Sendikalaşmanın önünde çok büyük engeller olduğunu söyleyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “İşçilerin örgütlü olmadığı bir ülkede Cumhuriyet’ten söz edilemez. O yüzden temel meselemiz örgütlenme. Gelirde adalet, vergide adalet talebimizle eylül ayında gençlere ve kadınlara odaklanan bir örgütlenme kampanyası başlatıyoruz” diyor
“Cumhuriyet halkın egemenliği ise bu toplumun çok büyük bir kısmını da emekçiler oluşturuyorsa ve onlar örgütlü değilse, Cumhuriyetin ana kolonlarından biri tahrip ediliyor demektir. Çözüm örgütlü emekte.”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye’de sendikalaşmanın önündeki engelleri, gelir ve vergi adaletsizliğini, yeni çalışma biçimlerinin yarattığı güvencesizliği ve Eylül itibarıyla başlayacak örgütlenme kampanyasını anlatırken bu cümleyi kuruyor. DİSK’in kampanyası “Hayat pahalı, emek çok ucuz; gelirde adalet istiyoruz” sloganıyla başlayacak.

Kampanyanın iki ağırlık merkezi gençler ve kadınlar olacak
Arzu Çerkezoğlu’na göre, toplumun dörtte üçünün emeğiyle geçindiği bir ülkede işçilerin sendikal haklarını kullanamaması yalnızca ücret başlığı değil, demokrasinin geleceğini belirleyen kritik bir eşik. Çerkezoğlu, kısa vadede önceliklerinin örgütlenme olduğunu, Eylül itibarıyla bütün Türkiye’de kampanyayı yeniden başlatacaklarını söylüyor. Kampanyanın iki ağırlık merkezi var. Çerkezoğlu, bu iki merkezi; “İlki gençlerin örgütlenmesi. İşçi sınıfı gençleşti; onların dilini, dünyasını anlayan araçları kuruyoruz. Pek çok yeni meslek ve bunların ayrı dertleri var. İkincisi kadınların örgütlenmesi. DİSK tüzüğünde değişiklikler yaptık; bölgelerde kadın temsilcileri, kurslarımız var. Benim ilk kadın genel başkan olmam büyük gurur kuşkusuz ancak daha fazla kadının sendikalı olmasını sağlayabilirsek anlamlı” şeklinde açıklıyor.
Özel sektörde her 100 işçiden 95'i sendika bilmeden çalışıyor
“Sendikalaşmanın önünde çok büyük engeller var” diyen Çerkezoğlu, resmi sendikalaşma oranının yüzde 14 olduğuna, kayıt dışı yaklaşık yüzde 30’la birlikte bu oranın yüzde 11’lere gerilediğine dikkat çekiyor. Çerkezoğlu, “Toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamı ise yüzde 7,8; özel sektörde yüzde 4,5’a kadar düşüyor: “Hadi iyi niyetli olalım yüzde 5 diyelim. Yani özel sektörde her 100 işçiden 95’i sendikayı bilmeden çalışıyor” diyor.
Çerkezoğlu’na göre engellerin başında ‘yetki itirazı’ mekanizması geliyor: Çerkezoğlu, durumu “Çoğunluğu alsanız da; işveren anında itiraz eder. 4-5-7 yıl süren davalar görüyoruz. Hepsini kazanıyoruz; ama döndüğümüzde ne işçi kalıyor ne işyeri. ‘İtiraz’ bekletici sebep olmaktan çıkarılmalı; masa kurulsun, gerçekten yetki yoksa sonra işlem yapılsın. Bir de yetkisiz mahkemelerde dava açıp süreci uzatıyorlar; İzmir’deki fabrika için Afyon’da dava gibi. İtiraz bekletici sebep olmaktan çıkarılmalı. Yetkisiz mahkemelerle sürecin uzatılmasına son verilmesi” çağrısı yaparak özetliyor.
Yeni çalışma biçimleri, platform ekonomisi ve güvencesizlik…
“Dünya değişti; işçi sınıfının yapısı değişti. Robotlar, yapay zekâ, platform ekonomisi. Moto kuryeler başta olmak üzere platformlarda çalışanların güvencesizliğine dikkat çekmek istiyorum” diyen Çerkezoğlu, kendisi de doktor olduğu için sağlık sektöründen örnek vererek, “Özel hastanelerde birçok doktor tek kişilik şirket kuruyor; işçi statüsünde görünmediği için sendikaya üye olamıyor. Taşeron ve sözleşmeli çalıştırma biçimleri yaygınlaştıkça örgütlenme zorlaşıyor” şeklinde konuşuyor. DİSK olarak üçüncü sendika olduklarını kaydeden Çerkezoğlu “Sendikalar arası rekabet yapmak istemem ama büyüme oranımız çok yüksek” diyor ve ekliyor: “Söylediğimiz sözün, yaptığımız işin etkisi mevcut üye sayımızın çok üzerinde. Hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm işçilere mesajımız; Türkiye’de hak, hukuk, emek mücadelesi verecekse bunun adresi DİSK'tir. ..”
