RAİF BAKOVA - ŞERFİF YÜKSEL
İktisat literatürüne göre bir ülkenin döviz bütçesinin harcamadan çok kazanım yönünde gelişimi büyüme ve refah sağlar. Bu konuda son dönemin ekonomik parametreleri olumlu bir yönde gelişemiyor. O nedenle gerek ekonomi yönetiminin ve gerekse yurttaşların bilinçli davranışları ile olumlu sonuçlar alınabilir.
“Ödemeler dengesi” bir ülkenin bir yıl içerisinde dış ülkelerle yaptığı, dış ülkelerden söz konusu ülkeye yapılan ödemeleri kapsayan ve daima denk olan hesap olarak tanımlanır. Daha basit ifadeyle, bir ülke ekonomisinin dış dünyayla finansal ilişkilerinin tümü ödemeler dengesi içerisinde yer alır. Ödemeler dengesindeki denklik muhasebe anlamında döviz giderleri ile döviz gelirleri arasındaki eşitliği ifade eder. Oysa ödemeler dengesi genelde ve hatta her zaman dengede olmayabilir. Uygulamada karşılaşılan ödemeler dengesi fazla ya da açıkları (cari açık) bu dengesizliğin ifadesidir. (Ödemeler dengesi hesaben denktir ve bunu net hata noksan1 kalemi sağlar.)
Büyümenin döviz bilançosu
Türkiye ekonomisinde son 25 yılın ilk yarısı sonrası ekonomideki dalgalanmaları açıklayıcı bir çalışmaydı söz konusu kitap. Ne var ki ilk beş yılın analizlerinin yer aldığı bu çalışmada bugünlere benzer gelişmeler inceleniyordu. Örneğin, ekonomide büyüme ile diğer ekonomik parametrelerin etkileri tablolarla ve karşılaştırmalı etkilerle ele alınmış ve ana tema ise net hata noksan (NHN) denilen bir ödemeler dengesi kalemiydi. Geçen hafta ekonomi kamuoyunda 2026 yılının ilk dört ayının ödemeler dengesi sorunları tartışıldı. Makalemizde büyüme ile parametreler ilişkisini analiz ederek istikrarlı ekonomik yapının mümkün olduğu geçmiş deneyimle ekonomi kamuoyuna sunalım istedik.
Örneğimiz 2002-2008 yıllarını kapsayan dönemde temel ekonomik verilerin nasıl iyi bir gelişme yarattığını ele alıyor. Burada önemli husus ‘Bankacılık Krizi’nin ertesinde yeni siyasal yapı ile eski ekonomi bürokrat ve teknokratlarının yola devam etmiş olmalarıdır. Yani nasıl ve neden başarılı olundu? “Güçlü Ekonomi’ye Geçiş Programı” ödünsüz uygulandı ve 2002 yılında 230,4 milyar dolar olan GSYH, 2008 yılında 742 milyar ABD dolarına yükseldi. Yaklaşık olarak 5 yılda ülke milli geliri (GSYH) 3 kat büyürken kişisel gelir de (KBMG) 3.600 dolardan 11.018 ABD dolarına ulaştı.
Geçmişin büyüme modeli, bugünün cari açık sorunu
Söz konusu yıllarda 2002’de 40,6 milyar dolar olan ihracat dövizi 100 milyar doları aşarken doğrudan yabancı yatırım 100 milyarla tarihi rekor kırdı. Ayrıca bavul ticaretinde ve turizmden kazanılan dövizler de onlarca milyar dolara ulaştı. Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere aynı yılların NHN kalemi de olumlu seyir izledi. (Sonraki yılların analizi bu makalenin konusu değildir. Amacımız uygulanan ekonomik programın doğruları ile olası tehlikeleridir.)
2002-2008 Döneminde Türkiye’nin dış kaynak göstergeleri
|
Yıl |
İhracat (Milyar $) |
Bavul Ticareti (Milyon $) |
Doğrudan Yabancı Yatırımlar (Milyon $) |
Turizm (Milyon $) |
Net Hata Noksan (Milyon $) |
|
2002 |
40.6 |
4.065 |
590 |
12.420 |
-758 |
|
2003 |
52.3 |
3953. |
745 |
13.854 |
+4.489 |
|
2004 |
68.4 |
3.880 |
2.785 |
17.076 |
+838 |
|
2005 |
77.8 |
3.473 |
10.031 |
20.322 |
-1.964 |
|
2006 |
95.5 |
6.408 |
20.185 |
18.593 |
-228 |
|
2007 |
107.2 |
6.002 |
22.046 |
20.942 |
+517 |
|
2008 |
132.0 |
6.200 |
17.895 |
25.415 |
+3.011 |
Aynı dönemde oldukça önemli döviz girdisi de müteahhitlerin yurtdışında yaptıkları inşaat işlerinden kaynaklanmıştır. Bir diğer ödemeler dengesi olumlu döviz girdileri de yurtdışında çalışan ‘işçi dövizi’ koduyla gönderdikleri havalelerdir. Yukarıdaki tabloda bu iki kalem yer almamaktadır.
