Son yıllarda dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte değişen medya tüketimi, pazarlama iletişiminde “influencer” teriminin ön plana çıkmasına neden oldu. Sosyal mecrada takipçisi çok olan içerik üreticileri tüketici tercihlerinde etkili olmaya başlayınca, reklam dünyası da bütçelerini gazete ve televizyonlar yerine ünlü kullanıcılara yönlendirdiler. Ancak, kısa bir süre içinde şirketler internet ünlülerinin bir kısmının paylaştıklarının kendi markalarının hedeflerine ve değerlerine uymadığını fark ettiler. Pek çok başarısız iş ortaya çıktı. Harcanan bütçelerin bir kısmı da boşa gitti.
Bu deneyimler sonrasında, kurumlar influncer’larla çalışırlarken daha titiz ve seçici davranmaya başladılar. Ancak, hala gidecek çok yol alınacak çok ders var.
Sosyal medyada başarı için öncelikle doğallık, samimiyet ve şaşırtıcılık gerekiyor. Bu bağlamda geçen hafta Türkiye’d iki harika “influencer” vakası yaşandı.
Bu influencerlardan birincisi İzmir’deki bir sarman kedi, diğeri ise bir antik tiyatrodaki dev ekrandı. Her iki konu da hem ülkemizde hem de dünyada bir anda viral bir biçimde yayıldı .. Televizyonlar, gazeteler, haber kanalları ve sosyal medya kullanıcıları bu içerikleri paylaşmak için adeta yarıştılar. Türkiye para ödemeden sempatiklik, gençlik ve dinamiklik çağrıştıran iki influencer iletişimi yapmış oldu. Oluşan dalga, “Made in Turkiye” markası için gerçek anlamda pozitif etki yarattı.
Aktör turuncu kedi
10 Haziran 2026'da İzmir Bornova Açıkhava Tiyatrosu'nda sahnelenen Romeo ve Juliet balesinin finalinde, Romeo'nun öldüğü sahnede turuncu bir sokak kedisi sahneye çıktı. Kuyruğunu sallayarak yerde yatan “ölü Romeo'nun yanına uzanıp, saçlarıyla oynamaya başladı. Hatta bazı görüntülerde oyuncunun kafasını ısırmaya bile kalktı. Durumun tüm absürdlüğüne rağmen Romeo rolündeki Brezilyalı dansçı Pedro Seara hiç kıpırdamadı. Sahnede Shakespeare ve Prokofyev'in müziği, Juliet rolündeki Rus balerin Tatyana Borger’ın kusursuz disiplini sürerken küçük afacan oyununa devam etti.Muhtemelen dünyada ilk kez, Shakespeare’in Romeo Juliet trajedisinin finaline komik bir unsur dahil oldu.
Reuters çekilen görüntüyü dünya ajanslarına servis edince olay birkaç saat içinde ABD, İngiltere, Hindistan, Yunanistan ve Latin Amerika medyasına yayıldı.Kedicik milyonlarca dolarlık reklam kampanyalarının başaramayacağı bir görünürlük yakaladı.
Özetle, Shakespeare’in yazmadığı ama turuncu kedinin yarattığı son perde, Türkiye algısının içine sanatı, kültürü ve gülümsemeyi kattı. Türkiye’nin yeni kültür elçisi bir turuncu kedi oldu.
***
6 bin kişi Antik Tiyatro ve civarında millilerimizi izledi
Antalya’nın Kaş ilçesindeki Antik tiyatroda yayınlanan Dünya Kupası maçı da geçen hafta sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.Yaklaşık 6 bin kişi Türkiye milli takımın maçını birlikte izledi. Tiyatroda yer bulamayanlar civardaki tepelerde oturdular. Görüntüler hızla viral bir biçimde yayıldı. Böylece, Kaş ve Türkiye için harika bir doğal reklam imkanı doğdu.
Kaş uzun yıllardır tarihi mirasını öne çıkararak kültür ve sanat etkinlerine imza atıyor. Beş senedir düzenlenen Kaş Kısa Film Festivali ise yerli ve yabancı sanatçılara ev sahipliği yapıyor. 15 kişilik gönüllü bir ekibin büyük bir çabayla organize ettiği Festivalin gündüz gösterimleri ve etkinlikleri yeni açılan Kaş Atatürk Kültür Merkezi'nde, akşam gösterimleri ise 4000 kişilik kapasiteye sahip 2000 yıllık Antiphellos Antik Tiyatrosu'nda yapılıyor.
Geçen hafta, Festival Direktörü Seren Topaloğlu’nu arayıp, maç gösterimi fikrinin geri planını sordum.Topaloğlu, Dünya Kupası maçları heyecanı başlamadan 2 ay önce maç tarihleri yayınlandığında ilk maçın Festival tarihlerine denk geldiğini fark ettiğini söyledi.14 Haziran akşamı tiyatrodaki son etkinlik bitince, maç yayını yapılabilir miyiz diye düşünmüş hemen. Bu doğrultuda, Antalya İl Kültür ve Turizm'den, dolayısıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan, festival için tahsis alırken, ücretsiz maç gösterimi için de izin almış.

