12 EYLÜL 1980 askeri darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu Hükümetinde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olan Turgut Özal, 1982 yılında iş dünyası heyetiyle birlikte İran’a gitti.
Heyette bulunan İÇDAŞ’ın kurucularından Bayram Yusuf Aslan, seyahate giderken uçakta Turgut Özal’ı ilk tanıdığı günlere döndü:
- İstanbul Silahtarağa’da Haliç kıyısında Elektrometal Fabrikası vardı. Bu fabrikanın sahiplerinden Hikmet Erenyol, 1971 yılında elim bir trafik kazasından vefat etti. Kardeşi Necdet Erenyol, fabrikayı bir süre sonra Çelik Endüstri’nin sahibi Zeki Aytaç’a sattı.
- Zeki Aytaç, o dönemde Genel Müdürlük görevine Turgut Özal’ı getirdi. Özal’ın başında olduğu işletme, Japonya başta olmak üzere pek çok yabancı ülkeden kütük ithal ederdi. Biz de o kütüklerden alır işlerdik.
- Her hafta kütük almaya gittiğimizde Turgut Özal ile sohbet ederdik. Ondan çok şey öğrendik. En azından geniş bir vizyon sundu bize. Sabah namazlarını fabrikada kılan bir adamdı.
- Bir gün fabrikamıza geldiğinde neden günde 4-5 dökümde kaldığımızı, bu miktarı artırıp en azından 8-9 döküm yapmadığımızı sordu. Japonya’ya gitmiş ve bu gerçekleri gözlemlemiş bir insandı. O masa başı insanıydı ama çok güçlü ve kıvrak bir zekaya sahipti.
- Onun bu sözlerini fabrikamızdaki teknik ekibimize ilettiğimizde hemen itiraz ettiler ve bunun mümkün olamayacağını söylediler. Fakat sonraları yavaş yavaş Özal’ın söylediği noktalara geldik.
Seyahate çıktıklarında iş insanları Turgut Özal’a sordu:
- Neden İran?
Özal, iş insanlarına şu yanıtı verdi:
- İran’ın çok büyük miktarda demire ihtiyacı var. Bunu karşılamak gerekiyor. Bu sayede Türkiye ilk kez demir ihracatçısı olabilir. Ayrıca başka malzemelerin ihracatı da gündeme gelebilir.
O dönemde İran’da Şah Rıza Pehlevi devrilmiş, Humeyni rejimi başlamıştı. Aynı zamanda İran-Irak Savaşı da sürüyordu.
Dönemin Başbakan Yardımcısı Turgut Özal, tam da böyle bir ortamda iş insanlarından oluşan heyetle İran’a gitmişti.
THY’den kiralanan özel uçak Tahran Havalimanı’na inince heyet doğrudan Hilton Oteli’ne transfer oldu. Otelde Türkiye’den giden heyetten başka kimse yoktu. Lobi dahil her taraf karanlıktı. Çünkü, savaş nedeniyle her yerde karartma vardı. Ayrıca, yeni rejim nedeniyle yabancılar İran’a pek uğramıyordu.
İran heyeti ile Türkiye’den giden heyetin görüşmeleri Özal’ın başkanlığında 5 gün sürdü. Heyettekiler savaş ortamını da dikkate alarak otelin dışında pek çıkmıyordu. 5’inci günün akşamı Özal heyeti topladı:
- Müzakereler mal teslimi ve fiyatlar konusuna takılmış bulunuyor. Şunu unutmayın, İranlılar çok zor insanlardır.
Özal, o konuşmasında İran heyeti başkanının gözlemini de aynen aktardı:
- “Dikkat ettim, Türk iş insanları günlerdir otelde oturuyor. Aralarında konuşup şakalaşıyor. Buraya Japon heyeti de geldi. Onlar boş oturmayıp köy köy dolaşarak sipariş aldı. Sizin iş insanlarınızın durumu bize biraz tuhaf göründü.”