TÜİK ile iki yıllık yargı süreci: “Madde fiyat listesini açıklayın”
İçinden geçilen döneme dair DİSK’in teşhisi net: Büyük bir bölüşüm krizi var. Çerkezoğlu, “Ürettiğimizin bölüşümünde adaletsizlik olağanüstü büyüdü. Türkiye asgari ücretliler ülkesi haline geldi; çalışanların yarısından fazlası asgari ücret ve civarında çalışıyor” diyen Çerkezoğlu, DİSK raporlarının yıllardır aynı fotoğrafı gösterdiğini vurguluyor.
DİSK-AR tarafından her aybaşında Ücret Kayıpları İzleme Raporu açıkladıklarını hatırlatan Çerkezoğlu, “TÜİK’in resmi verilerini kullanıyoruz. Raporumuz bu resmi rakamlarla bile enflasyonun ve vergi/ kesinti yükünün ücretler üzerindeki toplam etkisini hesaplıyor. 5 Ağustos’ta açıkladığımız raporda, toplam işçiler açısından hesaplandığında ilk 7 ayda 1 trilyona yaklaşan bir kayıp ortaya kondu. Bu, açık bir servet transferidir” diyerek, TÜİK’le yürüyen hukuki mücadeleyi de anımsatıyor. Çerkezoğlu, “TÜİK madde fiyat listesini açıklamıyor. İki yıldır DİSK ile TÜİK arasında yargı süreci var; istinaf ve Yargıtay dahil davaları kazandık. Son olarak İdare Mahkemesi’ne duruşmalı başvurduk; bir buçuk saat süren duruşmada neden açıklanması gerektiğini anlattık. Buna rağmen açıklanmıyor.”
“Atıl işgücü sınıflandırmasını pandemide kabul ettirdik”
TÜİK’in işsizlik verilerine de dikkat çeken Arzu Çerkezoğlu, “Genç işsizliği önce kabul edilmiyordu; on yıl boyunca söyleye söyleye pandemi döneminde ‘atıl işgücü’ sınıflamasıyla kabul ettirdik. Geniş tanımlı işsizlik AB ortalamasının üç katı. Bu geleceğimiz için çok önemli bir gösterge” diyor.
'Kıdem tazminatı son kale, bizi yıkmadan çıkaramazlar'
Arzu Çerkezoğlu, kıdem tazminatının fona devrini “kırmızı çizgi” olarak tanımlıyor: “2020’de konu Meclis’e getirildiğinde içeride Hak-İş lobi faaliyeti yürütürken biz kapıda eylem yaptık; büyük tepki oluştu ve geri çekildi. Bu geri çekilme bir daha gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Kıdem tazminatı bizim açısından son kale, bizi yıkmadan çıkaramazlar. Elimizden gelen her şeyi yaparız.” DİSK’e göre bir diğer önemli sorun ise kıdem tazminatında 12 Eylül’le getirilen ‘tavan’ uygulaması... Çerkezoğlu, “Yüksek enflasyon ortamında bazı işverenler kıdem tazminatını ödemiyor, bilerek geciktiriyor. Bunu adeta ucuz kredi gibi kullanıyor. En azından ortalama mevduat faizi üstünden faiz işletilsin ki işveren geciktirmeye yönelmesin. Bir de zorunlu arabuluculuk düzenlemesi var. İşçinin alacağının üçte biri–beşte biri gibi tutarlara razı ediliyor. Bu nedenle bakanlık önlem almalı” diyor.
DİSK’in 3 ciltlik tarihi 10 Eylül'de geliyor
Arzu Çerkezoğlu, DİSK tarihi üzerine üç ciltlik çalışma hazırladıklarını anlatarak, birinci cilt konfederasyonun 1967’den 1975’e, ikinci cilt 1975’ten sonraki döneme, üçüncü ciltin ise darbe ve DİSK davasına ayrıldığını belirtti. Çerkezoğlu, kurucu genel başkan Kemal Türkler’i anarak şunları söyledi: “Çok titiz bir çalışmayla tamamen belgeye bilgiye, mahkeme tutanaklarına dayalı bir şekilde hazırladık. 10 Eylül’de lansmanını yapacağız. Bu sadece bir sendikal dava değil, Cumhuriyet tarihinin de önemli davalarından biri. Gelecek kuşaklara bunu aktarmak istedik. DİSK, tarihini 1991’e kadar getireceğiz, sonrasını bizden sonraki kuşaklar yazsın.”
12 Eylül’ün 45’inci yılında ‘Emek Raporu’
DİSK’in eylül ayı gündemi çok yoğun. Sendika 5 Eylül’de İstanbul’da Eylül ayı Ücret Kayıpları İzleme Raporu’nu basın toplantısıyla açıklayacak. Aynı toplantıda, “Hayat pahalı, emek çok ucuz; gelirde adalet istiyoruz” sloganlı yeni örgütlenme kampanyası tanıtılacak. 10 Eylül’de DİSK Tarihi çalışmasının üçüncü cildi için lansman yapılacak. 11 Eylül’de ise bu yıl 24 Ocak Kararları’nın ve 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 45’inci yılı olması sebebiyle “Emek açısından 12 Eylül raporu” kamuoyu ile paylaşılacak.