DR. GÖZDE SARAK - Anadolu Yatırım Araştırma Yönetmeni
Rusya’nın petrol geliri yükselirken, Çin, İran’dan yuan karşılığı enerji satın alarak petro-dolar düzenini sessizce aşındırıyor. Kısa vadeli kayıp, uzun vadeli masa gücü mü? Büyük oyunlarda en akıllı hamle bazen hamle yapmamaktır.
Petrol krizleri ekonomilere iki şey kazandırdı: Her seferinde derin bir yara, her seferinde kalıcı bir ders. 1973’te Arap ambargosu dünyayı hazırlıksız yakaladığında stratejik rezerv diye bir şey yoktu. O krizden Uluslararası Enerji Ajansı doğdu. 1979’da İran Devrimi geldi, çeşitlendirme zorunlu hale geldi. 1990’da Körfez Savaşı ile beraber, vadeli piyasalar olgunlaştı. 2022’de Rusya Ukrayna’ya harekat başlattı, enerji dönüşümü öne çekildi.
Her kriz bir reçete bıraktı. Her reçete teknikti ve her seferinde, bir sonraki kriz o reçetenin tam açığından sızdı. Şimdi Hürmüz’deyiz ve bu kriz farklı bir şey söylüyor.
Sahneye bakalım. 28 Şubat’ta başlayan operasyonlarla Brent petrol bir ayda Kuveyt işgalini bile geride bıraktı. Ama rakamlar hikâyenin yalnızca kabuğu.
Asıl soru şu; tarafların her ikisi de bu tablonun sürdürülemez olduğunu biliyor. Peki öyleyse nereye kadar?
Oyun teorisi buna mahkumun ikilemi der. Her iki taraf iş birliğinin akılcı olduğunu biliyor; ama birbirinin niyetine güvenemiyor. Bizler ise bireysel akılcılığın, kolektif çılgınlığa dönüşmesini tüm dünya olarak izliyoruz ve tam bu kilitlenme anında sahne dışındaki oyuncular devreye giriyor. Rusya’nın petrol geliri yükselirken, Çin, İran’dan yuan karşılığı enerji satın alarak petro-dolar düzenini sessizce aşındırıyor. Kısa vadeli kayıp, uzun vadeli masa gücü mü? Büyük oyunlarda en akıllı hamle bazen hamle yapmamaktır.
Tarihi bir hamle
Uluslararası Enerji Ajansı’nın 32 üye ülkesi 11 Mart’ta oybirliğiyle acil rezervlerden 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesine karar verdi. Ama beklenen rahatlatıcı etki görülmedi. Neden? Çünkü sorun miktardan ziyade, coğrafyada. Fiziksel rezerv, fiziksel ablukayı geçemiyor. Çeşitlendirme de aynı sınırla karşılaşıyor, alternatif rotaların büyük çoğunluğu ya Hürmüz’den ya Babül Mendep’den geçiyor. İki boğaz aynı anda kilitlendiğinde, haritayı ne kadar çeşitlendirirseniz çeşitlendirin, darboğaz coğrafyada.
Enerji dönüşümü de doğru ama eksik bir ders
2022’de Rusya kaynaklı gübre krizi tarımsal enflasyonu nasıl tetiklediyse, aynı mekanizma bugün farklı bir coğrafyadan sessizce devreye giriyor. Gıda enflasyonu para politikasıyla en zor müdahale edilen, en uzun yapışan kalemdir. Stagflasyonun görünmez ama en inatçı kanalı tam buradan geçiyor.
Altın her şeyi biliyor
Merkez bankaları bu tabloda klasik bir açmaza düştü. Faiz artırırlarsa zaten yavaşlayan büyümeyi öldürürler. İndirirlerse arz kaynaklı enflasyonu körüklerler. Çatışmaların hazirana sarkması halinde Brent’in 200 dolara ulaşma ihtimali yüzde 40 olarak hesaplanıyor. 200 dolar talep yıkımı demek; enflasyon ile durgunluğun aynı anda en sert biçimde buluştuğu senaryo. 1970’lerde bu kördüğümden çıkış yıllar ve büyük bir sosyal bedel istedi.
Piyasalar bunu konuşmuyor ama fiyatlıyor. Altın stagflasyon dönemlerinde eşsizdir, nitekim 1970’lerin ABD stagflasyonunun yıldızı altındı. Hem enflasyona hem durgunluğa karşı aynı anda korunma sağlayan ender varlık sınıfı. Merkez bankalarının rezervlerini dolardan çeşitlendirerek altına yönelmesi bu talebi yapısal bir zemine oturtmuş durumda.
Piyasa paniği değil, sistem değişikliğini fiyatlamaya başlıyor
Her krizden teknik bir ders çıkardık: Stok yap, çeşitlendir, hedge et, dönüştür. Hepsini uyguladık. Hürmüz 2026 gösteriyor ki bu teknik yanıtların hepsi aynı anda yetersiz kalabiliyor.
Bu krizin dersi bu yüzden farklı. Enerji, gıda, gübre, para sistemi hepsi birbiriyle bağlantılı, hepsi aynı kırılganlığı taşıyor ve üstüne üstlük İran’ın yuan ile ödeme talep etmesi, merkez bankalarının dolardan altına kayması, petro-dolar düzeni ilk kez bu kadar açık biçimde sorgulanıyor. Bunu ne stokla ne çeşitlendirmeyle ne de vadeli sözleşmeyle yönetemezsiniz.
Bazen en iyi strateji rakibin hamlesini değil, oyunun yapısını anlamaktan geçer. Bugün küresel ekonomi yeni oyunun kurallarını henüz yazmıyor, hâlâ keşfediyor. Türkiye bu denklemin dışında değil, tam ortasında. Sahne dışı kazananlar arasında yer almak için önce sahneyi doğru okumak gerekiyor.
Ve şu an sahne çok kalabalık.