6 Şubat depreminin yerle bir ettiği Hatay, küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor. Deprem öncesinde önemli bir turizm destinasyonu olan bölgede tarihi yapılar onarılıyor. Restoranlar, kafeler yeni mekanlarında hizmet veriyor. Akad, Hitit, Asur, Pers, Roma, Emevi, Abbasi, Bizans, Selçuk, Memluk ve Osmanlı dönemlerinin gözdesi olan Akdeniz’in başlangıç noktasındaki bu kadim kent yeniden tarih yazmaya hazırlanıyor.
Üç semavi dine ev sahipliği yapan, medeniyetler beşiği, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Şahsi Meselesi” olarak tanımlayarak bizzat sahip çıktığı Hatay’ın canlanması ülkemiz için büyük önem arz ediyor. 9 Ocak 2026 tarihinde Bonna yönetimiyle birlikte yaptığımız ziyarette konuşan Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün Karaduman’ın vurguladığı gibi Hatay, “Birlikte iyileşmek, birlikte öğrenmek ve geleceği birlikte inşa etmek” için hazır. Hataylılar kentin canlanması için herkesi kente davet ediyorlar.
“Bonna, yarına da kalsın diye geleceğin şeflerinin yanında”
1983’te küçük bir seramik atölyesi olarak İstanbul’da faaliyetlerine başlayan Kar Porselen’in yarattığı Bonna, 2014 yılından bu yana otel, restoran ve catering (HoReCa) sektörüne yenilikçi çözümler sunuyor. 6 kıtada 110’dan fazla ülkeye ürün ihracatı yapan Bonna, son dönemde Türkiye’nin farklı illerinde yer alan mevcut üretim tesisleri ve yurt dışındaki yeni fabrika yatırımları ile kapasite artışına gitti. Kendi kategorisinde Türkiye’nin ihracat şampiyonu olan kuruluşun, Reddet Design Award, German Design Award, IDA Design Award, DNA Paris Award, Design Turkey gibi prestijli yarışmalardan aldığı pek çok ödülü bulunuyor.
Eğitimin önemine inanan ve eğitime katkı sağlayan projelerde yer almayı görev edinen Bonna, “Yarına da Kalsın” adındaki sosyal sorumluluk çatı projesi kapsamında okullara ekipman desteği sağlıyor. “Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında” programıyla ise geleceğin şeflerinin yetişmesine katkı sunmayı hedefliyor.
Bonna sürdürülebilirlik çalışmalarıyla da dikkat çeken bir kuruluş. Kendi ekosisteminde, üretimden, dağıtıma kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirlik konusuna yatırım yapan Bonna, bilgiyi ve deneyimi paylaşmayı da önemsiyor. Bu bağlamda, gastronominin sürdürülebilirlik boyutu hakkında geniş kapsamlı bir içerik hazırlayarak gençleri geleceğe hazırlama misyonunu da üstleniyor.
Gençlerle “sürdürülebilirlik sohbetleri”
9 Ocak 2026 günü, küçük bir basın grubu olarak; ContactPlus; Ebru Koralı ve Bonna ekipleriyle birlikte Hatay Şehit Serkan Talan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gittik. Okulun Konferans Salonu’nda Hataylı öğrenciler ve öğretmenlerin katıldığı programı izleme fırsatı bulduk. Sürdürülebilir Gastronomi Uzmanı Cansu Dirim, konuk şefler Çiğdem Seferoğlu ve Baykaner Gönen’in de katılımıyla öğrenciler ve öğretmenlerle birlikte “Sürdürülebilirlik Sohbetlerini” izledik.
Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün Karaduman konuşmasında Bonna’nın sürdürülebilirlik çalışmaları üzerinde durdu. Karaduman’ın verdiği bilgiye göre, Bonna yüzde 87 geri dönüştürülmüş malzemeden ürettiği koleksiyonu Cras ile 120 bin parçanın üretimini sıfır atıkla gerçekleştirdi. Kuruluşun, dayanıklı, sürdürülebilir ve el yapımı hissi veren Vitrified ürünleri, fırınlarda sadece bir kez pişiriliyor. Böylece, standart porselenlere göre daha az enerji tükettiği için karbon ayak izi de azaltılmış oluyor.

