Fonlarla ilgili beklenen düzenleme geldi, borsada endeks kurallarıyla ilgili olanın ise eli kulağında. Borsayla ilgilenenler doğal olarak düzenlemenin maddelerine, fonların hangi hissede ne kadar pozisyon taşıyabileceğine bakıyor. Ancak durup “Bu noktaya nasıl geldik?” sorusunu yanıtlanmamız gerekiyor.
Son iki yılda bazı hisselerde olmadık işler oldu. Tüm seans yerlerde sürünen hisse kapanıştan bir dakika önce tavan oluyordu. Bir serbest fon, zarar açıklamış şirketin hissesini alıyor ve ardından tavan serisi başlıyordu. Kimse de “Ne oluyor?” diye sormuyordu.
“Bu işin sonu felaket, tedbir almak şart” demek için MSCI’nın “organize işlemler” açıklaması beklendi ve ardından mıntıka temizliği hızlandı.
Gelişmeleri SPK’nın eski başkanlarından biriyle konuştum. “Denetimi bir kurallarla, iki birbirini denetleyen sistemlerle, üç yerinde denetimle yapabilirsin” dedi. Kurallar var ve yenileri de geliyor. Ancak ikinci yöntemde biraz zayıfız gibi görünüyor.
Bir hisse birkaç saniye içinde olağan dışı hareket ediyorsa sistemin ertesi gün değil, mümkünse o anda alarm vermesi şart. “Kimler işlem yaptı?”, “Hangi hesaplar devreye girdi?”, “Hangi aracı kurumlar devrede?” sorularının yanıtı araştırılmalı. Teknolojinin bu denli geliştiği bir dönemde bunlar zor değil. Tek başlarına normal görünen işlemler, süreç içinde birlikte değerlendirildiğinde ortaya bambaşka bir tablo çıkabilir.
Bir de yaptırım meselesi var.
Aylar süren incelemeler sonunda verilen idari para cezaları, elde edilen kazanç veya yaratılan piyasa etkisi yanında küçük kalıyorsa bunun adı caydırıcılık olmaz. Manipülatörün hesabı “Yakalanırsam ne kadar öderim?” değil “Bunu yaparsam gerçekten yakalanır mıyım?” olmalı.
Meselenin özü burada.
Bir de yabancı (!) yatırımcılar var. Özellikle sığ tahtalarda işlem yapanların gerçekten yabancı olup olmadıkları sorgulanmalı. Piyasadaki tabirle: Aralarında “bıyıklı yabancılar” da var mı?
Çünkü yatırımcının kim olduğunu bilmiyorsak, piyasayı gerçekten izliyor muyuz? KYC’nin yani bankacılık ve finans sektöründeki “Müşterini Tanı”nın amacı müşteriyi tanımak. Şüpheli işlemlerde gerçek yatırımcıyı ve ilişkilerini tespit etmek şart.
SPK bunu istemeli. “Yabancı aracı kurumlar isimleri vermez” denebilir. Peki vermezse? Geçmişte bir SPK Başkanının yaptığı gibi, Türkiye piyasasında işlem yapmalarını engellersin, olur biter.