Bayram Yusuf Aslan, Özal’ı dinlerken düşündü:
- Müzakereler tabi devletle yürütülüyor ama Japon iş insanlarının köy köy dolaşıp ihtiyaçları tespit etmesi bize ders olmalı. Üstelik İran’ın her şeye ihtiyacı olduğu bir dönemdeyiz.
Bu öyküyü İÇDAŞ’ın önde gelen kurucularından Bayram Yusuf Aslan’ın, “tornacılıktan demir çelik devi olmaya giden yolculuğunu” aktaran kitapta okudum.
Kitabın kapağındaki şu dizin dikkatimi çekti:
- BAYRAM gibi sev
- YUSUF gibi çalış
- ASLAN gibi yaşa
Bayram Yusuf Aslan, Ayşe Tuğba Dedeoğlu, Hakan Demir, Yaprak Çetinkaya ve Hakan Kahveci’den oluşan ekibin hazırladığı kitapta Turgut Özal’la gittiği İran gezisi sonrasıyla ilgili şunları anlattı:
- Nihayetinde İran’a ilk olarak, 2-3 sene boyunca kamyonlarla şirkete demir ihraç ettik. Böylece dünyaya açıldığımız, ihracat yaptığımız ilk pazar İran oldu. Bu sebeple seyahatimiz çok önemli bir adımdır.
Bayram Yusuf Aslan, bu öyküyü şöyle noktaladı:
- Özal, bize ihracatı öğreten kişidir…
Bayram Yusuf Aslan, iki ağabeyi Tacettin Aslan ve Necati Aslan’la ilk torna atölyesinden itibaren temellerini attıkları İÇDAŞ’ın ve kendi yaşam öyküsünü anlattığı “nehir söyleşi” formatındaki kitabını bana Ekim 2024’te vermişti.
Ayhan Aslan’ın yeniden başkanlığına seçildiği Kastamonu Sanayici ve İşadamları Derneği’nin geçen Şubat ayı sonlarındaki 14’üncü genel kurulu sonrası kitabı girişteki masada görünce bayramda okuma listeme aldım.
Kitapta dikkatimi çeken bölümlerden biri Özal’ın iş insanlarıyla İran-Irak Savaşı sürerken, Tahran’a gidip 5 gün süren görüşmeler yapması oldu.
Zaten Bayram Yusuf Aslan da işin hakkını anılarında teslim etmişti:
- Özal, bize ihracatı öğreten kişidir…
Hükümet 45 dolar ‘uzak yol navlun primi’ verdi, Hong Kong ve Singapur’a demir-çelik sattık
ANAP’ın iktidarda bulunduğu, Turgut Özal’ın Başbakanlık günleriydi… Türk iş dünyası hükümetin devreye aldığı teşviklerin de etkisiyle dışa açılmayı öğrenmiş, ihracat grafiği hızla yükselmeye başlamıştı.
Bu tabloda demir-çelik sektörü de yerini almıştı… 1987 yılında demir-çelik sektörü Uzak Doğu ülkelerinden de sipariş alıyor, ancak fiyat tutturamıyordu. O dönemde navlun bedeli 40-50 dolar civarındaydı.
Bunun üzerine demir-çelik sektörünü çatısı altında toplayan dernek, Başbakan Turgut Özal’dan randevu alıp, durumu anlattı.
Özal, aynı gün bürokratlarını topladı, hızla karar alındı:
- Uzak Doğu ülkelerine ihracatta “45 dolar uzak yol primi” uygulanacak…
İÇDAŞ’ın kurucularından Bayram Yusuf Aslan, bu öyküyü hayatının, şirketlerinin öyküsünün kaleme aldığı kitapta anlattı:
- Rahmetli Özal, pratik zekasıyla çok süratli bir şekilde çözümü üretti. Böylece Hong Kong, Singapur pazarlarında demir-çelik ihracatı gerçekleştirdik.