Sürdürülebilir Gastronomi Uzmanı Cansu Dirim, konuşmasında gıda israfının korkunç boyutlarına dikkat çekti. Dirim, dünyada üretilen gıdanın üçte birinin ziyan olduğunu vurgulayarak, sorunun büyüklüğünü ortaya koydu.
Çiğdem Seferoğlu ve Baykaner Gönen de, kendi yaşam öykülerinden örnekler vererek, gençlere kendilerine güvenmelerini ve yılmadan hayallerinin peşinden gitmelerini tavsiye ettiler.
Gastronominin geleceği eğitimden geçiyor
Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün Karaduman, gastronominin geleceğinin eğitimden geçtiğine inandıklarının altını çizerek, sorulara şu yanıtları verdi.
“Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında” projesiyle bugüne kadar neler yaptınız?
Kuruluşumuzdan bu yana Bonna, genç şefleri desteklemeyi kurumsal sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Son iki yıldır Türkiye genelinde 100’den fazla okula ulaştık ekipman desteği ile gastronomi eğitimine katkı sağladık. Son 6 ayda ise bu yaklaşımı bir adım öteye taşıyarak sosyal sorumluluk anlayışını daha bütüncül ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürdük. Bonna olarak gastronominin geleceğinin eğitimden geçtiğine inanıyoruz.
Okullara ne sağladınız?
Bugüne kadar 40 bine yakın profesyonel ekipmanı hibe ettik. Hatay’da mentorluk desteği de sağlıyoruz. Kendimizi yalnızca ekipman sağlayan bir kuruluş olarak değil, genç şeflerin gelişimine yön veren bir paydaş olarak görüyoruz.
Projeyle ne hedefliyorsunuz?
“Yarına da Kalsın” ana sürdürülebilirlik projemiz kapsamında hayata geçirdiğimiz “Bonna, Geleceğin Şeflerinin Yanında” projesiyle yalnızca okullara ekipman desteği sunmuyor; gençlerin mesleki yolculuklarında yanlarında olduğumuzu hissettiren, uzun soluklu bir destek, ekosistemi besleyen bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımın temelinde ise iki ana misyon yer alıyor.
Nedir bu iki ana misyon?
Bunlardan biri eğitimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi. Bir diğeri gastronomide sürdürülebilir büyüme için gerekli bilgi ve deneyime erişimin artırılması. Bonna, yıllardır devam eden destek kodlarını son 6 ayda daha da güçlendirerek, gastronomi eğitimi alanında lokomotif marka rolünü üstlenmiş durumda. Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca ekipman sağlayan değil; bilgi paylaşan, deneyim aktaran ve genç şeflerin gelişimine yön veren bir öncü paydaş olarak konumlanıyoruz. Bu yapı, global ölçekte benzerine rastlanmayan, etik ve toplumsal faydayı merkeze alan bir model sunuyor.
Neden ilk durak olarak Hatay’ı seçtiniz?
Hatay’ı seçmemiz bir tesadüf değil. Gastronomisiyle köklü bir mirasa sahip bu şehirde, geleceğin şefleriyle bir araya gelmek hem eğitimde eşitlik hem de sürdürülebilir gastronomi vizyonumuzu bir araya getiren güçlü bir sembol oldu. Hatay buluşması, bu iki misyonu aynı anda taşıyan ve Bonna için 2026 yılının en özel buluşması olarak konumlanıyor. Hatay’da öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle birebir temas kurmak, onları dinlemek ve hayallerine ortak olmak; projemizin en kıymetli çıktılarından biri oldu. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine koyan bir marka olarak, bu bakış açısını genç nesillere aktarmayı ve gastronomi ekosistemini birlikte büyütmeyi önemsiyoruz.
Proje devam edecek mi?
Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz konferanslar ve Hatay açılımı, Bonna’nın bu alandaki kararlılığını ve vizyonunu güçlendiren önemli adımlar oldu. Bonna olarak; kuruluşumuzdan bu yana genç şeflerin yanında durmaya, eğitimin, sürdürülebilirliğin ve gastronominin kesiştiği her noktada sorumluluk almaya ve yarına kalıcı değerler bırakmaya devam edeceğiz.
Hatay’da 5 mekan, 5 umut kaynağı
“Bonna Yarına da Kalsın Diye Geleceğin Şeflerinin Yanında” projesi için gittiğimiz Hatay’da ziyaret ettiğimiz beş mekanda da gülen yüzler, çalışan ekipler ve geleceğe umutla bakan gözler gördük.
- İlk durağımız Belen’deki HayatHatay’ın lojistik merkeziydi.
Hatay Valiliği öncülüğünde hayata geçirilen HayatHatay depremde atölyeleri, evleri, üretim alanları yıkılan üretici kadınlara destek olmak amacıyla, 53 kadın kooperatifini birleştiren bir proje. T. C. Hatay Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Mustafa Örgüt’ün verdiği bilgiye göre, HayatHatay 15 ilçeden, 8 farklı alanda faaliyet gösteren 600 kadın üreticiye destek veriyor. Reçel, makarna, baharat, nar ekşisi, pekmez, tahin gibi geleneksel gıda ürünlerinin yanısıra el sanatı eserlerin ve aksesuarların da dahil olduğu 18 kategoride, 100 bini aşan yöresel ürünü aynı çatı altında topluyor. Kadınlara eğitimler veriliyor, pazarlamalarına yardımcı olacak sistemler oluşturuluyor. Belen’deki lojistik merkezi aracılığıyla, gelen siparişler birkaç gün içinde adreslerine ulaştırılıyor.
https://www.hayathatay.com.tr/
- İkinci mekanımız Teofarm Hasat (Hatay Tarım Sanat Tasarım) tesisiydi.
Teofarm Hasat geniş bir tarlanın ortasında yer alan iki ana mekandan oluşuyor. Taş bina kütüphane ve etkinlik mekanı olarak düzenlenmiş. Kitaplar, fotoğraflar ve tarım aletleriyle dolu olan bina aynı zamanda bir arşiv özelliğine sahip. Diğer ana bina ise bir kış bahçesi görünümünde kapalı bir cam mekandan oluşuyor. Hasat Hatay ekibi bu kış sera görünümlü alanda, sobanın önündeki tahta masalarda ürettikleri sebze, meyve ve tahıl ürünlerinden nefis yemekler yaparak Hatay lezzetlerini yaşatıyorlar. Hepsi güleryüzlü ve misafirperverler.
Teofarm’ın kurucusu Elif Ovalı nesillerdir tarım yapan bir ailenin üyesi.Kardeşi Adnan Murat Teoman’la Antakya’nın tarım ve gastronomi mirasına sahip çıkmak amacıyla atalık tohumlarla üretim yapıyor. Doğal tarım yöntemleriyle sürdürülebilir bir modelle çalışıyor. Teofarm Türkiye’nin en büyük karakılçık buğday üreticilerinden biri olarak atalık tohumlara sahip çıkıyor. Hasat ekibi kendilerini , “Ziyaretçilerin üretime katılabildiği, tadımların yapıldığı, tarımsal alanda eğitimlerin düzenlendiği ve projelerin üretildiği, sanata ve tasarıma yönelik olarak duygu ve düşünce ve eylem geliştiren, çiftçilik mesleğinde gençlerin ve genç fikirlerin üretimine inovasyona ve sürdürülebilirliğe önem veren bir anlayışla faaliyet gösteren bir düşünce ve girişimci merkezi” olarak tanımlıyorlar. Bu anlayışla Hatay’a gelen misafirlere merkezde ev sahipliği yapıyorlar. Konaklama konteynırda yapılılıyor. Temiz ve düzgün birmortamda konaklama , çamaşır makinesi küçük buzdolabı olan bir oda tahsis ediliyor. https://www.teofarm.com/
- Hatay’daki üçüncü durağımız Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), UNESCO Hatay Gastronomievi oldu.
