Yaklaşık 1,5 milyar dolarlık büyüklüğü ile agentic yapay zeka yazılımı gerçekleştiren ve New York Menkul Kıymetler Borsası’nda (NYSE) işlem gören UiPath’in kurucusu ve CEO’su Daniel Dines, “Başarılı olacak insanlar, yapay zekâyla simbiyotik ilişki kurabilenler olacak” diyerek, Türkiye’nin yalnızca bir pazar değil, küresel dönüşümde stratejik bir ortak haline geldiğini vurguluyor.
Küresel iş dünyası, otomasyonun yeni bir evresine giriyor. Bu dönüşümü “agentic otomasyon” olarak tanımlayan Daniel Dines, yapay zekâ, robotlar ve insanın birlikte çalıştığı yeni bir iş modelinin şekillendiğine dikkat çekiyor. Romanya’nın başkenti Bükreş’teki ofislerinde bir araya geldiğimiz Daniel Dines’e göre bu model, yalnızca verimlilik artışı sağlayan bir teknoloji kullanımının ötesine geçiyor. Şirketler artık süreçlerini baştan sona yeniden tasarlamak zorunda. “Çıkış noktamız, insanların zamanını alan tekrar eden işleri yazılımlara devretmekti. Bugün geldiğimiz noktada ise sistemler yalnızca işleri yapmıyor, aynı zamanda süreçleri analiz ediyor ve yönlendiriyor” diyor.
Bu dönüşümde Türkiye’nin rolü ise ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Şirketin ilk yatırımını Türkiye’den aldığını hatırlatan Dines, bunun küresel büyüme yolculuğunda kritik bir eşik olduğunu ifade ediyor. Türkiye’yi yalnızca bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik ortak olarak konumlandırdıklarını belirtiyor.
“TÜRKİYE DÖNÜŞÜMDE ÜRETME KAPASİTESİYLE ÖNE ÇIKIYOR”
Türkiye’nin güçlü girişimcilik kültürü ve yetenek havuzuna dikkat çeken Dines, ülkede geliştirilen projelerin küresel ölçekte referans niteliği taşıdığını vurguluyor. Ona göre Türkiye, Doğu ile Batı arasında kurduğu köprü sayesinde yalnızca yerel değil, bölgesel bir merkez olma özelliği taşıyor. “Bugün Türkiye’de gördüğümüz dönüşüm projeleri, global ölçekte örnek alınabilecek seviyede” değerlendirmesini yapan Dines, bu kapasitenin önümüzdeki dönemde daha da belirginleşeceğini ifade ediyor.
OTOMASYONDA YENİ MODEL: BİRLİKTE ÇALIŞAN SİSTEMLER
Dines, otomasyonun geldiği noktayı üçlü bir yapı üzerinden anlatıyor: yapay zekâ ajanları, yazılım robotları ve insan. Bu üçlü yapı, tek bir orkestrasyon katmanında birleşerek süreçlerin daha esnek ve gerçek zamanlı yönetilmesini sağlıyor. Bu modelde yapay zekâ karar destek mekanizmasını oluştururken, robotlar operasyonel yükü üstleniyor. İnsan ise yönlendirme ve stratejik kontrol rolünü koruyor. Bu sayede şirketler yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme imkânı elde ediyor.
“YAPAY ZEKÂYI SORGULAYAN GELİŞİR”
Dines’e göre yapay zekâ ile kurulan ilişki, önümüzdeki dönemin en kritik belirleyicilerinden biri olacak. Bu noktada tek yönlü bir kullanım yerine, karşılıklı etkileşime dayalı bir yaklaşım öneriyor: “Yapay zekâ bazen size sürekli ‘evet’ diyen bir yapıya dönüşebilir. Bu nedenle ona doğru soruları sormak gerekiyor. Örneğin ben bir strateji oluştururken, ‘Rakibim olsaydın bana nasıl saldırırdın?’ diye sorarım. Bu yaklaşım, zayıf noktaları görmeyi sağlar.”
Bu yaklaşımın, iş dünyasında karar alma süreçlerini daha sağlam bir zemine oturtacağını belirten Dines, yapay zekâyı yalnızca bir araç değil, aynı zamanda eleştirel bir düşünme partneri olarak konumlandırıyor. “Bundan gerçekten faydalanabilenler çok hızlı ilerleyecek. İnsanlık tarihinin en hızlı ilerleme dönemlerinden birine giriyoruz” diyen Dines, dönüşümün hızına dikkat çekiyor.
2025’in en iyi icadı!
