Fransa’nın Avrupa ve Dışişleri Bakanı nezdinde Dış Ticaret ve Yatırım Desteklerinden Sorumlu Bakan Nicolas Forissier’in mesajı açık: “Made in Europe” ortakları dışlama projesi değil, Avrupa’nın sanayi tabanını güçlendirme stratejisi. Ankara temasları öncesinde konuşan Forissier, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun şartlı da olsa mümkün olduğunu, enerji ve inovasyonda ise Fransa- Türkiye hattının jeopolitik belirsizlik döneminde önemli bir kaldıraç sunduğunu vurguluyor.
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ticari ilişki uzun süredir yalnızca rakamlardan ibaret değil; üretim bantlarından finansmana, enerjiden teknolojiye uzanan çok katmanlı bir ortaklık söz konusu. Küresel rekabetin sertleştiği, jeopolitiğin ekonomik kararları doğrudan etkilediği bir dönemde bu ilişkinin geleceği yeniden masada.
Fransa’nın Avrupa ve Dışişleri Bakanı nezdinde Dış Ticaret ve Yatırım Desteklerinden Sorumlu Bakanı Nicolas Forissier ile Ankara temasları öncesinde, Gümrük Birliği’nin modernizasyonundan enerji işbirliğine, “Made in Europe” tartışmalarından karşılıklı yatırımlara kadar uzanan geniş bir gündemi konuştuk.
GÜMRÜK BİRLİĞİ MODERNİZASYONU MÜMKÜN, AMA ŞARTLI
“Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği, sanayi değer zincirlerinin sıkı biçimde iç içe geçmiş olması sebebiyle Türk ekonomisi açısından ve karşılıklı olarak, son derece önemli bir aktör. Avrupa Birliği-Türkiye Gümrük Birliği, sanayi ürünlerinin yanı sıra bazı işlenmiş tarım ürünlerini kapsıyor. Ayrıca kömür, demir, çelik ve tarım ürünlerine ilişkin tercihli ticarete dair iki anlaşmamız bulunuyor. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, tüm taraflar açısından ticaretteki engellerin azaltılmasına, işletmeler için adil rekabet koşullarının teminat altına alınmasına ve ikili ticari ilişkinin daha sağlam bir zemine oturtulmasına imkan sağlayabilir. 2023’ten bu yana modernizasyon konusu yeniden gündeme gelmiş olsa da, Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen çeşitli başlıklarda somut ilerlemeler sağlanması koşuluna bağlı olmaya devam ediyor. Bu tartışmalar sadece Fransa’ya özgü değil, Avrupa Birliği’ne üye tüm devletleri ilgilendiriyor. Türkiye’ye gerçekleştirdiğim bu ziyaret, Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen müzakerelerin başlatılma koşullarına saygı çerçevesinde, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ticari ortaklığın derinleştirilmesine yönelik Fransa’nın tam ve güçlü bağlılığını yeniden teyit etme fırsatı sunacak.”
MADE İN EUROPE: STRATEJİK AMA KORUMACI DEĞİL
Made in Europe konusundaki tartışmalar henüz başlangıç aşamasında ve bir yandan Avrupa Komisyonu içindeki, diğer yandan eş-yasama organları arasındaki müzakereler sonucunda ortaya çıkabilecek coğrafi kapsam hakkında şimdiden hüküm vermek için erken. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim: ‘Made in Europe’ olarak adlandırılan yaklaşımın ne ortaklarımızı dışlama ne de Avrupa pazarını kendi içine kapatma gibi bir amacı vardır. Bu yaklaşımın temel hedefi, kamu alımlarının ve Avrupa finansmanlarının, Avrupa Birliği içinde yerleşik ve burada katma değer yaratan aktörleri etkin biçimde desteklemesini sağlamak. Bu konu kolektif ve stratejik bir mesele: Uzun vadeli ekonomik büyümemizi güvence altına almak, sanayi tabanımızı güçlendirmek ve giderek daha rekabetçi hale gelen uluslararası bir ortamda gerçek bir teknolojik atılım gerçekleştirmek.”
ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ÖNEMLİ BİR KALDIRAÇ
Jeopolitik açıdan istikrarsız bir ortamda, Fransa-Türkiye işbirliği enerji güvenliği ve rekabet gücü açısından önemli bir kaldıraç görevi üstleniyor. Türkiye hâlihazırda kayda değer bir yenilenebilir enerji gücüne sahip ve 2035 yılına kadar 120 GW seviyesine ulaşmayı hedefliyor. Bu alanda Fransız-Türk iş birliğine ilişkin güzel örnekler mevcut. TotalEnergies ile Rönesans Enerji ortak girişimi 2028 yılına kadar 2 GW yeni yenilenebilir kapasite oluşturmayı amaçlıyor. Nexans ise Türkiye’de enerji santrallerinin şebekeye bağlantısını sağlayan kablolar üretiyor. Enerji verimliliği ve düşük karbon teknolojileri alanında da iki ülke arasındaki tamamlayıcılık son derece önemli.”
