Herhalde en çok karşılaştığım sorulardan en önde gideni budur.
Bu da tek bir cevabı olmayan bir sorudur dersem, pek yanlış olmaz.
Bu soruyu soran pek çok muhatabıma cevap vermeden önce sorduğum soru da genellikle aynıdır.
“Siz sağlığınızı korumaya çalışırsınız değil mi?”
Bu soruya “hayır” cevabı verene hiç rastlamadım.
İşletmenin sağlığı ile insan sağlığı arasında benzetmeler yaparak cevap vermeye çalışayım.
İnsan sağlığı için değişik besinler almak gerekir ki sağlıklı ve dayanıklı bir bünyemiz olabilsin.
İnsan bedeni için, protein, vitamin, mineral diye başlayıp bir hayli uzatabileceğimiz bir ihtiyaç listesi yapabiliriz. İnsan bedeni, akıl almaz bir düzen içerisinde kendi kendini yönetiyor.
Ancak bünyesini tartıp, onun ihtiyaçlarına göre beslenen kişiler ile gelişi güzel beslenenlerin sağlıkları arasındaki fark tartışılmaz biçimde kendisini belli eder.
Hele bir de dengeli beslenmenin üzerine, yaşına ve bedenine uygun spor yapanların farkını hemen görürüz.
İşletme için ise tüm ihtiyaçları düşünen, kaynakları temin eden ve bunları gereken noktalara tahsis eden bir yönetici gerekiyor.
İşletme için gereken besinler ise, finansman ve fiziksel kaynaklar, insan kaynakları, bilgi ve beceri bilgisi (know-how) ile çevre ve çevre ile kurulan ilişkilerdir.
Paranızı kullanarak, üretim birimi kuruyorsunuz, üretimi gerçekleştirecek insan kaynaklarını temin ediyorsunuz, gereken bilgi ve beceri bilgisini (Know-How) kullanıp, mal veya hizmet üretiyorsunuz. Sonunda da ürününüzü pazarlamaya çıkıyorsunuz ve ihracat bu son noktada, ürününüzü pazarlamak için gereken, çevre yaratmak ve çevre ile ilişki kurmak bölümünde devreye giriyor.
Gelelim sağlıklı bir kişi ile benzetmeye.
Gereken kaynakları, içerisinde bulunduğu şartlara en uygun bir biçimde temin eden yönetici, bünyesini tartıp, onun ihtiyaçlarına göre beslenen kişilere benzer.
Her ikisi de sağlıklı sonuçlar elde etmeye çalışan kişilerdir.
İhracata kalkışan yönetici ise spor yapan kişiye benzer.
Nasıl sağlıklı beslenme kişiyi güçlü kılıp, spor buna katkıda bulunuyorsa, ihracat yapılması da işletmelerin daha sağlıklı olmasına yol açar.
Unutulmaması gereken ise, spor yapmak düz yaşamaktan farklıdır.
Beslenmenizde spor için gerekenleri unutmayıp, ona dikkat etmek gerekir.
Spor yapan, yani ihracat yapan işletmenin yöneticisi de, işletmenin geneli için gereken kaynaklardan ihracata pay ayıracaktır.
Bu kaynak tahsisinde gözetilecek denge de, başarıyı doğrudan etkileyecektir.
Açık söylemek gerekirse, ihracat yapabilmek için para ayırmanız gerekecektir.
İhracatınızla ilgilenip onu yönetecek, kendisine ihracatla ilgili her konuda hesap verilecek ve sonunda kendisinden ihracatın hesabı sorulacak bir yönetici gereklidir.
Sadece ihracata bakması gerekmez, başka işleri de olabilir.
Ancak sadece ihracata bakmak için gereken zamanı mutlaka ayırması gerekecektir.
Bu kişinin ihracat için gereken bilgi ile donatılmış olması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu niteliklere sahip değilse yetiştirilebilir.
Ancak onun yetiştirilebilmesi için gereken zaman size ne kadar engel olacaktır.
İhracat için gereken çevreyi oluşturmak ise zamanınız alacaktır.
Tüm bunların etkin ve etkili bir biçimde yapılabilmesi için gereken de bir iş planı yapmak, her şeyi yazıya dökmek, başarılabilir ve hayali olmayan hedefler belirlemek, başarıyı veya başarısızlığı ölçebilecek kıstaslar koymaktır.
Hepsini yapabilmek için de ihtiyacınız olan tek şey ise “sabır” ile çalışmak.
Not: Hafta sonu bir sohbette sözünü ettiğim 2009 tarihli eski bir yazımı yeniden yayınlamak istedim…