Seren Topaloğlu sürecin devamını şu cümlelerle anlattı:
“Halka, eşe dosta bunu anlattığımda kimse pek heyecanlanmıyordu açıkçası. Herkes o saatte kim kalkıp gidecek dediği için ben belki 100 kişi gelir biz bize izleriz keyifli etkinlik olur diyordum. Sonra konu Twitter'a düştü, ondan sonra ipin ucu koptu. Ben yine de Twitter tayfasını bir etkileşim balonu olarak gördüğüm için kaale almadım ama daha kalabalık geçeceğini anlayıp Kaymakam Bey'le 6 hafta boyunca çok ciddi bir çalışma yaptık. Ambulansından zabıtasına, emniyetinden, çanak anteninden, ücretsiz dağıtılacak simitine, çayına kadar çok detaylı bir çalışma yaptık. Tüm birimlere talimat verildi. Tiyatro, son gösterimler 23:30'da bittikten sonra hızla şehir dışından gelenlerle dolmaya başladı. Elimizde saat saat fotoğraf ve videoları var. 02:00'ye doğru ortam epey kalabalıklaşıyor, 03:00'te protokole ayırdığımız alan da elimizden gidiyor, 04:00'te Antik Tiyatro full. Ben 05:30'da sahaya vardığımda kimse daha fazla içeri giremediği için Kaş meydanına geri dönüyorlardı. Tahminimize göre o gün 6000 kişi maçı izledi. .Tiyatroya sığamayanlar arkadaki tepeye ve ağaçlara çıktı”
Kaş gönüllüleri örnek çalışmalara imza atıyorlar
Kaş Kısa Film Festivali 5 yıldır düzenleniyor. Festivalin 4 yarışma kategorisi var: Bu yıl, Ulusal, uluslararası, ulusal yeni bakışlar (2001 ve sonrası doğumlu sinemacılar), uluslararası su altı kısa film yarışmaları başlığı altında 27 film yarıştı. Yüzde 50’si uluslararası filmlerden oluşan Toplam 683 film başvurusu oldu.
Her sene olduğu gibi bu yıl da festivalden bir gün önce gönüllüler Antiphellos Antik Tiyatrosu ve çevresini temizlediler. Kısa film yarışmasının yanı sıra birçok uzun ve kısa metraj filmin özel gösterimi, etkinlikler ve paneller düzenledi. Bu seneki açılış filmi Manevi Değer’in (Sentimental Value) yapımcısı Atilla Yücer de jüride yer aldı.
Açılışa 2500 kişi katıldı. Diğer günlerde de benzer bir katılım oldu. Festival her sene olduğu gibi 20-21 Haziran'da İstanbul’da Kadıköy Sineması'nda devam edecek.
Festival Direktörü Seren Topaloğlu, Antalya Valiliğinin desteğinin önemine dikkat çekerek, teşekkürlerini şu cümleleri dile getiriyor:
“Mavi Akdeniz İnsiyatifi'nden haberdar mısınız bilmiyorum ama su altına çok önem veren bir festival olarak Antalya Valiliğinin yardımlarıyla bu insiyatife bir platform ve görünürlük sağladık. Sayın Antalya Valimiz Hulusi Şahin Festivalimize üçüncü kez bizzat katıldı. Onun desteği bizim için büyük bir onur. Biz gönüllülerin motivasyonunu artırıyor ve Kaş için daha büyük bir coşkuyla hizmet etmeye çalışıyoruz.”
Sürdürülebilir su haritası: SuCo
Seren Topaloğlu, sohbetimizde Kaş’teki içilebilir su kaynalarının haritasını çıkardıklarından da söz etti. Bu örnek çalışmayı da onun cümleleriyle aktarmayı diliyorum.
“Bu fikre 3 sene boyunca destekçi aradım bulamadım sonunda geçen sene SuCo oldu, artık onlarla yola devam ediyoruz. Konu şu: Kaş'ta kamuya açık 30'a yakın musluk tespit ettim, ancak sadece Kaş meydanındaki ünlü "Soğuk Çeşme" aktifti. Belediyemiz kısa sürede bu çeşmeleri daha işler hale getirdi. Daha sonra cihazlarla hepsininin tek tek su kalitelerini ölçtük. Çalışmalar sonucunda hem su kalitesi yüksek hem de konumu iyi olan 15'e yakın çeşme tespit ettik. Daha sonra tanıtım başladık. Kaş halkını ve ziyaretçileri bu noktalara yönlendirmeye başladık. Dileyen herkese Suco mataraları dağıttık. Kaş’taki esnafımızda projeye destek oldu. Matarayla gelenlere ücretsiz su doldurma imkanı sağladılar. Bir sene içinde fikrimiz dalga dalga yayıldı ve yayılmaya devam ediyor.”