Bükreş’te Daniel Dines tarafından küçük bir apartman dairesinde kurulan ve 2015’te ilk yatırımını Türkiye’den Cem Sertoğlu’ndan alıyor. Merkezini kısa bir sürede New York’a taşıyan UiPath, New York Menkul Kıymetler Borsası’nda (NYSE) işlem görmeye başlıyor. Bugün 100’den fazla ülkede yaklaşık 11 bin kurumsal müşteriye hizmet veren küresel bir teknoloji şirketi olarak konumlanıyor. Şirketin 3,3 milyondan fazla geliştiriciden oluşan global ekosistemi bulunuyor. 1,5 milyar dolar civarında gelire sahip olan UiPath’in Platformu, Ekim 2025'te TIME tarafından 2025'in En İyi İcatlarından biri olarak seçildi.
SUNEXPRESS, 24 BİN GÜN/İNSAN TASARRUF SAĞLADI
Türkiye’de geliştirilen yapay zekâ ve otomasyon projeleri, küresel ölçekte daha fazla görünürlük kazanıyor. Son iki yılda Türkiye’nin en büyük şirketlerine de hizmet veren UiPath’in Bükreş’teki merkezinde SunExpress yönetimi ile de karşılaşıyoruz. Türk Hava Yolları ve Lufthansa ortaklığında kurulan ve Frankfurt-Antalya merkez ofislerinde yönetilen SunExpress, UiPath ile geliştirdiği projelerle 300’den fazla süreci otomatikleştirerek toplamda 24 bin günden fazla zaman tasarrufu sağladı. SunExpress CIO’su Mustafa Eğilmezbilek, 2021 yılında robotik süreç otomasyonu ile başlayan dönüşümün, bugün yapay zekâ ajanlarıyla desteklenen daha kapsamlı bir yapıya evrildiğini belirtti. Özellikle düzensiz uçuş yönetimi, ekip konaklama planlaması ve grup satış süreçlerinde otomasyonun aktif olarak kullanıldığını ifade eden Eğilmezbilek, yılda yaklaşık 2 bin 500 operasyonel sürecin bu sistemle yönetildiğini aktardı. Şirket bünyesinde 30 “citizen developer” tarafından desteklenen yapı sayesinde binlerce e-posta otomatik analiz edilirken, uçuş ekiplerinin planlaması da daha hızlı ve hatasız şekilde gerçekleştiriliyor. Elde edilen toplam kazanımın 9 bin günü ise yalnızca son bir yıl içinde sağlandı.
Türkiye’nin güçlü girişimcilik kültürü ve yetenek havuzuna dikkat çeken Dines, ülkede geliştirilen projelerin küresel ölçekte referans niteliği taşıdığını vurguluyor. Ona göre Türkiye, Doğu ile Batı arasında kurduğu köprü sayesinde yalnızca yerel değil, bölgesel bir merkez olma özelliği taşıyor. “Bugün Türkiye’de gördüğümüz dönüşüm projeleri, global ölçekte örnek alınabilecek seviyede” değerlendirmesini yapan Dines, bu kapasitenin önümüzdeki dönemde daha da belirginleşeceğini ifade ediyor.
"Türkiye, bölgesel otomasyon üssü haline geliyor"
Türkiye, otomasyon ve yapay zekâ alanında bölgesel bir merkez olma yönünde ilerliyor. UiPath’in Türkiye CEO’su Tuğrul Cora, Türkiye’nin Doğu Avrupa ve Orta Asya’yı kapsayan geniş bir coğrafya için stratejik konumda olduğunu belirtti. Cora’nın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de 2 binden fazla sertifikalı geliştiriciden oluşan bir ekosistem bulunuyor. Yaklaşık 400 kurumla yürütülen çalışmalar; bankacılıktan sigortaya, üretimden e-ticarete kadar geniş bir sektör yelpazesine yayılıyor. Kamu ve özel sektörde 20’den fazla banka ile sigorta sektöründe 30’dan fazla şirket bu ekosistemin parçası konumunda. Türkiye’de otomasyon çözümleri birçok sektörde aktif olarak kullanılırken, yapay zekâ destekli doküman işleme teknolojileri de yaklaşık 100 kurum tarafından tercih ediliyor. Bunun yanı sıra, yapay zekâ ajanları ile süreç orkestrasyonunu bir araya getiren yeni nesil çözümler, 10’dan fazla Türk şirketinde uygulanmaya başladı. Cora, yıl içinde bu teknolojilerin kurumların kendi veri merkezlerinde çalışmasını sağlayacak “on-prem” modelin de devreye alınacağını belirtti. Bu adımın özellikle veri güvenliği ve regülasyonların belirleyici olduğu bankacılık, sigorta ve kamu gibi sektörlerde kullanımın yaygınlaşması açısından kritik bir eşik oluşturması bekleniyor.
