Son dönemin en çok kullanılan kavramlarından birisi yerli ve milli olmak. Siyasetçilerin de iş dünyasının da iletişimlerinde sıklıkla yer alan bu terim, mesajı alan tarafta ulusal gurur duygusunu tetiklemeyi hedefliyor. Kavram her ne kadar bugünlerde çok kullanılıyor olsa da, doğuşu Cumhuriyet dönemine ait. Fabrikalar kuran, demir ağlarla ana yurdu baştan başa ören, edebiyatını, dilini, müziğini, ve sanatın her türünü yeniden tanımlayan bir kültürün temel önermesi. Kendine yeten tarımı, akarsuları, doğal kaynakları, yerli malı haftası olan bir anlayışın mottosu. Cumhuriyet döneminin yerlilik ve millilik anlayışı özünde tam bir vatanseverliği tanımlıyor. Bir ırkı değil, bir vatanı yüceltmeyi, içindeki tüm canlılara, o toprağa ait tüm kültürlere saygıyı içeriyor. O yılların yazarları, sanatçıları ve devlet adamlarında bu duygunun ortak bir payda olduğu görülebiliyor.
Aradan geçen yüzyılda, her ne kadar dünya küresel güçlerin dayattığı kültürel normlara göre tam bir küresel köye dönüşmüşse ve Türkiye de bunun bir parçası olduysa da, yerel kültürler direnmeye devam ediyor. Kendi kültürüne sahip çıkan, geçmişini yaşatan, geleceği kendi bakış açısıyla yorumlayan ülkeler ve bireyler fark yaratmaya devam ediyor. Evrensellik de insanlığın ortak paydasını bulan ve özellikle de yerellik üzerinde yükselenlere nasip oluyor.
Dünyanın dört bir yanında bir Türk olarak sanatını icra eden Fazıl Say tam da bu formülle başarılı oluyor. Fazıl Say bir vatansever. Bu topraklara aşık olduğunu her fırsatta ortaya koyuyor. Doğa için, gençlik için, adalet için mücadele ediyor. Türkiye’yi ve Anadolu’yu eserleriyle hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtıyor.
27 Aralık Cumartesi günü İstanbul Volkswagen Arena’daki geleneksel yıl sonu konserindeki performasıyla, Say’ın dehasına, içtenliğine ve yaratıcılığına bir kez daha tanık olduk. Yoğun talep üzerine aynı gün iki konser veren sanatçı, binlerce izleyiciyi düşünmeye yönlendiren bir performans sergiledi.
İki Büyük Eser Türkiye’de İlk Kez Seslendirildi
Fazıl Say, bir müzik dehası olmanın yanı sıra, edebi yönü de güçlü bir sanatçı. Konserlerindeki kısa konuşmalarıyla seyirciyle güçlü bir ilişki kurmayı başarıyor.
Yıl sonu konserinde de “Mother Earth” Piyano Konçertosu ve “Mozart ve Mevlana” adlı besteleri hakkında da açıklamalar yaptı. Eserlerin dramatik ve dinleyiciyi düşünmeye, derinleşmeye davet eden ağırbaşlı tonuna, Fazıl Say ve şef Nil Venditti arasındaki sohbet sıcaklık getirdi.
Programdaki iki eser de sevgi üzerine kuruluydu. Konserin ilk bölümünde, gezegenimizin geleceğine dikkat çeken ve uluslararası alanda yankı uyandıran “Mother Earth” adlı piyano konçertosu seslendirildi. Eser, piyanoda Fazıl Say’ın yorumuyla; genç kuşağın öne çıkan şeflerinden Nil Venditti yönetimindeki Fazıl Say Festival Orkestrası eşliğinde yorumlandı. Venditti’nin orkestra ile kurduğu dengeli ve berrak anlatım, eserin dramatik gücünü belirginleştirdi.
İkinci eserse Mozart’ın “Requiem” adlı eserini, Mevlana’nın evrensel sevgiye kucak açan “Ne olursan ol yine gel” şiirinin derviş yaklaşımıyla bütünleştiren bir çalışmaydı. Ölüm, mezar, sevgi, sabır, affetmek benzeri temalar içeren şiir, Mozart’ın ölmeden önce yazdığı son eser olan Lacrimosa’yla bir anlamda iç içe geçerek, doğuyu ve batıyı aynı duygularla birleştiriyordu. Mozart’ın yatağında Tanrı’dan bağışlanma ve ebedi istirahat isteyen yakarışına cevap Mevlana’dan geldi. Rumi, kurtulmanın sevgi, şefkat ve bağışlamayla mümkün olabileceği mesajını verdi.
Fazıl Say, performansa zenginleştiren yaratıcı ayrıntılar da eklemişti. Eseri icra etmeden önce, Nil Venditti yönetimindeki orkestra önce Mozart’ın “The Requiem”inden kısa bir bölüm icra etti. Böylece, izleyici melodiye bir aşinalık kazandı.
Daha sonra, Fazıl Say’ın eşi Aslıhan And Say sahneye gelerek, çok başarılı bir biçimde Mevlana’nın ”Ne olursan ol Yine Gel” şiirini seslendirdi. Bu iki giriş faslından sonra,, ney, kudüm, koro ve solistlerle birlikte orkestra Mozart ve Mevlana sentezi olan eseri muhteşem bir biçimde icra etti.
Genç şef Nil Venditti, Koro Şefi Volkan Akkoç, Soprano Görkem Ezgi Yıldırım, Mezzosoprano Ezgi Karakaya, Tenor Uğur Etiler, Bas Burak Bilgili, Neyzen Burcu Karadağ, Kudümde Aykut Köselerli ve Fazıl Say Festival Orkestrası ve Korosu dakikalarca ayakta alkışlandı.
Konserin bir yıldızı da, dün saat 16 daki ilk konserin son anlarında rahatsızlanan tenor solist Mert Süngü’nün yerini alan, Uğur Etiler’di. Dört saat gibi kısa bir sürede esere çalışan sanatçı çok başarılı bir performans sahneledi.
Özetle, yıl sonu konserindeki dramatik örgü, koro, solistler ve muhteşem orkestra izleyicileri derinden etkiledi. Fazıl Say, binlerce kişinin kalbine ulaştı, onları yeni yıla girerken doğaya ve insana sevgi, saygı, hoşgörü gibi temalar üzerine düşünmeye davet etti.
Fazıl Say yerli, milli ve evrensel yaklaşımıyla bir milli servettir.. Onunla ve yaptıklarıyla gurur duyuyoruz.
