BU ayın ilk günlerinde Şeref Oğuz ve Hakan Güldağ’la birlikte SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve SOCAR Türkiye İletişim-Kamu İlişkileri Başkanı Mikayil Yusifov’la buluştuk. Ibadov ve Yusifov’a iletişim danışmanları Gökay Çako eşlik etti.
Ibadov ve Yusifov’la sohbette aldığım notları 17 Şubat 2026 tarihli yazımda aktardım. Yazının başlığı şöyleydi:
- Petrokimya dünyada tarihinin en kötü dönemini yaşadı, biz de rafineriye yüklendik…
Ibadov’un bu sözü üzerine yazıda Kasım 2018’den itibaren yaptıkları açıklamalarından ikinci Petkim yatırımı için yaşanan süreci anlattım. Yazıda Aralık 2024’teki açıklamaları, Ocak 2025’te yaptıkları sohbet toplantısındaki mesajlarına da genişçe yer verdim.
SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı ve Petkim Genel Müdürü Kanan Mirzayev, SOCAR Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Başkanı Mikayil Yusifov’un 2025 yılı Ocak ayının ilk günlerindeki şu açıklamasını aktardım:
- Yeni petrokimya üretim ünitelerinin kurulumu için master plan hazırlanıyor. Şimdiki hesaplarımıza göre 7 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu olacak. Sadece ön hazırlık çalışmalarına 50 milyon dolar harcanacak.
Mirzayev’in yatırım takvimine ilişkin o günkü, yani Ocak 2025’teki sözüne de yer verdim:
- 2026 yılı sonunda nihai yatırım kararı yürürlüğe girecek. Yeni petrokimya tesisinin 2030’da devreye girmesi söz konusu olacak.
Elchin Ibadov, bu ayın başlarındaki buluşmamızda sektörle ilgili şu kritik durumu paylaştı:
- Petrokimya sektörü tarihinin en kötü dönemini 2025’te yaşadı. Biz Socar olarak bu durumun grubumuz üzerindeki etkisini azaltmak için rafineri tarafına odaklandık. Rafineride 13 milyon tona çıkan kapasitenin tamamını kullandık.
Ibadov’un bu sözlerini bazı haber sitelerinin şöyle yorumlayarak haberleştirdiğini gördüm:
- Azeri CEO, Türkiye’nin tek petrokimya hammadde üreticisi olan ve pazar payı 20 yılda yüzde 30’lardan yüzde 7’ye kadar gerileyen Petkim’i adeta gözden çıkardıklarını itiraf etti.
Bir haber sitesinin de yine Elchin Ibadov’un benim yazımdaki ifadelerinden alıntıyla yaptığı haberine şu başlığı attığı dikkatimi çekti:
- SOCAR Türkiye, Petkim’i üretimden çekiyor mu?
Elchin Ibadov ve Mikayil Yusifov’la sohbet sonrası bende, “SOCAR, Petkim’i gözden çıkarıyor” gibi bir izlenim oluşmadı. Aksine, yatırım çalışmalarının sürdüğünü ortaya koyan mesajlar verdi. Master Plan ve tamamlanan Pre-FEED sürecini anlattı. Petrokimyaya önem verdiklerine sık sık vurgu yaptı.
Nitekim Ibadov ve Mirzayev’e Ocak 2025’te ben de sormuştum:
- İkinci bir Petkim yatırımı uzun süredir gündeminizde. Yatırımla ilgili nihai karar takvimi neden 2026 sonuna kadar sarkıyor? Yatırımın devreye girmesi neden 2030 gibi öngörülüyor? Oysa yıllardır biliyoruz ki Türkiye’nin 3-4 Petkim’e daha ihtiyaç var.
Ibadov ve Mirzayev, bu soruma yanıt verirken petrokimya sektöründe dönem dönem yaşanan iniş-çıkışları gerekçe göstermişti:
- Dünyada petrokimya sektörü 2025’te aşağı yönlü görünüyor. Biz yatırımın devreye gireceği dönemi petrokimya sektöründe grafiğin yukarı yönlü olmasına göre planlamaya çalışıyoruz.
Ibadov’la bu ayın başlarında yaptığımız sohbetteki değerlendirmeleri, Ocak 2025’teki öngörülerinin çıktığını ortaya koydu:
- Petrokimya sektörü 2025 yılında tarihinin en kötü dönemini yaşadı…
Star Rafinerisi’nde üretimi 13 milyon tona çıkarmalarının da SOCAR Türkiye’nin Petkim’de yaşadığı kayıpları karşılama, dengeleme çabasından kaynaklandığı anlaşılıyor…
SOCAR Türkiye, Petkim’i gözden çıkaracak olsa petrokimya sektörüne Aliağa’da 7 milyar dolarlık yatırım yapacağını Aralık 2024’da KAP’ta duyurur muydu?
