Ülkemizde son dönemde üretime yapılan en önemli yatırımlardan birisi Sandoz’a ait.
Türkiye’de 70 yıldır faaliyet gösteren kuruluşun 80 milyon dolarlık sermaye artırımı, Sandoz’un Türkiye’ye verdiği önemi gösteriyor. Sandoz’un dünyadaki en önemli 3 öğretim üssünden birisi konumunda olan Gebze üretim tesisinden İngiltere’den Kanada’ya 60 ülkeye ihracat yapılıyor. Önümüzdeki dönemde ABD’ye de ihracat yapmak için çalışmalarını sürdüren Sandoz Türkiye’nin Başkanı Cengiz Zaim ve Sandoz Türkiye İletişim Sorumlusu Gözde İriz’le kuruluşun gelecek planlarını konuştuk.
Türkiye’deki iş hacmini döviz bazında iki katına çıkaran Sandoz, biyobenzer’de de iddialı
Cengiz Zaim Türkiye’nin yanı sıra Sandoz’un Orta Doğu ve Afrika’daki faaliyetlerini de yönetiyor. Çok geniş bir coğrafyanın sorumluluğunu taşıyan Sandoz META Bölge Başkanı Cengiz Zaim’den kendi kariyer öyküsünü, Sandoz’un yatırımlarını ve merak edilen "Biyobenzer" kavramı hakkındaki gelişmeleri dinledik.
Zaim Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FD) onay almaya hazırlandıklarını, Gebze’den ABD’ye ihracatın başlamasıyla, Sandoz Türkiye’nin 2027 öncesinde fabrikanın üretim kapasitesini yılda 15 milyar tablete çıkaracakları bilgisini paylaştı.
Kariyer yolculuğunuz Sandoz ile nasıl kesişti?
İlaç sektöründe 20 yılı aşkın süredir farklı şirketlerde liderlik pozisyonlarında görev aldım. Global pazarlarda edindiğim deneyimle birçok marka lansmanına ve büyük ölçekli operasyonların yönetimine katkıda bulundum. 2019 yılında Sandoz’a katıldım. Avusturya ve İsviçre’deki global ve bölgesel pozisyonların ardından Türkiye operasyonlarını yönettiğim dönemde pazar payını artırarak şirketin büyümesine katkı sağladım ve stratejik yatırımların hayata geçirilmesinde rol aldım. 2025 başından beri de META (Orta Doğu, Türkiye ve Afrika) Bölge Başkanı olarak görev yapıyorum. Bu görevde, Sandoz’un yüksek kaliteli ve erişilebilir ilaçlara yönelik global misyonunu gelişmekte olan pazarları barındıran bu bölgeye uyarlayan stratejiler geliştiriyor, sürdürülebilir ilaç erişimini artırmaya ve birçok milletten geniş kadrolara liderlik ediyorum.
Sandoz’un başına geçtiğinizden beri şirkette neler değişti?
Birçok alanda atılımlar gerçekleştirdik. Ancak en önemlilerinden biri olarak, doğrudan sermaye artırımı yolu ile yaptığımız yatırımla üretim gücümüzdeki önemli artışı belirtebilirim. Son 4 yıl içinde Gebze fabrikamızın üretim kapasitesini tam 3 katına çıkardık. Bu muazzam bir artış. Mottomuz 1955’ten beri “Türkiye’nin Sağlığındayız” ama artık sadece Türkiye'nin değil, dünyanın sağlığındayız diyebilirim. Zorlu koşullara rağmen Türkiye’deki iş hacmimizi döviz bazında iki katına çıkardık. Sandoz’un 70 yıllık marka değerinden ve oturmuş sistemlerinden faydalanırken, enerjimizi ilk günkü gibi yüksek tutarak, her gün kendimizi daha iyisini yapmak için çaba göstererek yeni bir başlangıç yapıyor gibi hazırlıyoruz.
Gebze fabrikanıza yaptığınız yatırım çok önemli. Yatırımla neyi amaçlıyorsunuz?
80 milyon dolarlık sermaye artırımı Türkiye’ye olan inancımızın önemli bir göstergesi.