VİVATECH’TEN TURCORN’A: İNOVASYONDA ORTAK HEDEF 100 UNİCORN
“Türk ve Fransız inovasyon ekosistemleri arasında önemli iş birlikleri var. İnovasyona adanmış büyük Fransız Fuarı VivaTech, son yıllarda bir Türkiye standına ev sahipliği yaptı. VivaTech, Türk start-up’ları için bir başlangıç noktası olabilir. Nitekim Türk unicorn şirketi Insider’ın Fransa’da faaliyet gösterdiğini biliyorsunuz. Fransız yatırım fonları da özellikle fintech alanında Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Türkiye’de yatırım yapmış ya da ortaklıklar kurmuş Fransız start-up’lar var: Örneğin Fransız unicorn şirketi BlaBlaCar, çevrim içi bilet platformu Obilet ile iş birliği yapmakta. Ayrıca Fransız Kalkınma Ajansı’nın (AFD) özel sektörü finanse eden iştiraki PROPARCO, gerek doğrudan yatırımlar yoluyla gerekse inovasyona yönelik kredi hatları ve yatırım fonlarına katılım gibi aracı mekanizmalar üzerinden umut vadeden Türk start-up’larının ve yenilikçi şirketlerin gelişimini desteklemeye hazır. 2030 hedeflerimiz örtüşüyor: Fransa için, 54 milyar Euro’luk France 2030 planı kapsamında her yıl 500 deeptech girişimi ile birlikte, 25’i GreenTech alanında olmak üzere 100 unicorn oluşturulması hedefleniyor. Türkiye için ise benzer şekilde 100 unicorn yaratmayı amaçlayan Turcorn 100 projesi bulunuyor. Ekosistemlerimizin büyümesi; fintech, yapay zekâ ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlarda iş birliklerinin güçlendirilmesi için elverişli bir zemin sunacaktır.”
■ Gelin,Fransa’ya yatırım yapın!
“Fransa ve Fransız şirketlerinin Türk yatırımcıları ile çalışmaya hazır olduğunu söylemek isterim. Birçok Fransız şirketi hâlihazırda ortaklık yaklaşımını benimsemiş durumda: Örneğin TAV-Aéroport de Paris, Orta Asya, Orta Doğu veya Afrika’daki havalimanı projelerine Türkiye üzerinden yöneliyor. Türkiye’de faaliyet gösteren Fransız şirketlerinin 185 bin doğrudan istihdam sağladığını ve toplamda yaklaşık 400 bin doğrudan ve dolaylı istihdama katkıda bulunduğunu hatırlatmak isterim. 2020-2024 döneminde bu şirketler Türk ekonomisine 3,6 milyar Euro yatırım yaptı veya yeniden yatırım gerçekleştirdi. Önümüzdeki üç yıl içinde ise 5 milyar Euro’luk ek yatırım veya yeniden yatırım öngörüyorlar. Fransız ve Fransız-Türk şirketlerinin Türkiye’nin GSYİH’sına yaklaşık yüzde 1,6 oranında katkı sağladığı tahmin ediliyor. Bu durum, hem Türkiye’nin şirketlerimiz açısından taşıdığı cazibenin hem de onların Türk ekonomisindeki dinamizminin ve uzun vadeli taahhüdünün en güçlü göstergesi. Ayrıca potansiyel Türk yatırımcılara, Fransa’ya yatırım yapmayı tercih etmiş çok sayıda Türk şirketi bulunduğunu hatırlatmak isterim. Bu şirketler en güçlü referanslarımız konumunda. Bordeaux bölgesinde bağlar satın alan Kavaklıdere’yi ya da birkaç yıl önce ünlü bisküvi markası BN’yi satın alarak Fransa’da gıda sektörünün önemli aktörlerinden biri hâline gelen Yıldız Holding’i anımsatmak isterim. Daha yakın zamanda ise Asas Aluminium, Eurofoil şirketini satın alddı. Bunun gibi pek çok örnek mevcut Türk şirketlerine iletmek isteyeceğim tek bir mesaj varsa o da şu olur: Gelin Fransa’ya yatırım yapın!”
