Türkiye’de 21. Yılını kutlayan Watsons Türkiye, ülkemizde organize güzellik perakendesinin gelişimine öncülük eden şirketlerden birisi. Kuruluş globalde 185 yıla uzanan AS Watson mirasını geleceğe taşırken, teknolojiye, sürdürülebilirlik çalışmalarına ve tüketicileri anlamaya yönelik projelere de büyük yatırım yapıyor.
Watsons Türkiye çok geniş bir marka portföyünün yanısıra, 70’ten fazla kendi “exclusive” markasına sahip. Bu yıl Haziran ayında ülkemizdeki 500. Mağazasını açacak olan kuruluş, önümüzdeki 3 yılda Türkiye’nin tüm şehirlerinde olmayı ve 800 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.
Ekonomi Gazetesi için özel bir görüşme gerçekleştirdiğimiz Watsons Türkiye Ticaret ve Pazarlama Direktörü Cem Demiröz güzellik perakendesinde fiyattan ziyade deneyimin önemli olduğuna dikkat çekiyor.
“Alışverişi işlemsel bir aktiviteden çıkarıp keşif ve etkileşim temelli bir marka deneyimine dönüştürmeyi hedefliyoruz” diyen, Demiröz, mağazalarını yalnızca ürünlerin sergilendiği bir satış alanı değil; müşterinin yeni ürünler keşfettiği, trendleri deneyimlediği, uzman yönlendirmesi aldığı ve marka ile duygusal bağ kurduğu etkileşimli bir deneyim alanı olarak kurguladıklarını ifade ediyor.
Rekabette nasıl ön plana çıkıyorsunuz?
Uzmanlıkla öne çıkıyoruz. Bize göre, güzellik danışmanları, perakende sektöründe yalnızca satış destek personeli değil; müşteri güveni oluşturan, ürün keşfini yönlendiren ve marka deneyimini şekillendiren stratejik bir temas noktası niteliği taşıyor. Özellikle cilt bakımı, dermokozmetik ve trend odaklı yeni ürün kategorilerinde tüketiciler; ürün çeşitliliğinin artması, içeriklerin karmaşıklaşması ve seçeneklerin çoğalması nedeniyle satın alma kararlarını giderek daha fazla uzman yönlendirmesiyle veriyor. Bazı müşterilerin belirli danışmanların görev yaptığı mağazaları takip etmesi, insan temasının dijitalleşmeye rağmen güçlü bir farklılaştırıcı unsur olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Deneyim ön planda diyorsunuz. Nasıl ayrışıyorsunuz?
Watsons Türkiye olarak, tüketicinin alışveriş yolculuğunu kanal bazlı değil, bütünsel bir deneyim akışı olarak ele alarak, online ve offline temas noktalarını tek bir entegre ekosistemde birleştiriyoruz. Fiziksel mağazalar, mobil uygulama, e-ticaret platformu ve Watsons Club altyapısı birbirinden bağımsız operasyonlar olarak değil; müşterinin farklı ihtiyaç anlarında geçiş yapabildiği birleşik bir müşteri yolculuğunun tamamlayıcı parçaları olarak kurgulanıyor.
Tüketicilerde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
Gen Z ve genç tüketici güzellik perakendesinin kurallarını değiştiriyor. Genç tüketiciler, özellikle Gen Z, güzellik ve kişisel bakım alışverişini önceki nesillerden farklı olarak yalnızca işlevsel ihtiyaçları karşılamak amacıyla değil; kendini ifade etme, trendleri takip etme, yeni ürünler keşfetme ve sosyal kimlik oluşturma motivasyonlarıyla gerçekleştiriyor. Bu dönüşüm, güzellik perakendesini salt ürün odaklı bir satış modelinden çıkarıp deneyim, içerik ve topluluk eksenli bir yapıya dönüştürüyor. Genç tüketiciler için mağaza artık yalnızca alışveriş yapılan bir alan değil; denenebilen, keşfedilebilen, paylaşılabilen ve sosyal medya ile entegre deneyimler sunan bir temas noktası haline geliyor. Bu nedenle markalar için ürün çeşitliliği kadar deneyim tasarımı ve kültürel karşılık da belirleyici hale geliyor.
Siz kendi ürünlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?