Bu yatırım Gebze üretim tesisimizin mevcut ihracat pazarlarının ötesine geçerek, alınacak FDA onayıyla ABD’ye tedarik sağlamasını ve üretim kapasitesini yakın gelecekte yıllık 15 milyar tablete çıkarmasını destekleyecek. Evet, rotamız dünyanın en büyük ilaç pazarına Türkiye’den sürdürülebilir şekilde iharacata başlamaktır. Gebze tesisimiz zaten Sandoz’un dünyadaki en önemli 3 üretim üssünden biri. İngiltere’den Kanada’ya kadar yaklaşık 60 ülkeye ihracat yapıyoruz ve yıllardır ihracat şampiyonları listesindeyiz. Ancak, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayımızı almamızı takiben 2027 itibarıyla da Gebze’den Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracata başlamamız ülkemize kattığımız değer anlamında bir diğer mihenk taşı olacaktır. Açık ara ihracat lideri olacağımız bir döneme girmek için çalışıyoruz.
Son dönemde "Biyobenzer" kavramını sıklıkla duyuyoruz. Nedir bu biyobenzer? Eski ilaçlardan farkı ne?
Harika bir soru, bunu herkesin anlayacağı bir şekilde anlatayım. Klasik kimyasal ilaçları düşünün; evet hastalığın vücutta sizlerin hissettiği olumsuz etkilerini baskılar ama etkisi geçicidir. Eski dönemde romatizma hastalarına kortizon verilirdi, ağrıları geçerdi ama hastalık orada durur hatta ilerlerdi. Şimdi biyolojik ilaçlar sayesinde hastalığın gerilemesi ve kontrol altında tutulması mümkün.
Halk arasında "akıllı ilaçlar." olarak da bilinen ve bağışıklık sistemi üzerinden çalışan bu ilaçlar vücudun kendi savunma mekanizmasını, antikorlarını kullanır.
Romatizmadan dolayı ellerini kullanamayan, kendi kişisel işlerini yapamayan bir hastayı düşünün... Bu ilaçlar o hastayı alıp tekrar hayata döndürüyor, hastalığın ilerlemesini durdurup geriye bile çevirebiliyor.
Sandoz olarak bu alanda ne yapıyorsunuz?
Bizim yaptığımız iş aslında bu mucizevi tedavileri, "Biyobenzer" teknolojisiyle daha uygun maliyetle üreterek, daha çok insanın ulaşabilmesini sağlamak. Çünkü bu ilaçların AR-GE maliyetleri yüksek, geliştirmesi 10-15 yıllık dönemlere kadar uzuyor. Biz bu süreci, ilaçların patent süresinin bitimi ile daha fazla hastanın erişimine açık hale getiriyoruz. Basitçe, biyobenzeri, aynı kapıyı açan iki anahtar gibi düşünebilirsiniz.
Biyolojik ilaçlar; kanser, göz hastalıkları, otoimmün hastalıklar ve diyabet gibi birçok kronik hastalığın tedavisinde çığır açarken, yüksek maliyetleri nedeniyle birçok hasta ve geri ödeme kurumu için hala erişilebilir değil. İşte bu noktada biyobenzer ilaçlar devreye giriyor: Dünya genelinde %60’a varan maliyet avantajı sayesinde daha fazla hastanın bu hayati tedavilere ulaşmasına olanak tanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de biyobenzerleri, temel ilaçlara küresel erişimi artırmanın anahtarı olarak tanımlıyor.
Kaç biyobenzer ürününüz var?
Dünyada ilk biyobenzeri Amerika, Avrupa, Japonya gibi önemli ülkelerde ilk kez pazara vermiş bir firma olarak, halen pazarda bulunan 11, geliştirme aşamasında ise 27 aday biyobenzer ürünümüzle bu alana liderlik etmeye devam ediyoruz. Türkiye'de ise hastalarımızın kullanımına sunduğumuz 5 biyobenzer ürünümüzle bu alandaki bayrağı da alanın lideri olarak taşıyoruz.