İpek Aslan’ın evsahipliğinde, Bonna Türkiye’nin desteğiyle gastronomi lisesi öğrencilerine yönelik düzenlenen“Antakya Kısırı Tabaklama Atölyesi” nde genç şef adaylarının çalışmalarını gördük. Bu arada İpek Aslan’ın “Bir Kadın Bir Hikâye Antakya”kitabının da öyküsünü dinledik.
Expo binasındaki UNESCO Hatay Gastronomievi Hatay mutfağına ait tescilli ve tescilsiz 600 yemek türünün 400'den fazlasını yapıp misafirlerine servis edebiliyor. Tesis ferah ortamı ve leziz yemekleriyle ziyaretçilerini bekliyor.
https://hatayimar.com.tr/tesis/2/unesco-hatay-gastronomi-evi
- Antakya Gastronomi Çarşısı’nda kentin ünlü işletmelerini aynı sokak üzerinde ziyaret etme imkanı bulduk.
6 Şubat 2023'teki deprem UNESCO'nun gastronomi alanındaki "Yaratıcı Şehirler Ağı"nda bulunan Hatay’ın tüm işletmelerini de etkiledi. Kentin dünyaca ünlü mutfağının ayağa kaldırılması için Valilik ve Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansınca 27 Eylül 2024'te Odabaşı Mahallesi'nde Antakya Gastronomi Çarşısı açıldı.
Eski Antakya mimarisi tarzında inşa edilen 18 restoranın yer aldığı çarşıda, Antakya künefesi, kaytaz böreği, kömbe ve Antakya kağıt kebabı gibi coğrafi işaret tescilli lezzetlerin de olduğu yiyecekler satılıyor.
- Hatay’daki konaklama durağımız ise The Museum Hotel Antakya’nın büyüleyici ortamıydı.
The Museum Hotel Antakya dünyada benzeri olmayan bir tesis. Antik kent kalıntılarının üzerinde inşa edilmiş olan binada gezerken geçmişe bir yolculuk yapıyorsunuz.
Otelin öyküsü ise çok ilginç. Çalışmalar, Asfuroğlu ailesinin 1990’lardan beri demir deposu olarak kullanılan 17 dönümlük bir arazide modern bir tesis inşa etmek için yola çıkmasıyla başlıyor. Otelin temel kazıları sırasında yer altında devasa bir kent kalıntısı bulununca projenin boyutu değişiyor. İnşaata ara veriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bünyesinde oluşturulan bilim kurulu denetiminde yapılan arkeolojik kazılar sonucunda 13 uygarlığa ait 30 bine yakın eser ve dev taban mozaikleri ortaya çıkıyor. Kazılar tamamlandıktan sonra, mimar Emre Arolat tabandaki eserlere zarar vermeden 66 adet kuyu açtırıyor. Metal ayaklar üzerine çelik konstrüksiyonla 200 odalı bir bina yaratıyor.
1300 yıllık tarihe tanıklık etmek
The Museum Hotel Antakya ismi gibi bir müze. 2300 yıllık bir geçmişin üzerinde yükselen otelin iç avluya bakan odaların balkonları ve pencerelerinden tarihi doku görünüyor. Bulunan eserlerin büyük bir bölümü Hatay Arkeoloji Müzesine devredilmiş. 400 civarındaki eserse Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Roma dönemi villasına ait bir taban mozaiğindeki Pegasus figürü ve kazı sırasında çıkartılan Eros heykelciği, sikkeler, metal objeler, mimari parçalar ve pişmiş toprak eserlerin bulunduğu müze ziyaretçilerin 1300 yıllık bir tarihe tanıklık etme imkanı sunuyor.
Deprem sonrasında kısa bir süre kontrol için kapılarını kapatan tesis, tüm kontroller sonrasında hizmet vermeye devam ediyor. Spa’sı, fitness alanı, restoranı, geniş toplantı salonları, terası ve kafesiyle geniş grupları ağırlıyor. Sabiha Asfuroğlu, kuruluşları toplantılarını Antakya’da yapmaya, kentle dayanışmaya davet ediyor.