Biz private label’ı uygun fiyatlı alternatif değil, güçlü bir marka stratejisi olarak görüyoruz. 70’in üzerinde exclusive ve private label ile toplamda 1000’den fazla markadan oluşan geniş ürün portföyümüz güzellik ve kişisel bakım perakendesinde güçlü bir farklılaşma yaratıyor. Özellikle exclusive markalar, tüketicinin belirli ürün veya serilere yalnızca Watsons üzerinden erişebilmesini mümkün kılarak mağaza ve kanal tercihinde doğrudan etkili oluyor. Böylece ürün portföyü, yalnızca satış unsuru değil; müşteri trafiğini ve tekrar ziyaret oranını besleyen stratejik bir çekim mekanizmasına dönüşüyor.
Private label ürünler ise hem fiyatlandırma hem de kârlılık tarafında önemli avantajlar sağlıyor. Private label portföyümüz, tüketici ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemize, trend odaklı yeni ürünleri daha çevik biçimde pazara sunmamıza ve kategori stratejilerini daha esnek yönetebilmemize imkan sağlıyor.
Veri platformunuzu nasıl yönetiyorsunuz?
Watsons Club’ı klasik sadakat programının ötesinde, alışveriş ve kanal verilerinden müşteri içgörüsü üreten stratejik bir veri platformu olarak konumlanıyoruz. Program üzerinden elde edilen alışveriş sıklığı, sepet yapısı, kategori tercihleri, kampanya tepkileri ve kanal kullanım alışkanlıkları gibi veriler, müşteri davranışlarını çok boyutlu biçimde analiz etmemize olanak tanıyor. Bu sayede müşterilerimizi demografiden öte; ihtiyaç, ilgi alanı, harcama davranışı ve yaşam tarzına göre segmentliyebiliyoruz. Bu veri altyapısı, daha isabetli kampanyalar kurgulamamaya, doğru müşteriye doğru zamanda doğru teklifi sunmaya ve iletişim stratejilerini kişiselleştirmeye imkan sağlıyor.
Sürdürülebilirlik çalışmalarınız nasıl ilerliyor?
Sürdürülebilirliği yalnızca ürün odağında değil; operasyon, tedarik zinciri, sosyal etki ve tüketici farkındalığı ekseninde bütünsel olarak ele alıyoruz.
Bu yaklaşımı Watsons İyilik Hareketi çatısı altında yapılandırarak, çevre, kadın istihdamı, yerel kalkınma ve hayvan refahı gibi farklı alanlarda çok boyutlu sosyal etki yaratmayı hedefliyoruz. Bu yapı, sosyal etki projelerini tek bir stratejik platform altında toplayarak daha ölçülebilir, sürdürülebilir ve uzun vadeli hale getiriyor.
Neler yaptınız bu hedef doğrultusunda?
Çevreye katkı..
TEMA Vakfı aracılığıyla Türkiye genelinde 40’a yakın ilde 500 bin fidan diktik. 2030 yılına kadar bu sayıyı 1 milyon fidana çıkararak Türkiye’nin yeşil alan varlığına kalıcı katkı sağlamak istiyoruz.
Biz bu projeyi yalnızca ağaçlandırma desteği olarak değil, çevresel etkiyi somut ve izlenebilir çıktılar üzerinden yönetme yaklaşımının bir parçası olarak konumlandırıyoruz. 40’a yakın şehirde oluşturulan Watsons Ormanları, markanın çevresel sürdürülebilirlik taahhüdünü sahada görünür ve ölçülebilir hale getiriyor.
Kadınlara yönelik çalışmalar…
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ile yürüttüğü “Watsons İyilik Hareketi Kadın Emeğini Desteklemeye Çağırıyor” projesi kapsamında kadın kooperatifleri tarafından üretilen ürünleri mağazalarında kâr amacı gözetmeksizin tüketiciyle buluşturuyoruz.
Biz tedarik zincirini yalnızca operasyonel bir yapı olarak değil, toplumsal dönüşüm yaratabilecek stratejik bir etki alanı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda marka, üretici ve tedarikçi seçimlerinde minimum %50 kadın çalışan oranını önemli değerlendirme kriterlerinden biri olarak gözetiyoruz.
