor. Bu durum, Türkiye’den Irak’a yapılan ihracatı da olumsuz etkileyebiliyor.
Nitekim pandemi döneminde petrol fiyatlarındaki sert düşüş ve bütçe gelirlerindeki daralma nedeniyle Irak dinarı, 2020 yılı Aralık ayında %22,7 oranında devalüe edilmişti. Kararın ardından gelen üç ayda Türkiye’nin Irak’a ihracatının önceki üç aya kıyasla yaklaşık %18 gerilemesi, kur şoklarının ikili ticaret üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Bu deneyim, Irak’taki yeni bir devalüasyonun Türk ihracatçıları açısından fiyat rekabeti, tahsilat ve sipariş hacmi risklerini artırabileceğine işaret ediyor.
Hürmüz Krizi’nin etkisiyle Irak’ta harcama eğilimi ve ithalat talebindeki gerileme sonucunda, Türkiye’nin Irak’a ihracatı 2026’nın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre %5,54 azalarak 7,15 milyar dolar oldu. Geçmiş devalüasyon dönemlerindeki eğilimler dikkate alındığında, yeni devalüasyonun etkisiyle kısa vadede Irak’a ihracatımızda ilave %10-15 oranında bir düşüş yaşanabileceği değerlendirilebilir. Bu durum, özellikle gıda, mobilya, tekstil ve yapı malzemeleri satan şirketleri etkileyebilir.
Irak’ta iş yapan müteahhitlerimize devalüasyonun etkisi ne olacak?
Irak’ta faaliyet gösteren Türk müteahhitler için devalüasyon, özellikle dinar cinsinden sözleşmelerde ek risk oluşturuyor. Hürmüz Krizi’nin yol açtığı bütçe sıkıntıları kamu projelerinde alacak tahsilatını zorlaştırırken, bazı işlerin durdurulmasına neden oldu. 2027 bütçesinde yeni yatırım ödeneklerinin sınırlı kalması durumunda, müteahhitlerin maliyet ve kârlılık baskısı artabilir. Önceki deneyimlerden hareketle, birçok şirketin sözleşmelerine kur farkını fiyatlara yansıtan hükümler eklettiği tahmin edilse de bu düzenlemeler, ödeme gecikmeleri ve yeni proje finansmanındaki daralma risklerini ortadan kaldırmıyor.
Devalüasyon, özel sektör projelerinde faaliyet gösteren Türk müteahhitleri açısından da önemli riskler doğurabilir. Kamu projelerine kıyasla kâr marjlarının daha düşük olduğu bu işlerde, sözleşme koşullarından bağımsız olarak ithal inşaat malzemelerindeki fiyat artışları şirketlerin kârlılığını olumsuz etkileyebilir. Yap-sat modeliyle yatırım yapan şirketlerimiz ise satın alma gücündeki gerileme ve talebin daralması nedeniyle satışlarda düşüş ve finansman güçlükleriyle karşılaşabilir.
Sonuç olarak, Irak dinarındaki devalüasyon, Hürmüz Krizi’nin derinleştirdiği ekonomik daralma ve bütçe kısıtlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Türk şirketleri açısından yalnızca kur kaynaklı bir risk değil, aynı zamanda ihracat, tahsilat, yatırım ve kârlılık beklentilerini yeniden gözden geçirmeyi gerektiren çok boyutlu bir sınama niteliği taşıyor.