Ülkemizde de Avrupa’da ve Amerika’da benimsenen biyobenzer ilaçların ruhsatlanmasındaki sadeleşme ve hızlanmanın hayata geçmesi ile bu ilaçların hızla Türkiye’ye girişi ve biyolojik ilaçlara erişimdeki artış hızı daha da dikkat çekici hale gelebilir.
Gebze fabrikasının rotasında Amerika var. Süreç nasıl ilerliyor?
80 milyon dolarlık sermaye artırımı Türkiye’ye olan inancımızın önemli bir göstergesi.
Bu yatırım Gebze üretim tesisimizin mevcut ihracat pazarlarının ötesine geçerek, alınacak FDA onayıyla ABD’ye tedarik sağlamasını ve üretim kapasitesini yakın gelecekte yıllık 15 milyar tablete çıkarmasını destekleyecek. Rotamız dünyanın en büyük ilaç pazarına Türkiye’den sürdürülebilir şekilde ihracata başlamak. Gebze tesisimiz zaten Sandoz’un dünyadaki en önemli 3 üretim üssünden biri. İngiltere’den Kanada’ya kadar yaklaşık 60 ülkeye ihracat yapıyoruz ve yıllardır ihracat şampiyonları listesindeyiz. Ancak, önümüzdeki yıl FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayımızı almamızı takiben 2027 itibarıyla da Gebze’den Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracata başlamamız ülkemize kattığımız değer anlamında bir diğer mihenk taşı olacaktır. Açık ara ihracat lideri olacağımız bir döneme girmek için çalışıyoruz.
Çok geniş bir coğrafyanın sorumluluğunu üstleniyorsunuz. Kendinizi güncel tutmayı nasıl başarıyorsunuz?
Benim bir öğrenci tarafım var. Bilmediğim bir konuyla karşılaştığımda duyduğum o öğrenme açlığını seviyorum. Öğrenmenin yaşam boyu sürmesi gerektiğine, değişen dünya koşulları içinde bizim de değişmemiz gerektiğine inanıyorum. Son dönemde İşviçre’de tepe yönetimde değişimi ve performansı aynı anda başarmaya odaklanan bir programı bitirdim. Zaman içinde ise bir çok farklı kültür ile çalıştım, bu kültürlerden ve coğrafyalardan insanlarla iş yapabilmek için onları, tarihini ve gelişimini iyi anlamak gerekiyor. Japonlarla çalıştığım dönemde bu konuya daha da önem vermiştim. Bunun dışında, iş için gittiğim yerlere, aile olarak seyahat etmeyi de seviyoruz, okumak mutlaka son derece önemli ama en sonunda çok gezen, çok okuyan ve iyi dinleyen daha çok biliyor.
Türkiye sağlık sektörünün geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?"Keşke olsa" dediğiniz ne var?
Türkiye’nin ekonomisi büyük ve potansiyeli yüksek. Biz Sandoz olarak Türkiye'yi bir üretim ve ihracat üssü olarak konumlandırmaya çalışıyoruz. İlaç fiyatlandırmalarından ruhsat süreçlerine kadar sistemin daha öngörülebilir olması, Türkiye'ye gelecek global yatırımları ve Türkiye’deki ARGE çalışmalarını da artıracaktır. Türkiye, savunma teknolojilerinde İHA ve SİHA ile nasıl dünya çapında bir marka olduysa, ilaç sanayinde de benzer bir başarıyı yakalayabilir.
Başarı için ne yapılmalı?
"Daha başarılı nasıl oluruz?" derseniz, cevabım "sürdürülebilirlik ve öngörülebilirlik" olur. Dünyanın ilacını Türkiye’de üretebiliriz. Bundan sonra Dünyadaki inovasyonun gen tedavilerine, kişiselleştirilmiş ve önleyici tıbba doğru kaydığını görüyorum. Bizim de ülke olarak bu trendlerin takipçisi olmamız mevzuatımızı sadeleştirmemiz ve hedeflerimizi buna göre güncellememiz lazım. Biz Sandoz olarak bu vizyonla, bilimin ışığında ve insan odaklı yaklaşımımızla daha nice 70 yıllara Türkiye’de koşmaya hazırız.