Bayram Yusuf Aslan, o dönemde dikkatini çeken alış-veriş trafiğini de ortaya koydu:
- Bir müddet sonra baktık ki Almanların büyük firmalarından Tyssen Krupp’un temsilcileri bu pazarlardan sipariş alıyorlar, üzerine kârlarını koyup bize sipariş veriyorlar. 5-6 yıl bu böyle devam etti.
Bu alış-veriş trafiği ile ilgili şu yorumu yaptı:
- Bir taraftan bu durum bizi oldukça rahatsız ediyordu ama diğer taraftan Avrupalılar dahil tüm piyasa oyuncuları tarafından kabul görmemize imkan sağlamış oldu.
‘Yusuf Aslan’ ismini değiştir, bu gidişle başın belaya girecek
BAYRAM Yusuf Aslan’ın abileri Tacettin Aslan ve Necati Aslan’la açtığı torna atölyesini büyüttükleri dönemlerdi. Bayram Yusuf Aslan, kitabında o dönemde adını değiştirmek zorunda kalışını şöyle anlattı:
- Nüfusta yazılı olan adım Yusuf Aslan’dı. Ancak, bayramda doğduğum için ailem, yakın çevrem bana “Bayram” diyorlardı.
- 1970’lerde ne yazık ki sağ sol çatışması ve siyasi karışıklıklar vardı. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve Yusuf Aslan’ın her yerde arandığı dönemlerdi.
- O zamanlar Kumburgaz’da yazlığımız var. Biz Yeşilköy’de oturuyoruz. Sıkıyönetim nedeniyle Kumburgaz yolunda ikide bir bizi çevirirlerdi.
- Her çevirmede nüfus kağıdıma bakılır, “Yusuf Aslan”ı görür görmez beni karakola götürürlerdi. Çünkü, Yusuf Aslan aranıyordu.
- Bir-iki derken sürekli karakola gider olduk. En sonunda karakoldaki başgedikli, “Beyefendi, en iyisi siz bu ismi değiştirin. Yoksa bu gidişle başınız belaya girecek. Ben size söylemiş olayım. Herkes bizim gibi anlayışlı davranmaz” dedi.
- Bunun üzerine ben de gidip mahkemeye başvurdum, ismimin başına mahkeme kararıyla “Bayram” koydurdum.
- “Yusuf Aslan” oldu sana “Bayram Yusuf Aslan”…
Okulumuzun bağışçısı vefat etti
BAYRAM Yusuf Aslan’ın kitabını uzun bayram tatilinde okudum, İstanbul’a dönüş öncesi yazıyı hazırladım. Ertesi sabah İÇDAŞ’ın sosyal medyadaki paylaşımını gördüm:
- Şirketimizin kurucularından Hacı Dr. Tacettin Aslan ağanın vefatını derin üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Hemen vefatla ilgili haberleri taradım. İki paylaşım dikkatimi çekti:
- Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü: Çanakkale iş dünyasının önemli isimlerinden, İÇDAŞ Kurucu Ortağı ve hayırsever iş insanı Tacettin Aslan’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Eğitime, sanayiye ve toplumsal gelişime sunduğu değerli katkılarla gönüllerde iz bırakan Tacettin Aslan, özellikle gençlerin eğitimine verdiği destek ve Çanakkale’ye kazandırdığı yatırımlarla daima hayırla yad edilecektir.
- Tacettin Aslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi: Çanakkale merkezde bulunan lisenin web sayfasında şu açıklama yer aldı: “Acımız büyük… Okulumuzun bağışçısı Tacettin Aslan Bey vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.”
Tacettin Aslan ve Bayram Yusuf Aslan’ı İÇDAŞ’ın 2010’ların başlarından itibaren Çanakkale’deki farklı açılış törenlerine katıldığımda tanıdım.
Tacettin Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekanı cennet olsun…