Barınaklara destek
Hayvan refahını da sosyal etki stratejisinin önemli başlıklarından biri olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda HAÇİKO ile yürütülen iş birliği çerçevesinde barınaklarda yaşayan patili dostların bakım, tedavi, ameliyat, kısırlaştırma ve mama ihtiyaçlarına yönelik düzenli destek sağlıyoruz.
Çalışma süreçlerinizde sürdürülebilirlik için neler yapıyorsunuz?
Hızla büyüyen e-ticaret operasyonlarında sürdürülebilirliği temel operasyonel tasarım kriterlerinden biri olarak konumlandırdık. Bu kapsamda e-ticaret gönderilerinin yaklaşık %95’inde sürdürülebilir ambalaj çözümleri kullanılıyor; plastik bazlı dolgu malzemeleri yerine geri dönüştürülmüş kâğıt alternatifleri tercih ediliyor.
Düşük ambalaj kullanımına sahip refill ambalajlı ürünlerle tüketicilere daha sürdürülebilir alternatifler sunuyoruz. Özellikle duş jeli, sıvı sabun ve benzeri kategorilerde öne çıkan bu ürünler, standart ambalajlara kıyasla daha az plastik kullanımına imkân tanıyor.
Sürdürülebilir ürünlerin cironuzdaki payı artıyor mu?
Evet, sürdürülebilir ürün kategorileri toplam ciromuz içinde çift haneli paya ulaştı. Bu veri, sürdürülebilirliğin tüketici nezdinde yalnızca söylemsel bir beklenti değil, satın alma davranışını etkileyen somut bir tercih kriteri haline geldiğini ortaya koyuyor.
Biz bu büyümeyi yalnızca bir kategori performansı olarak değil, tüketici alışkanlıklarındaki yapısal dönüşümün göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda mağazalarda özel “Sürdürülebilir Yaşam Köşeleri” oluşturduk. “Sürdürülebilir Ürünler Haftası” gibi kampanyalarla tüketici farkındalığı artırmak, aynı zamanda tedarikçilerle birlikte ürünlerin daha sürdürülebilir hale gelmesi için geliştirmek için çalışıyoruz
Böylece satın alma gücünü kapsayıcı istihdamı teşvik edecek şekilde kullanarak tedarik zinciri kararlarını sosyal etki perspektifiyle şekillendirmeye çalışıyoruz. Bu politika, bizi satın alma süreçlerini toplumsal fayda üretimiyle entegre eden öncü perakende oyuncularından biri olarak ayrışmamızı sağlıyor.
Gençlere yönelik neler yapıyorsunuz?
Değişen tüketici davranışını erken okuyarak genç hedef kitleyle ilişkiyi mağaza sınırlarının dışına taşıyan bir yaklaşım benimsiyoruz. Üniversite etkinlikleri, kampüs deneyimleri, gençlik festivalleri ve hedefli aktivasyonlar aracılığıyla, genç tüketicilerle onların yaşam alanlarında temas kuruyor ve marka deneyimini gündelik hayatın içine entegre ediyoruz. Bu strateji, bizim genç kitleyle yalnızca satış anında değil, marka farkındalığı ve duygusal bağ oluşturma aşamasında da ilişki kurmamızı sağlıyor.
Her yıl 10.000’den fazla genci ağırlayan Watsons Gençlik Festivali’mizin 5.si için hazırlıklar başladı. Gelenekselleşen festivalimiz gençleri; müzik, eğlence, keşif, sürpriz deneyimler ve hediyelerle buluşturuyor.
Gençlere hangi mesajlarla yaklaşıyorsunuz?
Sürdürülebilirlik yaklaşımımızı yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlamıyoruz. Sektör genelinde dönüşümü hızlandıracak bir ekosistem yaratma hedefiyle üniversiteler iş birliğinde sürdürülebilirlik zirveleri düzenliyoruz. Öğrencileri, akademisyenleri, STK’ları, tedarikçileri ve iş ortaklarını aynı platformda buluşturan bu zirveler, sürdürülebilirlik etrafında çok paydaşlı diyalog ve bilgi paylaşımı zemini oluşturuyor. İlk zirveyi Boğaziçi Üniversitesi’nde, ikinci zirveyi ise Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde düzenledik. Önümüzdeki dönemde, bu çalışmalara devam edeceğiz.