SOCAR Türkiye, ikinci petrokimya tesisi ile ülkemizdeki toplam yatırımlarını 2030 yılında 26 milyar dolara çıkaracak adımlar atar mıydı?
‘Türkiye pahalı’ algısı İstanbul’daki doluluk oranlarını aşağı çekiyor
RAMAZAN ayının ilk günlerinde Mandarin Oriental Bosphorus Genel Müdürü Serkan Yalçınkaya’nın davetiyle Ömür Akkor’a hazırlattıkları “iftar mönüsü” tanıtımına katıldım.
Serkan Yalçınkaya, Mandarin Oriental Bosphorus’ta göreve başlamadan önceki görevini sordum, anlattı:
- Mekke’deki Conrad Hilton’da Genel Müdürdüm. Mandarin’de göreve 6 ay önce başladım.
Otelin doluluk oranlarını merak ettim, paylaştı:
- Ocak ayı maalesef pek iyi geçmedi. Doluluk oranımız yüzde 50 düzeyinde seyretti.
Boğaz hattında lüks sınıfta bir otelin doluluğunun yüzde 50’de kalmasının İstanbul’daki genel havanın olumsuzluğunu anlatmaya yettiğini belirtip, nedenini sordum, yanıtladı:
- “Türkiye pahalı” algısı ülkemize daha önce gelen turistler arasında iyice yaygınlaştı. Restoranlarda, perakendede fiyatlar bizim müşterilerimize bile pahalı geliyor.
Kendisinden örnek verdi:
- Mekke’de Conrad Hilton’da görev yaparken özellikle giyim alışverişimizi İstanbul’da yapardık. Yükselen fiyatlar nedeniyle görevimin son 1.5 yılında alışverişlerimiz neredeyse tersine dönmüştü.
Aynı algının bazı oteller için de geçerli olduğunu anımsattım, ilk anda onaylamadı:
- Otel fiyatları, perakende ve restoranlardaki kadar abartılı değil.
Mandarin’in kendisinden önceki genel müdürü ile sohbetimizden not aktardım:
- Sizden önceki Genel Müdür Mandarin Oriental Bosphorus’un oda fiyatlarının Paris’ten daha yüksek olduğunu anlatmıştı.
Bunun üzerine şu bilgiyi verdi:
- Bu mevsimde söz konusu durum geçerli değil. Ancak, doluluğun yüksek olduğu dönemlerde oda fiyatlarımız Paris’i geçebiliyor. Yalnız, buranın konumu bambaşka.
Alt marka restoranda fiyatı yüzde 50 düşük belirledik, ilgi zirve yaptı

ŞEF Ömür Akkor, Mandarin Oriental Bosphorus’ta 4 yıldır iftar mönüsünü hazırladığını belirtti:
- İftar mönüsü çalışmamız bayağı tuttu. Boğaz hattındaki otellerin iftar doluluklarını ikiye katlayan bir ilgi görüyoruz.
Mandarin Oriental Bosphorus Genel Müdürü Serkan Yalçınkaya, özellikle üst sınıf restoranların döviz bazında fiyatlarının yabancı turistlere bile pahalı geldiğini belirtince Ömür Akkor, kendi işlerine işaret etti:
- İstanbul’da iki ayrı ana marka restoranım var. Kısa süre önce birinin alt markasını oluşturup hizmete açtım. Oradaki fiks mönü fiyatımızı yüzde 50 düşük belirledik. O restoranımıza ilgi zirve yaptı.
Ömür Akkor’un kendi işinden verdiği örnek, yüksek seyreden enflasyonun tüketicide yarattığı fiyat duyarlılığını ortaya koyuyor…
131 bin bağımsız birim yıkıldı, 104 bine yakın bağımsız birim üretildi
MALATYA’nın iki merkez ilçesinden biri olan Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, Türkiye İş Bankası’nın kentteki 3 şubesinin personeli için yaptırdığı lojmanların anahtar teslim töreninde 6 Şubat 2023 depremlerindeki yıkımı anımsattı:
- Malatya, Hatay’dan sonra yıkımda ikinci sıradaydı. 131 bin bağımsız birim yıkıldı veya ağır hasarlı olduğu için sonradan yıkımı yapıldı. Yeşilyurt da deprem bölgesindeki ilçeler arasında Antakya’nın ardından en büyük yıkımı yaşayan oldu.
Bu tablonun depremin ilk günlerinde yeterince yansıtılmadığını belirtip, şimdiki durumu özetledi:
- Geçen 3 yılda 104 bine yakın bağımsız birim üretildi. Yüzde 90’ının kuraları çekildi. Yüzde 70’inde de anahtar teslimi gerçekleşti.
Yeşilyurt’taki durumu da aktardı:
- Yeşilyurt’ta 55 bine yakın bağımsız birim üretildi. 38 bini için kuralar çekildi.