Kısacası anılan dönemde Türkiye ekonomisi, reel sektörlerle hizmet sektörlerinin ülkeye yönelik döviz girdileriyle GSYH’sini 3’e katlamayı başarmıştır. Bu defa cari açıkla başlayan bir tartışma ile ekonomide ‘istikrar’ oluşturulmaya çalışılıyor. Hazine ve Maliye Bakanı uluslararası piyasalardan borçlanma için her türlü çabayı harcıyor. Ancak ne ihracatta ne de yabancı yatırımlarda yeterli iyileşme olmadığı gibi turizm Ortadoğu coğrafyasındaki siyasal ve askeri operasyonlar nedeniyle artması olası değil.
İstikrarlı büyümenin dış kaynak şartı
Ayrıca ne bavul ticareti ne de müteahhit hizmetlerinin döviz girdilerine katkısı eski canlılığını sürdüremiyor. Üstelik dünya konjonktüründe olumsuzluğa ek olarak Türk vatandaşlarının döviz harcamaları önemli ölçüde artmış bulunuyor.2
Nisan 2026 itibariyle ödemeler dengesinin zayıflığını gösteren dış ticaret açığı 6,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bu parametreye bağlı olarak oluşan ‘cari açık’ ise nisan ayında 5,7 milyar dolar olarak açıklandı. Böylece kamu döviz bilançosunun (ödemeler dengesi/bilançosu) açığı sürüyor. Yani kazanılandan daha fazla döviz harcanmış sonucuna varmak doğru tanı. Yine kamu döviz bütçesinin denge kalemi olan NHN’nin Ocak-Nisan 2026 itibariyle -17,7 milyar dolara ulaşmış olması ekonomik istikrar için en büyük engeli oluşturuyor. NHN kaleminin ödemeler dengesinde ‘eşitleyici kalem’ olması bu zayıflığın mazereti olmaz. Çünkü aynı dönemin TCMB bülteninde yer alan iki gösterge zayıflamanın gerçek olduğunun kanıtı.
Birincisi, yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’de doğrudan yatırımları 1.087 milyar ABD doları artarken, yurtiçi yerleşiklerin yurt dışında doğrudan yatırımları 640 milyon ABD doları artmıştır. Yani doğrudan yabancı yatırımlar kaleminde olumlu katkı yarıdan fazla azalmış bulunuyor. (Burada yurtdışı yatırımlar ileride ‘gelir’ olarak gelecek denilebilir. Ama şimdi değil!)
İkinci zayıf kalem ise Türkiye’de gayrimenkul satın alarak döviz girdisi sağlayan yabancı yatırımcıların işlemleridir. Yine TCMB kayıtlarına göre; ‘Gayrimenkul yatırımlarında yurtiçi yerleşiklerin yurtdışında 187 milyon ABD doları gayrimenkul alımına karşılık yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’de 164 milyon ABD doları net gayrimenkul alımı gerçekleştirmişlerdir.3
İktisat literatürüne göre bir ülkenin döviz bütçesinin harcamadan çok kazanım yönünde gelişimi büyüme ve refah sağlar. Bu konuda son dönemin ekonomik parametreleri olumlu bir yönde gelişemiyor. O nedenle gerek ekonomi yönetiminin ve gerekse yurttaşların bilinçli davranışları ile olumlu sonuçlar alınabilir. Geçmiş de olduğu gibi Türk Ekonomisi bu potansiyele ulaşabilecek güçtedir.
1 Türkiye Ekonomisinde Net Hata Noksan, Prof. Dr. Durmuş Dündar ve Öğr. Gör. Raif Bakova, T.C. Kültür Üniversitesi Yayınları, İstanbul-2014
2 Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Ödemeler Dengesi, internet sitesinden alınmıştır.
3 Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Ödemeler Dengesi, internet sitesinden alınmıştır.